Türkiye’nin sorunları katlanarak artıyor - Av. Umut AKDOĞAN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türkiye’nin sorunları katlanarak artıyor - Av. Umut AKDOĞAN

04.07.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen garip yapıdan ülkemiz için ilerleme beklemek romantikliktir. Şahsın keyfine bağlı bu sistem, o keyif için ülkemizi çürüttü. Bu çürümüşlükte en kötü koku, ekonomiden geldi. Sonra da göçmen, mülteci, sığınmacı diye ifade edilen geçici koruma statüsündeki yabancılardan. Bu otoriter yapıdan mutsuz olanlar, yüzde 60’ın üzerinde. Sadece anketler değil, karış karış gezdiğimiz sokaklar da aynısını söylüyor.

Umudu örgütlerken asıl kritik olan nokta, ortak dildir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çok yoğun bir çalışma programıyla toplumun tüm kesimleriyle bir araya geliyor. Helalleşme gibi son yılların en önemli barış projesini, tüm sorunlarımızla yoğurarak kamuoyunun takdirine sunuyor ve ilgi görüyor. Ortak dil, tam da burada devreye giriyor. Ekonomideki sorunlara, çözüm önerileri de sunuluyor. Kurumsal Reform Komisyonu, bunun ortak dilini oluşturuyor. Seçim Güvenliği Komisyonu, seçim öncesinde, esnasında ve sonrasında birlikte neler yapılacağının formülünü üretiyor. Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu tüm bu ortak dili, yasal alana aktarma çalışmalarını yapıyor. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Yol Haritası Komisyonu ise demokratik hukuk devletine geçiş yolunu planlıyor. Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde yapılan toplantıda, Türkiye’nin kanayan yarası, en çok ortak dile ihtiyaç duyulan alanlardan göç politikası konusunda, bir komisyon kurulması kararlaştırıldı. Sadece iktidara giden yol değil, sonrasındaki süreç de ilmek ilmek örülüyor.

‘GAYRI YETER’

Her baskının ve kötü gidişin, insanlara “gayrı yeter” dedirtecek bir seviyesi vardır. Bu, otoriter yönetime karşı, duyguları harekete geçirecek yapıların, dünya görüşü birbirine uzak siyasi partilerin bir araya gelmesiyle mümkündür. 6’lı masadan çıkacak olan da otoriter yönetime karşı demokratik mücadele ve bunun ortak dilidir. Farklı düşüncelerin uzlaşması, tartışmalarla ortaklaşması, bunun bir dille ifade edilmesi ise otoriter yönetimlerin en çok korktuğu şeydir. Artık bu iş oldu. Yapılan her çalışma, toplumdaki büyük umudu da körüklüyor. Ortak dilin mimarları, ilk seçimde bu dili devlette ve ülkemizin yönetiminde egemen kılmak için iktidarı devralacaklar. Demokratik hukuk devleti ve bu uğurda ortak dili egemen kılma çalışmaları, gelecekte tarih kitaplarına altın harflerle yazılacak. “Evrende ahlaki yönde sarf edilen çabalar, tümüyle kaybolup gitmez” diyen Zweig’ın dediği gibi bu çabalar kaybolup gitmeyecek, güzel günleri müjdeleyecek.

AV. UMUT AKDOĞAN

CHP PARTİ MECLİSİ ÜYESİ

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026