Emperyalizmin maskeleri
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Emperyalizmin maskeleri

04.12.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kapitalizm, sermaye sınıfının, çalışan, üreten, hizmet veren emekçi sınıfı sömürdüğü düzendir. Sermaye sınıfı bu sömürü düzeni sayesinde zenginleşir. 

“Oxfam” adlı araştırma kurumunun verilerine göre, dünyadaki refahın yüzde 82’si, nüfusun yüzde 1’inin elindedir. 

Gelir dağılımındaki dengesizliğin kaynağı olan kapitalizm, sadece sermaye sınıfının çıkarlarını koruyan bir düzendir. Kapitalizmden, halkın ve toplumun yararına bir şey beklemek, boş bir umuttan ve zaman kaybından ibarettir.

Emperyalizm, kapitalizmin küreselleşmiş biçimidir. Kapitalizmden bağımsız olarak emperyalizmi anlamak olanaklı değildir. Yasal, idari, siyasi ve ekonomik nedenlerle ve sınırlamalarla, kendi ülkesindeki vatandaşları sömürme kontenjanını dolduran veya azami seviyeye çıkartan sermaye sınıfı, başka ülkelerdeki insanları sömürme yoluna başvurarak, emperyalist bir eyleme girişmiş olur.

Ancak kapitalizmle ve emperyalizmle ilgili bu gerçeği örtbas etmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Kamuyu doğru bir biçimde olgularla bilgilendirmekle yükümlü olan medyayı kontrol altına almak, bu yöntemlerden birisidir. Medya bu şekilde, bozuk olan düzeni ayakta tutmak işlevini gören bir propaganda aygıtına dönüşür.

***

Medyanın meydanı boş bırakmasının da etkisiyle, olgulara aykırı kurgusal komplo teorileri yaygınlaşır. Bu komplo teorileri, kapitalizm ve emperyalizm gerçeğini örtbas etmek işlevini gören mekanizmanın bir parçasıdır. 

Dünyayı 5-10 ailenin ve “ezoterik” gizli örgütlenmelerin yönettiği; “İlluminati”, “Masonluk”, “Siyonizm”, “Musevilik”, “Evangelizm” gibi örgütlenmelerin dünyadaki her şeyi veya hemen hemen her şeyi kontrol ettiği gibi uydurma iddialar, bunlara dair örneklerin arasında yer alırlar.

Bu tür komplo teorileri özellikle ırkçı, dinci, popülist ve cahil ortamlarda ve ekonomik krizlerin büyük sarsıntılara neden olduğu koşullarda büyük taraftar kitlesi bulurlar. 

Örneğin, 1920’li ve 1930’lu yıllarda Almanya’da, Adolf Hitler’in öncülüğündeki Naziler, komünistlerle birlikte Musevileri ve Siyonistleri de hedef haline getirdiler ve onları dünyadaki adaletsizliklerin kaynağı olarak ilan ettiler. Hitler, antikomünist ve antisemitist bir temel üzerinden, Almanya’da faşist ve ırkçı bir diktatörlük rejimi kurdu; Avrupa’nın yarısını işgal etti; Musevilere karşı soykırım uyguladı.

***

İslamcı faşizmin yaygın olduğu ve ekonomik krizlerle boğuşan Türkiye gibi ülkelerde de, bu tür komplo teorilerinin taraftar bulması boşuna değildir.

Bu sayede kapitalizm ve emperyalizm gerçeği kamufle edilir, bozuk düzenin üzerine bir maske takılır ve hedef şaşırtılır. Böylece insanlar, ekonomik, siyasi ve bilimsel analizler yapamaz hale gelirler, çektikleri tüm acıların ve mağduriyetlerin nedeni olarak, kapitalizmi ve emperyalizmi görmek yerine, belli başlı kişileri, aileleri, örgütleri, dinleri, mezhepleri, etnik kimlikleri görürler, olayları basite indirgemiş olurlar, işin kolayına kaçarlar.

Bu yanılsama, kapitalizm ve emperyalizm için bulunmaz bir fırsattır. Çünkü bu sayede kapitalizm ve emperyalizm deşifre olmaz ve hedef haline gelmez.

İnsanların Karl Marx’ın, Friedrich Engels’in, Vladimir Lenin’in, Leon Trotsky’nin, Karl Kautsky’nin, Eduard Bernstein’ın ve Rosa Luxemburg’un kitaplarını okumak yerine, masal kitabı okur gibi komplo teorileri kitabı okumaları, uyuşturucu işlevini görür. 

Laiklik karşıtı hareketler, dincilik, tarikatlar ve cemaatler nasıl ki kapitalizm ve emperyalizm gerçeğini örtbas etmek işlevini gören uyuşturucular ise, kurgusal komplo teorileri de aynı işlevi görürler.

Olguyla kurguyu ayırmamızı engelleyen postmodernizm saçmalığının ve şarlatanlığının bertaraf edilmesi, bu nedenle de yaşamsal önemde bir konudur.  

Yazarın Son Yazıları

NATO

NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu.

Devamını Oku
29.06.2026
Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Devlet ve millet

Devlet, millet için var olan bir yapıdır.

Devamını Oku
15.06.2026
CHP’deki kadro sorunu

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili “yargı” süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP’nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir.

Devamını Oku
13.06.2026