Ülkemizin beka sorunu: Sığınmacılar - Prof. Dr. Kaya Özgen
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Ülkemizin beka sorunu: Sığınmacılar - Prof. Dr. Kaya Özgen

29.08.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD’nin girdiği her ülkeye büyük zararlar vererek ayrıldığı biliniyor. Afganistan ve Irak’ın işgali, son olarak Suriye’deki varlığı. Bu bağlamda bizim yöneticileri de “BOP eş başkanlığı” diye dolduruşa getirip bir bataklığa sürüklediler. Nasıl çıkılacağı da belirsiz bir bataklık. “Kardeşim Esad” bir anda “katil Esed”e dönüştü. Oysa Esad, devletinin kimliğini korumaya çalışıyordu.

Ortaya çıkan kargaşada iktidar, başını sonunu düşünmeden “ensar” diye diye sınırları açtı; akın akın kontrolsüz “büyük göç” başladı. Sığınmacı almanın belli kuralları vardır. Sayıları sınırlı ve kayıtlı olur. Bizim durumumuzda kesin sayı bilinmese de resmi rakamlara göre 3 milyon 105 bin 539 kişi kayıtlı Suriyeli sığınmacıdan söz ediliyor. Bu durum artık bir tür istiladır.

Günümüzde yaşanan sorunların giderek artacağı, sığınmacılar geri gönderilmezlerse çok uzak olmayan gelecekte demografik yapının bozulacağı ve çok daha büyük sorunlar yaşanacağı bir gerçektir. Bu yetmezmiş gibi, birçok ülkeden kaçak göçmen, ellerini, kollarını sallayarak ülkemize girdi. ABD Afganistan’ı karıştırıp Taliban’a terk ettikten sonra, bölgede desteklediği grupların bir bölümü ülkelerine gitti; gidemeyenler İran’ı da geçerek gruplar halinde ülkemize girdi; nerede oldukları bilinmiyor, haklarında yeterli kayıt ve bilgi yok. 

Belirtilen ülkelerin dışında daha az sayıda da olsa Özbekistan, Kırgızistan, Afganistan, Pakistan ve Afrika’dan gelen kaçak göçmenler de cabası! Bu durumda ülkemiz adeta “Birleşmiş Milletler Mülteci Kampı”na dönüştü; hem de tüm yurdu kapsayacak şekilde.

Siyasal iktidar, Suriye devletine karşı ayaklanan ÖSO benzeri terör örgütlerine de destek verdi, maaşa bağladı. Şimdi yaşanan bunca kargaşanın sonunun nereye varacağı bilinmiyor. Buna karşın arada bir Batı ülkelerine “Sınırları açarız” diyerek tehdit savruluyor.

DEMOGRAFİK TEHDİT

Sığınmacılara sağlanan imkânları da unutmayalım. 2022 yılı rakamlarına göre Suriyelilere yaklaşık 97 milyon poliklinik hizmeti verilmiş, 3 milyonun üzerinde yataklı tedavi hizmeti sunulmuş, yataklı tedavi hizmetinin yanında 2.6 milyon ameliyat yapılmış. İlaçlar da ücretsiz. Türk vatandaşının sağlığına gelince 3-5 ay sonrasına gün veriliyor; ölmez de sağ kalırsa...

Klasik söylemle, ülke yol geçen hanına döndü. Öyle ki halkımız arasında, “Araplar için darphane, Bulgarlar için AVM, Suriyeliler için doğumhane, Türkler için tımarhane” söylemi yayılır oldu.

Kendi öğrencilerimizden esirgenen haklar, sığınmacı öğrencilere bol keseden veriliyor. Sınava girmeden üniversitelere giriyor, burs ve yurt olanaklarından yararlanıyorlar. Bizimkilere gelince ihtiyaç sahiplerine “kredi” veriliyor, yurtlarda yer bulmaları da çok güç.

Ülkemize daha önce Yugoslavya ve Bulgaristan’dan daha az sayıda soydaşımız göçmen olarak gelmişlerdi. Onların bile topluca bir yere yerleşmelerine izin verilmedi, yurt geneline dağıtıldılar. Onlar bizim insanlarımızdı, ülkeye hızlı uyum sağladılar. Şimdiki durumda sığınmacıların Fatih, Esenyurt, Bağcılar, Sultangazi, Küçükçekmece gibi ilçeleri adeta işgal ettikleri biliniyor. Öyle ki bu bölgelerde yurttaşlarımız tutunamaz olup taşınmak zorunda kalıyorlar. Sığınmacılar kendi marketlerini kurup tabelalarını asıyor, vergi vermeden çalışıyorlar. Tarihi Malta Çarşısı, Suriye çarşısına dönüşmüş durumda, ne denetim var ne de ceza.

Ülke çıkarları ve geleceğimiz açısından mevcut durumun sürdürülmesi mümkün değildir. Geçen aylarda Kayseri’de çıkan olaylar geleceğe ışık tutar nitelikte; toplum pimi çekilmiş bomba gibi, patlamaya hazır. Bu bağlamda 1.5 milyon nüfuslu Kayseri’de sayısı 120 bini aşan sığınmacının bulunması durumun vahametini gösteriyor.

SONUÇ

Sığınmacılara sağlanan haklar ve harcandığı söylenen milyarlara karşın, halkımızın büyük bölümünün yaşadığı yokluk/yoksulluk büyük bir çelişki. Bunun 31 Mart seçimlerine de yansıdığı kabul edilmektedir.

Ülkenin bu kadar çok sayıda sığınmacıyı barındırmayı sürdürmesi mümkün değildir; bir an önce ülkelerine geri gönderilmeleri planlanmalıdır. Vatandaşlık verilmesi olanağına da son verilmelidir. Suriyelilerin büyük bölümünün bayramlarda ve özel günlerde ülkelerine gidip geldikleri düşünüldüğünde geri gönderilmelerinin büyük bir sorun olmayacağı kabul edilmelidir. 

Bu arada Suriye Devlet Başkanı Esad, yurtdışında olup altı ay içinde malına sahip çıkmayanların mülklerine el konacağını ilan etmiştir. Bu fırsat değerlendirilmeli, zaman yitirmeden harekete geçilmelidir; bu bağlamda asıl “normalleşme”nin Suriye ile ilişkilerde olması gereği ortaya çıkmaktadır. Böylece ülkenin sırtından büyük bir yük kalkmış olacaktır. Bunca anlamsız/gereksiz didişmelerin sonunda, bir hiç uğruna verdiğimiz şehitlerimizin acısıyla kalacağız.

Yazarın Son Yazıları

‘Özgürlük tam olmalıdır, her alanda ve herkes için’ - Cevat Bayrak

Felsefeci, dilbilimci, eleştirmen, şair ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert bundan 48 yıl önce, 11 Temmuz 1978’de Ankara’da sabah saatlerinde alçakça düzenlenen silahlı saldırı sonucu öldürülmüş; eşi Maria ise ağır yaralanmıştı.

Devamını Oku
11.07.2026
Kütahya- Eskişehir muharebeleri: 105. yıl - Hüner Tuncer

Yunanların büyük bir saldırıya hazırlandıkları tarihlerde Türk ordusu, İnönü-Kütahya-Döğer hattında dört grup halinde toplanmış bulunuyordu.

Devamını Oku
10.07.2026
Şeyh Sait isyanı ve Ümit Özdağ’a açılan dava - Hakkı Keskin

Geçen günlerde “Şeyh Sait’in hatırasına hakaret” iddiasıyla Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Zafer Partisi Genel Başkanı Dr. Ümit Özdağ’a, 87 gün hapis cezası karşılığı olarak 8 bin 700 TL para cezası verildi.

Devamını Oku
10.07.2026
Gülüşü kaybolmayan halk yenilmez - Cem Alptekin

Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde geçen “600’lü yıllarda dördüncü kitaba son kitap demek iddialı bir çıkış” şakası, tam da felsefi ve sosyolojik anlamda dinsel bir dogmanın insan zihni ve zaman algısı üzerindeki etkisiyle oynayan bir kara mizah örneğidir.

Devamını Oku
09.07.2026
1961 Anayasası 65 yaşında - Kemal Anadol

Belleğim 65 yıl öncesine gidiyor!

Devamını Oku
09.07.2026
Mutlak butlan ve Yargıtay - Mustafa Kıcalıoğlu

Ana muhalefet partisi CHP’nin seçilmiş yönetimini görevden alan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin “mutlak butlan” olarak açıklanan kararı, kamuoyunda çok büyük tartışmalara yol açtı.

Devamını Oku
08.07.2026