Gazetecilik ‘suçu’!
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Gazetecilik ‘suçu’!

30.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye, düşünceyi ifade, yayınlama ve medya özgürlüğü açısından, dünyanın en geri kalmış ülkelerinden birisidir.

Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın üç maddesi, medya ile ilgili hak ve özgürlükleri güvence alır.

Anayasanın 25. maddesinde, “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.” ifadesi; anayasanın 26. maddesinde, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” ifadesi; anayasanın 28. maddesinde de, “Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” ifadesi yer alır.

Ancak, “gerçeğe aykırı bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yaymak”, “cumhurbaşkanına hakaret etmek”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve aşağılamak” gibi muğlak ve göreceli ifadelere dayalı yasaların varlığı nedeniyle, anayasanın 25., 26. ve 28. maddeleri kronik bir biçimde ihlal edilmektedir.

Türk Ceza Yasası’ndaki bu maddeler anayasaya aykırıdır ve ilk iktidar değişikliğinde kaldırılmalıdır. Çünkü demokratik bir hukuk devletinde yasalar anayasaya aykırı olamaz. Anayasa yasaların üzerindedir. TBMM’de kabul edilen yasaların anayasaya aykırı olması durumunda, Anayasa Mahkemesi bu yasal düzenlemeleri iptal eder. Ancak Türkiye’de Anayasa Mahkemesi de işlevsiz hale getirildiği için, anayasaya aykırı yasalar yürürlüğe girmektedir.

Anayasaya aykırı yasaların uygulandığı bir ülke bir hukuk devleti olamaz. O nedenle AKP hükümetinin, “Gazeteciler gazetecilik yaptıkları için değil, yasayı çiğnedikleri için tutuklanıyor, yargılanıyorlar, kimse yasanın üzerinde değildir” biçimindeki ifadeleri boş laftan ibarettir!

Çünkü hükümet kendisini anayasanın üzerinde görmektedir! Asıl sorun budur!

***

Bir bilginin gerçeğe aykırı olduğunu ve kamu barışını bozduğunu; bir ifadenin eleştiri mi hakaret mi olduğunu; bir kişinin halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğini ve aşağıladığını, kim hangi ölçüte göre belirleyecek?

AKP’ye göre bu konudaki ölçütü belirlemek yetkisi kendisindedir! AKP iktidarını eleştirmek veya AKP iktidarının çıkarlarına aykırı yayın yapmak, bu sözde “suçlardan” birisinin işlendiğinin ölçütüdür!

Bir yayında yanlış bir bilginin olduğunun hukuk yoluyla kanıtlanması durumunda, tekzip yayınlamak veya tazminat ödemek; bir hakaret olduğunun hukuk yoluyla kanıtlanması durumunda da, yine tazminat ödemek gibi yaptırımlar, yasalarda zaten mevcuttur. Bunun dışında bu sözde sahte “suçlar” için hapis cezasını öngörmek ve gözaltı, tutuklama, ev hapsi, yurtdışına çıkış yasağı gibi yaptırımlar uygulamak, faşizmdir.

Türkiye’de son yıllarda birçok gazeteci ve yazar bu faşist uygulamalardan dolayı gözaltına alınmıştır, tutuklanmıştır, ev hapsi ve yurtdışına çıkış cezası almışlardır.

Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Müyesser Yıldız, Murat Ağırel, Timur Soykan, Sedef Kabaş, Özlem Gürses, Merdan Yanardağ, Fatih Altaylı, Enver Aysever, Ergun Poyraz, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Yıldız Tar, Emin Aydın, Suat Toktaş, İsmail Saymaz, Furkan Karabay, Alican Uludağ, İsmail Arı buna dair örnekler arasında sayılabilirler.

Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı halen cezaevinde tutukludur.

***

Ortadoğu’nun savaş ve istikrarsızlık alanına döndüğü bir ortamda ulusal birliğin sağlanması da gerekirken, AKP hükümeti bir yandan onlarca milyon seçmeni olan ana muhalefet partisi CHP’ye, bir yandan da halkın haber alma özgürlüğünü sağlayan gazetecilere, yazarlara, medya üyelerine baskı uygulayarak, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir, ulusal güvenliği tehdit etmektedir!

Yazarın Son Yazıları

Tutsak kent

Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme karşı yürüttüğü Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp Cumhuriyeti kurduktan sonra, Ankara’yı Türkiye’nin başkenti yaptı.

Devamını Oku
06.07.2026
NATO’dan çıkış

1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı emperyalist amaçlarla kurulan NATO adlı askeri ittifak örgütü, SSCB ve NATO’ya karşı bir tepki olarak kurulan “Varşova Paktı” yıkıldıktan sonra da varlığını sürdürdü.

Devamını Oku
04.07.2026
NATO

NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu.

Devamını Oku
29.06.2026
Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026