Toplumsal cehalet
Öner Yağcı
Son Köşe Yazıları

Toplumsal cehalet

19.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sokak röportajında “Hükümete oy verip muhalefetten hesap soran bir toplum” olduğumuzu söylüyor biri.

“Kâğıda zammı umursamayan ama tuvalet kâğıdına zam gelince bağıran bir toplum olduk” diyor bir başkası.

Bu gerçeklik, Nâzım Hikmet’in “Kabahatın çoğu senin, canım kardeşim” dizelerini, Mahzuni’nin Oy Babo (“Cehalet aklım uçurdu”) türküsünü ve “cehalet” sözcüğünü düşündürdü bana.

Cehalet deyince, mimarlık, toplum, kent, kültür, sanat üzerine imza attığı sayısı 30’u bulan kitabının yanı sıra Cumhuriyet Kitapları’nda Çağdaşlaşma Sancıları, Türkiye’nin Bağımsızlık Savaşı, Gelecek, Kendini Öğrenemeyen Toplum, Yarını Baştan Tanımlamak, Boyut Yayıncılık’ta Doğan Kuban Yazıları Antolojisi (2 c.), Kırmızı Kedi’de Umutsuzluk Yakışmaz adlı kitapları yayımlanan Herkese Bilim ve Teknoloji dergisinde onlarca yazı yazan bir bilgeyi, Doğan Kuban’ı (1926-22 Eylül 2021) düşündüm ve onun cehalet üzerine yazdıklarından bir seçme yaptım.

CEHALET BİR BİRİKİMDİR

“...Cehalet... öğretimsizlikten, öğretimsizlik öğretilecek bir şey olmamasından değil, bilginin var olmamasından ya da varlığının zararlı görülmesinden kaynaklanır.

...Her an öğrenilecek bir şey olan bu dünyada, öğretecek bir şey bulmayanlar ya aptal ya da önyargılıdır. Hiçbir insan o kadar aptal olamayacağına göre, bilgiyi dışlama coğrafi ya da tarihi, beyinde damar tıkanmasına benzer toplumsal aklın tıkanmasıdır.

...Osmanlı döneminde geri kalmanın tek bir nedeni vardı: Bizim dışımızdaki dünyaya bağımsız bir varlık olarak bakmamak, başka bir deyişle 18. yüzyıla kadar Diyar-ı Küfr cahili olmak. Bunun bir nedeni dinse, bir nedeni cehaletti.

...Osmanlı tarihi tümüyle cehaletin hizmetinde biçimlenmiştir. İç nedenlerle bazen yozlaşan bir otokrasi, toplumun kul yani köle statüsü, dinin şeriata dönüşmesi, kentlileşmemiş toplum, toplumu aydınlatacak bir ulusal ordu olmaması, bürokrasi ve edebiyat dilinin halk dilinden farklı oluşu bu nedenlerin başında gelir.

...Osmanlı toplumunda büyük çoğunluğu köyde oturan insanlara öğrenme olanağı açık değildi. Okuma yazma bilmeyen ve okulu olmayan köylerde yaşayanların öğrenme çarkına girmeleri olanaksızdı.

...Cahil ve cehalet sözcükleri Osmanlı döneminden kalan en büyük mirasımızdır.

...Osmanlı cehaletinin tortusu toplumun bazı kesimlerinde yaşamağa devam ediyor.

...Osmanlı cehalet mirasının taşınması bu çağda olanaksız bir yüktür. Bu toplum 100 yıl öncesine kadar okumuyordu, okuyanlar da zaten kitap bulamazlardı.

...Okumayı bilmedikleri bir dille yazılan Kuran’ı da okumadılar. Kuran, muska gibi bir kenarda dururdu. Okumayı biraz sökenlerin okudukları Mızraklı İlmihal kitaplarını anımsıyorum. Halka namaz, oruç, hac ve dinin farzlarını anlatır, Allah’a ve Peygamber’e inançlarını vurgulatırdı. Halkın maksimum din bilgisi budur.

...Toplum dindardır ama kendi dinini ve tarihini bilmez. Milliyetçi olanları var, milletinin tarihini bilmez. Padişahçıdır, padişahın anasının Türkçe bilmediğini bilmez. Padişahın Türk olmayı istemediğini de bilmez. Bu toplum tutucu imiş, peki neyi tutuyor?

...Bugünlerde okullarda bazı derslerin kalkması toplumun cehaletinden değil, cahil kalmış karar mekanizmalarından kaynaklanır.

...Üniversiteye sıçrayan cehalet insanın kanını donduruyor.

...Cahilin özelliği, kolay yönlendirilmektir, bağnaz, kışkırtılan cahildir. Sömürülmek de bunun doğal sonucudur.

...Ayağımızın altındaki karanlık uçurum, toplum dokusunun onulmaz cehaletidir. Hızla, çürüme aşamasına geldiğimizin farkında mısınız?”

CEHALETİN SORUMLUSU İKTİDARLARDIR

Bugün hâlâ uygar toplum olamayışımızın sorumlusunun “Osmanlının cehalet mirasına sahip çıkan”, “İnsanların gözlerini açmasına olanak tanımayan ve 1950’den bu yana iktidarda olanlar, onların yardakçıları” olduğunu söyleyen Kuban, her şeye karşın umutsuzluğun insana yakışmadığını vurguladı hep:

“İyimser olmak zor. Fakat her fırtınadan sonra güneş açtığını biliyorum.”

Yazarın Son Yazıları

İnsana yakışan

Yaşadıklarımız; Osman Selim Kocahanoğlu’nun deyişiyle “tarihin doğurduğu adam”ın emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin yok edilmesini de içeren haritanın gerçekleşmesi adımlarıdır.

Devamını Oku
30.05.2026
İki dost aydına armağan kitap

47 yıllık öğretmenliğine yarım yüzyıl boyunca gazete ve dergilerde yazılar; yurdun pek çok yerinde konferanslar, sunumlar, radyo ve TV programları, dergi yöneticilikleri ve sayısı 50’ye ulaşan kitap ekledi Ahmet Özer (d.1946). Ayrı Beraberlikler, Günle Dokunan, Gecenin Kanayan Yerinden, Söyle Yüzüm Tanığımsın, Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün, Aşkın Taçyaprağı, Sözümüz Vardı, Bir Şehrin Boynundayız, Kardeş Yağmurlar, Suları Çekilen Nehir, Denizin Sesiyle, Ne Zaman Nerdeyiz ve Mordoğan (toplu şiirler) adlı şiir kitaplarına imza attı.

Devamını Oku
23.05.2026
Öğretmen yetiştirme

Profesyonel kamu görevi niteliğindeki öğretmenlik mesleğinin Fransız Devrimi’nin ürünü olduğunu söyleyen Dr. Niyazi Altunya, Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme Deneyimi 1848-2018 (Öğretmen Dünyası) adlı yapıtının girişinde şöyle diyor: “Öğretmenlik mesleği ile öğretme sanatı aynı şey değildir.

Devamını Oku
16.05.2026
Eğitim ve öğretmen

Eğitimdeki depremin eğitimin öznesi öğretmenlerin saygınlığını yok ederek sürdüğünü gören eğitimcilerimiz sürekli yazıyor.

Devamını Oku
09.05.2026
Özne öğretmen

İtalyan müdürün saygısız, kaba davranışlarıyla karşılaşan İstanbul Beyoğlu’ndaki Özel İtalyan Lisesi’ndeki Türk öğretmenler; ders, nöbet, toplantı, ek ders ücreti konusunda ayrımcılığa uğradıkları, okul yönetiminin öğretmenliğin saygınlığını yok ettiği gerekçesiyle başlattıkları grevi iki aydır sürdürüyor.

Devamını Oku
02.05.2026
Emperyalizmin ahlakı

Tüm dünyada emperyalizmin süslerle gizlediği kokuşmuş ahlakının açığa çıkışı yaşanıyor.

Devamını Oku
25.04.2026