Türkan Saylan’a 83. doğum günü mektubu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türkan Saylan’a 83. doğum günü mektubu

13.12.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Hukuku hiçe sayanlar bir gün hukuka muhtaç kalırlar. Tarih böyle söylüyor. Hukukun var olduğu yeni ülkemiz ve yaşınız olsun...

Dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Türkan Saylan, her yıl, 13 Aralık doğum gününüzde size mektup yazıyorum.
2016 yılında size yazdığım mektupta 15 Temmuz’da gerçekleşen darbe girişimi dahil, öncesini ve OHAL sürecindeki son gelişmelerini aktarmıştım.
Anayasa referandumu sonrası 24 Haziran 2018 tarihinde bir seçim yaşadık. Cumhurbaşkanı ve milletvekillerini seçtik.
Sonrasında ülkemiz Cumhurbaşkanı kararları ile yönetilmeye başlandı. Milletvekillerinin demokrasiye katkısı neredeyse yok oldu.
Eskiden padişahlıklar, krallıklar, monarşiler, oligarşiler yaşanmıştı. En sonunda insanlık parlamenter demokrasiye geçmişti. Parlamenter demokraside insanlar ve insan hakları en değerli görülürdü. Eşit haklar içinde değerlendirilirdi kişiler. Hukuk, sorumsuzlukların sınırı olarak bilinirdi. Yargı, seçimle işbaşına gelenleri seçmen adına denetlerdi. Demokrasi, yönetilenlerin yönetenleri hukuk ile denetleyebildiği sistemin adı idi.
Dünyamızda yaşananlar şöyle;
Dünyada şimdi yeni bir sistem egemen olmaya başladı. Adını da ben koyuyorum. “Parlamenter faşizm”.
Faşist yönetimlerde tek kişi egemenliği ya atadan gelir, ya da güç ile gelirdi. Günümüz dünyasında tek kişi egemenliği seçimle geliyor. Seçimi kazanan kişiler gücü ele geçirdikleri anda, insanları “bana oy verenler/ vermeyenler” diye bir ayırmaya, kendilerine oy verenleri kayıran, diğerlerini de gerekirse ırkıyla, gerekirse diniyle, mezhebiyle yok sayarak tek otorite haline gelmekteler.
Ülke yönetenler, ülkelerinin adıyla değil, neredeyse ülkeler, yöneten tek adamların isimleri ile anılır hale geldi. Çözüm için iktisadi savaş ve silahlı savaş dışında bir uzlaşma ortamı olmadığı inancını ortaya koymaktalar.
Ülkemizde olanlara geçersek;
Sayıştay kamu harcamalarını denetler. Tespit ettiği yolsuzluk ve kayıplar milyarlarla ifade edildi. Hukukun egemen olduğu bir ülkede yer yerinden sarsılır ve birçok ilgili ve bakan istifa ederdi. Tespitler var ama tespit edenler uzaklaştırılıyor görevden.

Atatürk’e saldırıldı
Çocukken okuduğumuz bir andımız vardı. Andımızın okullarda okunması yasaklanmıştı. Danıştay yasaklama kararını hukuka aykırı buldu. Aman bir saldırı, bir saldırı. Bir hukuk devletinde yargı kararı tartışılamazken bu kararın tanınmayacağı açıklandı. Türküm, doğruyum, çalışkanım demek aşağılandı. Danıştay üyeleri ile ilgili birçok hakaretâmîz ifade kullanıldı. Atatürk’e saldırıldı.
Yetmez gibi, Diyanet İşleri Başkanı, akli melekeleri yerinde olmadığı raporlanmış ve Atatürk’e olmadık hakaretler yapan birini resmi kıyafeti ile ziyaret etti. Atatürk’e hakaretler ve heykellerine saldırılar neredeyse suç olmaktan çıkartıldı.
Sizi üzecek haberlerden bir tanesini daha yazarak son vereyim mektubuma. Sizin “kızlarımız okusun, berdel verilmesin” çabalarınıza inat, son 18 ayda 22.000 çocuk hamileliği tespit edildi ülkemizde. Yani her gün 40’dan fazla çocuğumuz, daha kendileri çocukken anne olmaya zorlanmış.
Ama her şeye rağmen güzel şeyler de oluyor.
Sizin o hasta halinizle Ergenekon terör örgütü üyesi diyerek evinizi sabah 5’te basmışlardı ya. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yöneticileri beraat ettiler. Bazı sanıklar hakkında süren davada da savcının esas hakkında mütalaası ile davanın temelsiz olduğu tekrar tescil ediliyor.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde, Cüzzamla Savaş Derneği’nde okul giderlerini karşılayamayacak kızlarımız öncelikli olmak üzere çocuklarımız için aynı çabalar sürdürüyoruz. Cüzzamla Savaş Derneği’nde tadilat yaptık ve bir anı evi oluşturduk. Sizin bir hastanız ile birlikte balmumu heykelinizi de koyacağız. Ziyaretçiler sizin o sıcak yüreğinizi yakından görsünler istedik.
Hukuku hiçe sayanlar bir gün hukuka muhtaç kalırlar. Tarih böyle söylüyor. Hukukun var olduğu yeni ülkemiz ve yaşınız olsun.
Sizi çok özledi geleceğin aydınlık ışığı çocuklarımız.
Çok özledik.
İyi ki doğdunuz, iyi ki vardınız, iyi ki varsınız.

AV. HÜSEYİN KARATAŞ

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizmin değişmeyen hedefi - Hamdi Yaver Aktan

“1970 yılının nisan ayında, Türkiye’de eylem içinde bulunan ve gençlik önderi durumunda olan gençlerle bir toplantı yapmıştık.

Devamını Oku
06.05.2026
Şafağın getirdiği acı - Abdullah Yüksel

Mayıs ayının başlarında, şafağın erken söktüğü sessiz ve açık bir geceydi.

Devamını Oku
06.05.2026
Sisyphos’un bacağındaki el - Metin Devrim

18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.

Devamını Oku
06.05.2026
Petrodolar sistemi bitiyor mu? - Fikret Bayır

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu.

Devamını Oku
05.05.2026
Yeni Sayıştay Kanunu ve Sayıştay ’ın görevleri - Turgut Aşçı

Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) 1862’de Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet gelir ve giderlerini denetleyen, günümüz Sayıştay’ının temeli olan en yüksek mali denetim ve yargı kurumu olarak kurulmuştur.

Devamını Oku
05.05.2026
Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026