Şu mezuniyet meselesi!
Ali Apaydın
Son Köşe Yazıları

Şu mezuniyet meselesi!

02.07.2026 09:46
Güncellenme:
Takip Et:

 

Kadim bir gerçeği hatırlayarak başlayalım: gerçek mezuniyet törenleri yalnızca lise ve üniversite bitiminde yapılır. Anaokulu, ilkokul veya ortaokul bitiminde düzenlenen törenler, bugünün eğlence dünyasının vahim birer icadıdır. Çünkü mezuniyet, bir çocukluk oyununun sonu değil; zihnin, sorumluluğun ve toplumsal varoluşun eşiğidir. Tarih boyunca bu eşik, bir bitişi değil bir başlangıcı ifade eder.

 

Anadolu kültürünün binlerce yıllık evrimsel mirasını zihinlerimizde taşıyan bizler, dünyanın birçok yerinde en az üç çeyrek yüzyıldır unutulan eğitimin esaslarıyla, pek çok toplumun aksine çok daha doğrudan bir bağ kurabiliyoruz. Bu bağın en somut göstergesi, Tanzimat’tan itibaren Batı’daki graduation kavramı yerine mezuniyet kavramını kullanıyor olmamızdır. Bu, Anadolu’nun kadim düşünce havzasının, eğitimin özüne dair taşıdığı derin kavrayışın bir yansımasıdır. Zira Latince gradus’tan (basamak) türeyen graduation, merdiven basamaklarını tırmanan bireysel bir çabaya, dikey ve biçimsel bir yükselişe işaret ederken; Arapça vezn’den (tartmak, ölçmek, biçmek) türeyen mezuniyet, eğitimin asıl amacı olan olgunlaşmayı ve bu olgunluğun toplumsal meşruiyetini ifade eder.

Batı’daki bu dikey anlayış, eğitimi çoğu zaman bir yarışa, unvan biriktirme sürecine indirgerken; Anadolu kültüründe yaşayan yatay anlayış, kişinin toplum içindeki ehliyetini, sorumluluğunu ve yetkinliğini merkeze alır. İşte bu nedenle, eğitimin gerçek amacı olan “insanı olgunlaştırma” fikrine en sadık kavram, kuşkusuz ki mezuniyettir.

Graduation gibi pek çok Latince kavramın insanlığın zihinsel gelişiminde yol açtığı epistemik zehirlenmeyi göstermek ve bunun karşısında mezuniyet kavramının eğitimin özüyle kurduğu sağlam ilişkiye dair kanıtları sunmak bu yazının sınırlarını fazlasıyla zorlayacaktır. Ne var ki bu kanıtlara, Eski Yunan’ın felsefe bahçelerindeki papirüslerde ve hatta Sümer’in kil tabletlerinde bile rastlamak mümkündür.

CÜBBE, KEP VE PÜSKÜLÜN İŞARET ETTİKLERİ

Mesele şudur: her insan istese de istemese de yetişkin olur; ancak olgun olamaz. Olgunluk, yaşın getirdiği bir zorunluluk değil; eğitimin, emeğin ve içsel muhasebenin bir sonucudur. Mezuniyet işte bu sonucun toplumsal tescilidir. Mezun olan kişi, fiziksel olarak büyümüş değil, zihnen ve vicdanen ehil hale gelmiş, başkasının iznine muhtaç olmaktan çıkıp sorumluluk alabilen özerk bir birey olmuştur. Artık o, aldığı izni değil, verdiği kararları tartacak kişidir.

İşte bu kadim düşünce iklimi, 11 ve 12. yüzyıllarda Avrupa’da yükselen ve modern üniversitelerin atası sayılan okullarda bir bedene bürünür. Ve bu beden felsefenin bir ürünü olan eğitimdeki kavramsal derinliğini sessiz ama güçlü bir sembolik dille bugünkü mezuniyet törenlerimizde yaşamaya devam eder.

Şu hâlde, bu köklerden beslenen o sembolik evrene, yani mezuniyet törenlerindeki kıyafetlerin ve hareketlerin anlam dünyasına yakından bakalım şimdi. Çünkü taş binalardan günümüze uzanan bu kumaş parçaları, aslında bize emanet edilen bilginin, özgürlüğün ve insanlık görevinin birer nişanesidir.

Mezunlar neden özel bir cübbe giyer? Bu cübbeler neden çok geniştir? Neden cepleri yoktur? Kep, neden yuvarlak değil de karedir? Ve neden bu kepin tam ortasına dikişlenmiş bir püskül bulunur? Bakalım…

CÜBBEDEKİ SEMBOLLER

11 ve 12. yüzyılların Avrupa’sındaki okullar çoklukla ısıtmasız taş binalardan ibarettir. İşte burada ders veren öğretmenler ile ders gören öğrenciler, eğitimin eşitlik ilkesini, yani her insanın zihinsel olarak eşit olduğunu sembolize etmek ve toplumsal statüleri gizlemek için bu uzun cübbeleri tüm günlük kıyafetlerinin üzerine giymeye başlamıştır. Yani cübbenin sembolik anlamı eşitlik ve tevazudur. Ayrıca bu cübbeler, bugün kimi tasarımcıların yaptığı gibi dar değil, kasıtlı olarak hep bol kesimdir; bol kesimdir, çünkü bu bolluk hem eğitimli kişilerin dar kalıplara sığmayacağını hem de düşünce dünyasının engin olduğunu simgeler.

Dahası cübbelerin düğmesi de yoktur. Bunun da iki temel sembolik anlamı vardır. İlki, bilginin özgürlüklerin önünü açmasına ve mezun, yani eğitimli kişinin her türlü yeni düşünceye ve eleştiriye açık olmasına işaret eder. Çünkü zihin dünyasını asla kapatmaz ve hiçbir bilgi kilitlenemez ve sınırlandırılamaz!

İkincisi ise ülkemizde de ilkokul üniformalarından lise üniformalarına dek halen önemli ölçüde yaşayan bir semboldür. Kıyafetlerimizdeki düğmeler büyüklükleri ve sayılarıyla bağımlılığımıza ya da bağımsızlığımıza işaret eder. Bu yüzden ilkokul kıyafetlerinde düğmeler büyük ve çokken, ortaokul ve lisede bu düğmeler küçülür ve azalır. Çünkü eğitim sürecinde ilerledikçe bağımlılıktan bağımsızlığa doğru bir geçiş yaşanır. Ve tam mezun olunduğunda da tüm düğmeler ortadan kalkar; çünkü olgunlaşan kişi bağımsızdır!

Peki ya cepler? Bilindiği gibi bu cübbelerin bir cebi de yoktur. Bu bir eksiklik değil, belki de en derin sembollerden biridir. Cep, biriktirmenin, saklamanın, kendine mal etmenin sembolüdür. Oysa bilgi, asla cepte taşınacak bir madeni para değildir; paylaştıkça çoğalan, verdikçe değerlenen bir ışıktır o! İşte bu yüzden mezun olanın cebi olmaz. Çünkü mezun kişi bildiklerini kendine saklamaz, öğrendiklerini dünyayla paylaşır, bilgisini ve vicdanını başkalarının hizmetine sunar. Mezun olmak demek, bilginin bize ait olmadığını, bize emanet edildiğini anlamak ve onu insanlıkla paylaşma sorumluluğunu üstlenmek demektir.

KEPTEKİ SEMBOLLER

Kepe gelelim... Kep neden kare şeklindedir? Bu kare şekil bir yandan mezunun kafasının üzerinde taşıdığı bilgiyi bir yandan da sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bir bilgelik evinin temelini sembolize eder. Evin kendisini mezun kişi, bu sağlam temel üzerine kendi başına inşa edecektir.

Din insanlarının giydiği yuvarlak keplerin aksine bu kepin kare şeklinde olması, zorunlu eğitimin yaygınlaşmaya başladığı daha yakın çağlarda yaşam, güvenlik ve mülkiyetten sonra gelen dördüncü temel hak olarak eğitim hakkının da bir sembolüne dönüşmüştür ayrıca. Bu şekliyle bu geometrik tercih bugün için hem eğitim hakkına hem de laikliğe işaret etmektedir.

Ve gelelim püsküle... Püskül kepin tam ortasına dikilmiştir, çünkü mezuniyet törenlerinin o en ikonik sahnesinde fırlatılacak kepin en can alıcı detayıdır.

Esasen püskül önce hep sağ taraftadır ve o ikonik anda, kep başın üstünden atılıp tekrar yakalandığında sol tarafa geçer. Neden? Çünkü, sağ taraf geçmişi ve eskiyi, sol taraf ise geleceği ve yeniliği sembolize eder. Sağdan sola yönelen bu küçük hareket, yıllar süren emeğin resmî olarak tescil edildiği anı simgeler. Burada günümüzde halen monarşilerin varlığını koruduğu Batı’daki çoğu ülkede bu hareketin sağdan sola değil de soldan sağa yapılmasının tarihsel bir politik gönderme olduğu notunu da düşelim.

İşte, bu şekilde tarih boyunca cübbe ve kep bilgiyi taşıyacak olgunluk eşiğinin sembolü olmuştur ve püskülü çevirmek, tam da bu eşiği geçmek demektir.

Sembollerin de gösterdiği gibi eğitimli insanın gerçek sınavı, hayat sınavıdır. Ve mezun olduğunuzda mesele şudur: aç olanı doyuracak mısınız, yoksa umarsızca yanından geçip gidecek misiniz? Haksızlık karşısında mücadele mi edeceksiniz, yoksa köşenize çekilip korkup susanlardan mı olacaksınız? Diplomanızla insanları koruyacak mısınız, yoksa diplomanızı bir sopa gibi kullanıp onları ezecek misiniz?

***

Hayır! Hayatta bakacağımız tek şey kürsüde söylenenler değil; kürsüden inildiğinde, kameralar kapandığında, alkışlar sustuğunda yapılanlardır.

Hayatları boyunca püskülü daima sola çevirenlere selam olsun!

 

İlgili Konular: #mezuniyet

Yazarın Son Yazıları

Şu mezuniyet meselesi!

Kadim bir gerçeği hatırlayarak başlayalım: gerçek mezuniyet törenleri yalnızca lise ve üniversite bitiminde yapılır.

Devamını Oku
02.07.2026
Okullarımızda neler oluyor?

Bazı kurumlar vardır ki hem tüm toplumun saygısını kazanır hem de en şiddetli toplumsal öfkelere konu olur.

Devamını Oku
25.06.2026
Cumhuriyet yalnız değildir!

Cumhuriyet yalnız değildir!

Devamını Oku
18.06.2026
Hakmana ya da cumhuriyet üzerine

Ön not: Bu diyalog, “Hakmana ya da ‘kimsesizlerin kimsesi’ üzerine” adlı yazımın devamıdır. Bir bütünlük için ilk diyalogla birlikte okunmasını öneririm.

Devamını Oku
11.06.2026
Eğitim ve direniş

Cumhuriyetin ilk döneminde gençlik, tam da olduğu şey olarak, ülkenin geleceğini inşa edecek özne olarak konumlandırılmıştı; bugün ise ülkenin değil iktidarın geleceğini güvende tutacak bir nesne olarak konumlandırılmaya çalışılıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Umudun şafağına doğru

İktidar ve şürekâsının kibrini ifşa eden bir tespitle başlayalım...

Devamını Oku
28.05.2026
Karşıdevrim günlerinde kim kimdir?

Devrim sayesinde elde edilen ilerici kazanımları topyekûn bir şekilde geri çevirme projesi olan karşıdevrim, “eski insan”ını geri getirmek için uğraşırken kimin kim olduğuna yönelik müthiş bir toplum röntgeni de çekiyor.

Devamını Oku
21.05.2026
Eğitimin kılavuzu

Kılavuz, kimilerinin zannettiğinin aksine yabancı değil Türkçe kökenli bir sözcüktür.

Devamını Oku
14.05.2026
Tersine süreçlerden kurtulmak zorundayız!

İlk ve ortaöğretimde olağan süreç şudur: bir öğretmen öğrencisinde bir sorun fark ettiğinde öncelikle okulun rehberlik ve psikolojik danışma servisine başvurur.

Devamını Oku
07.05.2026
Okullarımız, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz

Yıllardır süren eğitim katliamının ulaştığı son noktada tarihimizin en ölümcül okul saldırısını yaşadık.

Devamını Oku
30.04.2026
Duymak, duyulmak ve duyurmak

Gündelik yaşamın sıradan akışı içinde çoğu zaman felsefî bir terminolojinin ağırlığını taşımayan hafif ifadeler kullanırız.

Devamını Oku
16.04.2026
Hakmana ya da ‘kimsesizlerin kimsesi’ üzerine

Hakmana ya da ‘kimsesizlerin kimsesi’ üzerine

Devamını Oku
02.04.2026
Son darbenin birinci yılı

Tam bir yıl oldu! Bir yıl önce bugün yapılan bir darbeyle 21. yüzyıla özgü köktendinci bir neo-faşizmin içinde yaşıyoruz.

Devamını Oku
19.03.2026
‘Başucu’nuzdakiler üzerine

Önce kurucu partinin genel başkanı başucundaki kitabı açıkladı.

Devamını Oku
05.03.2026
Eğitim mücadelesi içindeyken

İnsanlık olarak tarihin uzunca bir döneminde, insan teklerinin büyük çoğunluğun eğitim almadığı bir süreç yaşadık.

Devamını Oku
19.02.2026
İlkeler ve politikalar

İnsan teklerini, insanlığın bir üyesi olarak konumlayarak insanlık tarihine bağlayan bir etkinlik olan politika, insanlığın geçmişi, şimdisi ve geleceği arasında adil ve doğru bir ilişki kurma çabası olduğu ölçüde bir anlam taşır.

Devamını Oku
05.02.2026
Direnenleri anlamak!

Aydınların faşizm karşısındaki konumlanışı, basit bir kahraman-hain ikiliğinden çok daha karmaşıktır.

Devamını Oku
22.01.2026
Felsefesizliğin faturaları

İnsanlık tarihinin en yüksek teknik bilgi birikimine, en hızlı bilgi erişim araçlarına ve görünürde en yaygın “eğitimli” nüfusuna sahip olan dünyamız paradoksal bir şekilde adalet, barış ve refah yerine açlık, savaş, şiddet ve terör üretiyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Cumhuriyet için Cumhuriyet!

1990’ların Muğla’sında, bazı lise öğrencileri arasında özel bir espri ritüeli yer etmişti.

Devamını Oku
25.12.2025
MESEM Mezarlığı

Arda, başı bir sac büküm makinesinde 16 dakika sıkışarak can verdi.

Devamını Oku
11.12.2025
‘Tutarsızlığın Tutarsızlığı’

21. yüzyıl Türkiye’sinde kendi içinde kısmen ayrışan cumhuriyet karşıtı politik çizgileri ilk kez birleşmiş bir şekilde buluyoruz karşımızda: AKP, MHP, DEM, PKK ve diğerleri…

Devamını Oku
27.11.2025
Bir metnin 'yapı'sı

İçinde 969 kez “Hatırladığım kadarıyla”, 774 kez “Bilmiyorum”, 691 kez “-mışlar, -mişler, -muşlar” gibi...

Devamını Oku
13.11.2025
Düşünme aralıkları açmak için

Politika üretimi, derinlemesine düşünülmüş temel ilkeler etrafında şekillenen bir süreçtir.

Devamını Oku
30.10.2025
‘Sahtelikler Tiyatrosu’ iflasın eşiğinde

‘Sahtelikler Tiyatrosu’ iflasın eşiğinde

Devamını Oku
16.10.2025
Dijital çatlaklar

Dijital çatlaklar

Devamını Oku
02.10.2025
İhanetler ve hainler

İhanetler ve hainler

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasi diploması

Eğitim sosyolojisi içerisinde yaygın bir tez, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirlemek için basit bir kriteri dikkate alır...

Devamını Oku
04.09.2025
Eleştiri, demagoji ve zırvalama

Eleştiri, demagoji ve zırvalama

Devamını Oku
21.08.2025
Gerçeklik iğnesi

Tıpkı kökleriyle ormanı zehirleyen bir mantar gibi toprağımızı, havamızı, geleceğimizi sarmalayıp zehirleyen bir iktidarla yaşıyoruz.

Devamını Oku
07.08.2025
MEB ve ÖSYM’nin karanlığı

MEB ve ÖSYM ısrarla “adil ve bilimsel” sınavlar yaptığını iddia ediyor.

Devamını Oku
24.07.2025
Yarım önlemleri reddedin!

Çok geç kaldığımız doğru! Çok doğru. Uyanış en geç 2023’te başlamalıydı...

Devamını Oku
10.07.2025
Mücadeleyi baltalayanlarla mücadele etmek

Veganizm ve feminizm gibi çağımızın en değerli ve en etkili mücadele alanları bir tür “seküler din”e dönüşüyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Yaşayan umutlar olmayı sürdürmek

Yaşayan umutlar olmayı sürdürmek

Devamını Oku
12.06.2025
Kötülüğün sıradanlaşması

Kötülüğün sıradanlaşması

Devamını Oku
29.05.2025
'Ben Marksist değilim'

“Ce qu'il y a de certain c'est que moi, je ne suis pas Marxiste” – “Kesin olan şu ki, ben Marksist değilim.” - Karl Marx

Devamını Oku
15.05.2025
İşçi sınıfı ve bugünümüz

İşçi sınıfı ve bugünümüz

Devamını Oku
01.05.2025
Liseliler ve öğretmenleri

Liseliler ve öğretmenleri

Devamını Oku
17.04.2025
Direnişin felsefesi

Direnişin felsefesi

Devamını Oku
03.04.2025
Mutsuz Adam

Mutsuz Adam

Devamını Oku
20.03.2025
Karanlık eğitim çalıştayı

Karanlık eğitim çalıştayı

Devamını Oku
06.03.2025