Başlangıç noktası: Denge denetleme yıkılınca varılan yer
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Başlangıç noktası: Denge denetleme yıkılınca varılan yer

13.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Demokrasiye zerre inanmayanlar, iktidara gelince adım adım mutlak iktidarlarını kurmak için kolları sıvarlar. Hiç şaşmayan politik çizgileri, izledikleri otoriterliğe/otokratlığa giden patikaları tüm dünyada budur.

AKP lideri bunu peşinen ilan etmişti:“..Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz” ve “Demokrasi amaç değil araçtır. Biz yeni bir İslam medeniyeti kuracağız” demişti. (www.youtube.com/ watch?v=qY52kEMQyBA)

Gayet açık seçik, hiç saklamadan, daha iktidara gelmeden bunu ilan ettiler. Bu açıklamalar şu demekti: İktidara gelince orada ebedi kalırız, kalmak için her şeyi yaparız, ülkeyi adım adım değiştiririz.

Biliyorum diyeceksiniz ki yeni bir şey söylemiyorsun bunu biliyoruz.

Geriye bakıp iktidarın binbir neleri yıkarak bugüne geldiklerini anımsamak istedim. Belki unuttuğumuz noktalar vardır.

Trump’ın da aynı yolu izlediğini görüyorum. Bunu ayrı yazacağım.

AVRUPA İNANDI, SANDI Kİ..

Peki bugünkü keyfi, hemen herkesi toptan gözaltına altına alabilecek (sinema TV oyuncularında görüldüğü gibi) bir güce ulaşmanın başlangıç noktası nedir?

Şüphesiz devlet içindeki kurumların bir bir yıkılmasının veya hepsini tek adama bağlayan sürecin çok sayıda kilometre taşı var.

İlk başta belki de ileride yapacaklarına meşruiyet sağlamak için Avrupa Birliği ile ilişkilerini, desteklerini sağlaması geliyor. Avrupa, İslami karakterli bir partinin bal gibi demokrat olabileceği hayaline kapıldı. AKP, bunun için de kuruluşunu, sonradan hepsini tasfiye edeceği gerçekten demokrasiye inanmış hatta sosyal demokrat insanları da almıştı.

İki hafta kadar önce, AKP iktidarının otoriterliğine karşı bildiri yayımlayan aydınların, “kanaat önderleri”nin çoğu, AKP iktidarının her adımına, yargıyı ele geçirmesine bile onay veriyor ve AKP’ye otoriterliğe giden yolda meşruiyet sağlıyordu.

Atatürk, Kemalizm lanetleniyor ve dolayısıyla ülkede yeni bir İslami anlayışa dayanan merkeziyetçi otokrat bir yapıya kapılar açılıyordu. Şüphesiz, RTE “Hazreti Eyüp sabrıyla” programını adım adım devreye sokuyordu.

2005 DÖNÜM NOKTASI OLDU

Evet, Avrupa Birliği AKP iktidarına birliğe üye olabileceği hayal kapısını açtı (Kopenhag Anlaşması). Üyelik müktesebatı ülkenin önüne kondu, Türkiye’nin ödevleri sıralandı ve bu maddeler görüşmelere açılarak bazıları gerçekleştirildi (sonra hepsi kapatıldı).

Bu “Avrupa Birliği’ne üyelik vizyonu”, RTE’nin ülkede itibarını ve halk nezdinde desteğini zirveye çıkartmakla kalmadı, aynı zamanda AB sermayesinin üstelik doğrudan yatırım şeklinde ülkeye akmasına neden oldu (en az 150 milyar dolar).

Türkiye geçmişinde asla görmediği bir sermaye, dolar Avro akışına sahne oldu.

Ekonominin altın zamanlarını yaşamaya başladı ülke. Seçimlerde de bunlara paralel oy oranları yükseliyordu.

KRİZLER AKP’Yİ BÜYÜTTÜ

AKP gücünün doruğuna geldiğinde cumhurbaşkanlığı seçimi krizi çıktı. Sezer’in görevi bitmişti, Abdullah Gül, 367 oy krizi çıkınca Meclis’te cumhurbaşkanı seçilemedi (Türbanlı eş krizi de denebilir). Büyük Cumhuriyet protesto mitinglerine CHP önderlik yaptı. Ordu muhtıra verdi. Türban, iktidarın koçbaşı politikası oldu. Muhtıra ve türbanı AKP ana mağduriyet konusu olarak işledi.

AKP erken seçim kararı aldı, yüzde 84 gibi büyük bir katılımın olduğu seçimde AKP yüzde 43’e yakın oy aldı.

Meclis’te cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte bazı anayasa değişiklikler yapıldı. Cumhurbaşkanı süresi 5 yıla indirildi ve iki kez seçilme hakkı tanındı. Ekimde anayasa değişikliği referandumda yüzde 69’a yakın oyla kabul edildi. AKP devleti oluşmasına adım atılmıştı.

İKİ BÜYÜK TASFİYEYE ARALANAN KAPI

Para akıyor, ekonomi tıkırında, Avrupa Birliği’ne üye vizyonu ve mağduriyetler AKP’yi adeta yenilmez bir armada haline dönüştürmüştü. Ülke tam kutuplaşmıştı, gerilim üst noktalardaydı.

O zamanki muhalefet anlayışının da bugünden bakıldığında, kaybedeceği türban gibi konularda mücadeleye girmesi yanlıştı.

Ordunun muhtırası etkisiz kalmıştı, Ordunun eskisi gibi “darbe” yapabileceğini düşünenler vardıysa da bunun hiçbir ortam yoktu, zaten 1997’de bu doğrudan darbe alışkanlığı da sona ermişti.

Unutmadan: AKP’nin en büyük müttefiki sonraki adıyla FETÖ örgütüydü. Olmasaydı AKP devlet içinde pek çok şeyi değiştiremezdi. İki yapışık kardeşin birlikteliği ve sinerjisi siyaseti ve ülkeyi yeniden biçimlendiriyordu.

Sonraki iki önemli adım eski ordunun tasfiyesi ve yargının tamamen ele geçirilmesi olacaktı. Denge ve denetleme yasal olarak da ortadan kaldırılacak ve “mutlak iktidar”a gidişin yolları açıklanacaktı.

İlgili Konular: #demokrasi

Yazarın Son Yazıları

Trump’ın ‘altın tokmaklı’ barış kurulu

Trump Gazze’yi yeniden “imar etmek” bahanesiyle azgelişmiş ülkelerin veya ondan korkmaktansa onunla karşılıklı menfaat ilişkileri içinde olmayı tercih eden azgelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin temsilcileri ile birlikte bir “barış kurulu” kurdu...

Devamını Oku
23.02.2026
Dezenformasyon

Savcılık kaç gündür aranan ama bulunamayan gazeteci Alican Uludağ’ın son çare olarak derhal yakalanarak mevcutlu olarak İstanbul’a getirilmesini istedi.

Devamını Oku
22.02.2026
Gürlek ve sadık gazetecileri

Biraz gecikmiş olsa da yazmalı ve aklımdan çıkarmalıyım, yoksa dönüp dolaşıyor.

Devamını Oku
19.02.2026
Yapay zekâ düşünüyor, öğreniyor

Önce üretken yapay zekâ programlarının yaratacağı işsizlik üzerine biraz daha bilgi...

Devamını Oku
17.02.2026
Geleceği, insanları, savaşları, gezegeni ‘teknoloji oligarkları’ mı biçimleyecek?

Oligark siyasette oldukça yerleşmiş bir kavramdır. Bu dizinin ilki olan dünkü yazımda, teknoloji multi milyarderlerin “demokratik bir katılım veya denetim olmaksızın insanlığın geleceğini şekillendirdiği”ne işaret etmiştik.

Devamını Oku
16.02.2026
Dehşet çanları ve yapay zekâ ve insanlığın kontrolü

Herkes küçük işleriyle yapay zekâ uygulamalarının tadını çıkarıyor.

Devamını Oku
15.02.2026
Daha zor aylar ve yıllar ülkeyi bekliyor

Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’in atanması, ülkenin en önemli konusu haline geldi.

Devamını Oku
12.02.2026
Belediye başkanı ve milletvekili istifalarına bir çözüm arayışı

Şüphesiz bir siyasetçi koşullara göre fikir değiştirebilir ve partisinden ayrılabilir.

Devamını Oku
10.02.2026
İki 7.3 ne yapar? İstanbul ve Marmara bölgesi tamamen korunmasız...

Siz okumaktan bıkmış olabilirsiniz ama biz yazmaktan bıkmadık.

Devamını Oku
09.02.2026
Deprem: ‘Ruhuna el fatiha! Acımız sonsuz

İktidar siyasetçilerinin deprem sonrası en iyi bildiği şeydir.

Devamını Oku
08.02.2026
Yeni keşfi üzerine Aziz Sancar ile röportaj

Burada duyurmuştum Sancar’ın öldürücü beyin tümörü Glioblastoma’yı fare deneylerinde başarıyla yok ettiğini...

Devamını Oku
05.02.2026
Güç gösterisinin tırmandığı doruk, en zayıf olunan noktadır

Bu konuda benzer içerikte bir yazı yazmıştım, Trump’ın askeri, ekonomik ve siyasi gücünü bütün dünyaya karşı açıkça kullanmaya başlayınca bütün dünyayı karşısına almış, bu imkânsız denemesinin aşağı düşüşe yol açacağını yazmıştım, bazı okurlar ve sosyal medyadaki izleyiciler “Hayal görüyorsun” mesajı atmışlardı.

Devamını Oku
03.02.2026
Güvenlik için atom silahı arayışları

ABD’yi İran’a saldırı kararlılığından vazgeçirmek için İslam ülkeleri diplomatik çalışmalarını sürdürürken...

Devamını Oku
02.02.2026
Emperyalizmin apaçık yüzü; savrulan ve yeniden birleşen dünya

Evet sömürgecilik, hegemonya, askeri darbeler, eşitsizlikler, sürekli yoksullar aleyhine çalışan dünya ticareti vb.

Devamını Oku
01.02.2026
Saray bu kadar yoksulluğa rağmen hangi cesaretle milleti süründürüyor?

Bu sorunun yanıtını düşünmeli herkes.

Devamını Oku
29.01.2026
İran’a saldırı, bölgede deprem niteliğinde değişime yol açar

ABD Suriye’yi alelacele düzenledikten sonra, silahlı güçlerini (uçak gemileri başta) İran üzerinde yoğunlaştırıyor.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu ve Karanlıklar Çağı-2

Şüphesiz Uğur Mumcu ve daha bir dizi kahramanın öldürüldüğü ve katliamların gerçekleştirildiği 1990- 2000 yıllarının öncesi var.

Devamını Oku
26.01.2026
Uğur Mumcu ve karanlıklar çağı

Uğur Mumcu’yu 33 yıl sonra bile kitlelerin gönlünden, meslektaşlarının yüreğinden silemeyen nedir?

Devamını Oku
25.01.2026
Pax Americana: Türkiye, Suriye, İsrail’e doğru

Şüphesiz beklenmiyordu veya ABD’nin ipiyle kuyuya inilmez seni yarı yolda bırakır diyenler de vardı.

Devamını Oku
22.01.2026
Bir intikam histerisinin sahne şovu mu?

“Bak ne yaparız biz sizi, sürüm sürüm süründürürüz!...”

Devamını Oku
20.01.2026
NATO: Bir ittifakın ölümü mü?

Dün Kopenhag adeta öfke patlaması yaşadı; on binlerce kişi Danimarka ve Grönland bayraklarını sallayarak “Grönland’a dokunmayın, Grönland satılık değil” pankartları sallıyordu.

Devamını Oku
19.01.2026
Sancar müjde verdi: Beyin kanseri klinik deneylerini Türkiye’de yapacağız...

Epeydir görüşemiyorduk.

Devamını Oku
18.01.2026
Marmara depremine yeni bir bakış var

Fay parçalar halinde kırılacak ve maksimum deprem büyüklükleri ancak 7.3’e ulaşabilecek.

Devamını Oku
15.01.2026
İran rejimi bölgeyi ateşe atabilir, Türkiye’ye etkileri ne olur?

İran’da molla rejimine karşı protestolar durmuyor, çok sayıda ölü var, yüzlerle ifade ediliyor.

Devamını Oku
13.01.2026
Yanardağ’dan Aysever’e... Suskunluğun anatomisi

Merdan’ı (Yanardağ) neredeyse hiçbir suçlama yöneltmeden içeri atma, üstelik Tele1 televizyonuna el koyma cesaretinin hüküm sürdüğü bir ülkede yurttaş güvenliğinin çok yönlü olarak risk altında (uzun süredir!) olduğunu söylemek bile artık bir cesaret denemesi mi olur?!

Devamını Oku
12.01.2026
Orta sınıfın düşüşü

Bu yılın gözde dizisi Kralın Düşüşü gibi oldu ama kastettiğim İpek Özbey ile Onur Alp Yılmaz’ın hazırladıkları kitap.

Devamını Oku
11.01.2026
Aziz Sancar’dan büyük bir başarı daha: Beyin kanserini farelerde yok ettiler

İki üç kez yazmıştım, Aziz Hoca, hızlı ilerleyen ve ölümcül bir beyin kanseri türü olan Glioblastoma’nın tedavisine yönelik çok ciddi bir yöntem geliştirdi ve ilk erken sonuçlar bu tedavinin mümkün olabileceğine ilişkin önemli umutlar doğurdu, diye.

Devamını Oku
08.01.2026
Askeri güç ile siyaset: Geleceği olabilir mi? Avrupa- Çin dayanışması

Bence Trump, bugünkü dünyada pek de geleceği olmayan bir siyaset dönemi başlattı.

Devamını Oku
06.01.2026
Dünyada her şey çöktü, kendini korumak bile ne kadar mümkün?

“Önce Amerika”, “En büyük Amerika” sloganları bugün yaşadıklarımıza (Venezüella’ya baskın) ve arkasından yaşayacaklarımıza ilişkin her şeyi açıklıyordu.

Devamını Oku
05.01.2026
İran’da rejimin tek çıkış yolu nükleeri iptal etmek mi?

En sonunda İranlılar, ekonomik çöküşe başkaldırdılar.

Devamını Oku
04.01.2026
Ekonomik panoramada kısa gezinti ve utanmazlık skalası tartışması

Ekonomik tablo yıllardır felaket.

Devamını Oku
30.12.2025
HÜDA PAR/DEM/İmralı el ele Kürt karanlığına

AKP, Türkiye ve Ortadoğu’da Kürdistan isteyen pankürdist, geçmişi karanlık HÜDA PAR’ı, 4 milletvekili vererek Meclis’e soktu.

Devamını Oku
29.12.2025
Hey Türkler, Anadolu, Trakya, savaşı kaybettiğinizden haberiniz var mı?

Kürt meselesini çözüm komisyonu sanki çıkmaza girdi gibi.

Devamını Oku
28.12.2025
Çin’in başarısının sırrı: Yüz binlerce genç mühendis

Anımsıyorum, 6-7 yıl önce Amerikan üniversitelerini bitiren fen alanlarında mühendislerin sayısı muhtemelen 400 bin kadar olduğuna ilişkin bir istatistiğe hayret etmiştim.

Devamını Oku
25.12.2025
Çin, 20 yılda kritik teknoloji araştırmalarının yüzde 90’ında öncü

Yukarıdaki başlık bana ait değil, dünyanın en önemli iki bilim dergisinden biri olan NATURE’a ait.

Devamını Oku
23.12.2025
6 yıllık ‘Manhattan Projesi’ ile Çin ABD tekelini kırdı

Bu proje İkinci Dünya Savaşı’nı bitiren atom bombası üretme projesi değil.

Devamını Oku
22.12.2025
Anket sonuçlarına ne kadar güvenmeli?

Onlarca anket önümüze geliyor ve buna göre yorumlar yapıyoruz.

Devamını Oku
21.12.2025
13 yıl öncenin büyük öngörüsü gerçekleşiyor mu?

Kaybettiğimiz Doğan Kuban Hoca’nın seçme yazılarına her hafta Herkese Bilim Teknoloji dergisinde yer veriyoruz.

Devamını Oku
18.12.2025
Ankara’nın F-35 rüyası bitti veya çok bedel ödemesi gerekir

Hayır, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın F-35 konusunda verdiği yanıta dayanarak Ankara bu uçakların rüyasını bile göremez demiyorum.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu anlaşmayı kim ‘Feshet’ dediyse suçlu o! Suriye tek mi olacak çok mu?

Bütün mesele bu. Derinden bir savaş veriliyor, bir varlık ve yokluk savaşı bu, olmak mı olmamak mı...

Devamını Oku
15.12.2025