İktidara gelince ilk el atılacak sorun ne olmalı?

07 Ekim 2021 Perşembe

Diyelim ki her şey normal koşullarda geçti ve Millet İttifakı iktidara geldi.. Ekonomik olarak ilk yapacakları işler ne olmalı? Bu, ortada fol yok yumurta yokken anlamlı bir soru mu?

Bu, çok anahtar bir sorudur ve atacakları adım, iktidarları ve halk için belirleyici olacak.

Sizce ne olmalı, neyi çözmeliler?

Pahalılığı demeyin. Kimsenin elinde iktidara gelince bunu hemen çözecek sihirli değnek bulunmuyor. Pahalılık, üretim maliyetlerindeki ve dolardaki artışa ve üretimin yeterli olmamasına bağlı.

Bu ve dengeleri kurmak zaman alacak bir süreç.

Ama iktidar değişiminin olumlu yansımaları mutlaka görülecek. Dolar baskılanır, normalize olur, köpüğü gider..

Bunun üretim maliyetleri üzerinde de etkisi olur.

İŞSİZLİK VE ÜCRET ARTIŞI

Bana sorarsanız, önemli iki konu, ücretlerde artış ve işsizlik. Diyeceksiniz ki işsizlik de uzun vadeli çözüm ve yatırımlar gerektirmez mi..

Şüphesiz. Bu nedenle iktidarın çok acil geniş iş alanları yaratacak çok özel acil ekonomi politikalarına yönelmesi gerekir.

Özel sektörün ve dıştan gelecek yatırımların iş alanları açması çok zaman alır.

Dolayısıyla devlet elindeki kaldıraçları seferber edebilir. Bu nasıl olur, iktisatçıların ve siyasilerin işi. 

Devlet, mesela “İş yaratma KİT’i” mi kurar? Her ilde acil yapılacak işleri saptar ve işsizlere iş alanları açılmaya çalışır. Özellikle hizmet alanları yaratılabilir. Böyle geçici ve acil durum önlemleri yürürlüğe konabilir. Acil umut yaratmalı!

CHP’nin aile sigortası projesi vardı. İttifak, her ailede mutlaka bir kişinin çalışmasını sağlayacak önlemleri nasıl alır?

Muhalefet, iktidara gelirse her şeye sihirli değnek değmiş gibi işlerin düzelmesinin beklenmesi bir uzak düştür.

Bütün bu lafları etmemin temel nedeni, muhalefetin ülke çapında işsizliğin büyük olduğu yerellerde iş yaratma kapasitesini düşünmesinin önemine değinmektir.

ORTA SINIF AŞAĞIYA!

İkincisi ücretlerin artmasını sağlamaktır, başta asgari ücret olmak üzere. Dünkü Cumhuriyet’te iktisatçı Baki Demirel, Şehriban Kıraç’a açıklamasında, haklı olarak orta sınıfın gelirlerinin de eridiğini ve asgari ücrete yaklaştığını belirtiyordu. 

Ücretlerin baskılanması, özellikle iktidarın sevdiği bir politika. 

Bunu da dış satışlarda rekabet gücünün artırılması, rekabetçi bir fiyat için gerekli görüyorlar. Böylece dış ticaret gelirleri, yani ülkeye ihtiyacı olan döviz girdisi artacak. 

İktidar, bu politikasıyla herkesi asgari ücretli yapacak neredeyse.

Asgari ücretlinin zaten yüzde 40 pahalılık karşısında herhangi bir ihtiyacını karşılayabilmesi giderek olanaksız hale geliyor.

EŞİTSİZLİĞİN AZALTILMASI

Gündeme getirilen bir başka seçenek de servet vergisi gibi düzenlemelerle daha adil bir vergi sistemi oluşturulması ve gelir eşitsizliğinin azaltılması.. Demirel, bunun, harcamaları artıracağı için yine şirketlerin kazanç hanesine katkı yapacağını söylüyor.

İktidar, tam bir açmaza saplanmış durumda ve bu süre içinde ülkeyi bu bataklıktan kurtarma şansı hemen hemen yok.

Bunca yüksek harcamalar, zerre tasarruf yapılmaması, Sayıştay’ın saptadığı devlet organlarının / kurumlarının şirketlere yaptıkları peşkeşler, devleti saran rüşvet ve yolsuzluklar, bir çöküş iktidarının saklanamaz dışavurumları.

Millet İttifakı’nın zaten iktidara gelince hortumları keserek büyük bir tasarruf yapacağı da açık. 

AY NE UFUK AÇICI

 NOT: Kenan Alpay isimli bir gazete yazarı, 4 Ekim tarihli nesnel durumu yansıtan yazımı kalemine doluyor; Rusya’nın İdlib’de terörist kamplarını bombalayarak Ankara’yı İdlib’de anlaşmalara uygun çözüm bulmaya zorladığını yazarken sözde “ağzımdan bal damlıyormuş”. Bu kişiler, nesnel analizden ve bu derin sorunu çözecek önerilerden bihaber oldukları için, asla dürüst davranamazlar. Yazık, otursun yazısını bir daha okusun, utanır mı bilmem. Kendi ufuk açısı teklifinin nerede olduğunu da arayıp bulsun.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları