Kişilerin, değer yargıları, bakış açıları yaklaşımları, olayları değerlendirmesinde, yorumunda etkili olur. İttifaklar, kesin ortak çıkar birliği olmadığı sürece güçsüzdür. Trump, ittifakların zaafını, güçsüzlüğünü net şekilde kanıtlamıştır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman, SSCB yayılmacılığını durdurmak, engellemek üzere “Truman doktrini” çerçevesinde SSCB’yi kuşatma (containment) politikasını başlattı. NATO bu politikanın ittifakı, örgütüdür.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, 4 Nisan 1949’da Washington’da Kuzey Atlantik’te kıyıları bulunan ABD, Belçika, Büyük Britanya, Danimarka, Fransa, Hollanda, İzlanda, Kanada, Lüksemburg, İtalya arasında Kuzey Atlantik bölgelerinde barış ve güvenliği korumak, istikrar ve huzuru geliştirmek amacıyla imzalandı. Türkiye, 1955 yılında NATO’ya dahil oldu.
NATO’nun kurucusu ABD’nin günümüzdeki başkanı ise NATO’dan çıkmakla üyelerini tehdit ediyor; bir NATO üyesi Kanada’yı eyalet haline getirmeye, diğer bir kurucu üye Danimarka’dan Grönland’ı satın almaya ya da işgale kalkışıyor; “ABD’siz NATO=kâğıttan kaplan” benzetmesi yapıyor. İzlanda’yı da eyalet yapma istekleri dile getiriliyor. NATO’ya barışı, huzuru, güvenliği koruma konusunda güvenemezsiniz. Sizi kullanır, destek duyduğunuzda da yalnız bırakabilir.
SSCB’nin dağılmasından sonra Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, 1996 yılında bir araya gelerek NATO’ya, bir yönden de AB’ye alternatif olarak bir birliğin nüvesini oluşturdular. 2001 yılında Özbekistan’ın da katılımıyla birlik Shangay Cooperation Organisation (SCO), Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) unvanını aldı. Örgüt, ABD’nin İran’a saldırısında İran’ı desteklemesi gerekirken duyarsız kaldı. ABD’nin Ortadoğu’ya yerleşmesi, ABD’nin rekabette üstün duruma geçmesi sonucunu doğuracağından tepki verilmesi gerekirken adeta seyirci olundu.
Barış söylemlerine karşın RusyaUkrayna; ABD-İran savaşları sürüyor. Trump’ın zaman zaman ateşkes çağrıları, ara verme (time-out) mola gibi görülebilir. Barış isteniyor ama Rusya, Ukrayna’da, ABD de İran’da, prestij, ekonomik, siyasal kayıplara uğruyor. Bu da madalyonun öbür yüzü. İki süper güç en azından yıpranıyor.
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamaları da tepki görüyor. Aslında Barrack, niyetleri, gözlemlerini dışa vuruyor. Gerçekten emperyalizm, monarşi ile işbirliğini yeğler. Monarşi ile işbirliği, ittifak, daha uzun süreli, bağlayıcı, etkili olur.
Barrack, Erdoğan-Netanyahu karşılıklı söylemlerini, siyasi retorik olarak yorumluyor, açıklıyor. Retorik kavramı Aristo (Aristoteles) konuşmacıların, kanıtlama amacıyla dinleyicilerin duygularını kışkırtmak, etkilemek için kişisel otoritelerini kullanmaları olarak tanımlar. Barrack sert söylemleri, polemiği siyasal gösteri olarak niteliyor.
Tam bağımsız, bağlantısız Türkiye savı, yalın, özenle incelenmemiş, ütopya olarak görülebilir. İttifaklara dahil olmak, başat, dominant konumda değilseniz tam bağımsızlıktan feragati gerektiriyor, uydulaştırıyor, itibar zedelenmesi sonucuna yol açıyor ama tam güveni, güvenirliliği de sağlamıyor.
İttifaklar dışı bağımsızlıkta neye güvenecek dayanacaksınız? Mustafa Kemal Paşa yola çıkarken ülkenin vatanperver, onurlu, özverili, dürüst, gayretli insanlarına güvendi. Tam bağımsızlık idealinde ülkenin vatanperver, onurlu, özgür yaşamak isteyen insanlarına güveneceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ideali uyduluk değil, tam bağımsız, bağlantısız, özgür Türkiye olmalıdır.