Hilafet, şeriat ve seçimler
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Hilafet, şeriat ve seçimler

26.02.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP genel başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan’dan cesaret alan laiklik karşıtı, köktendinci, şeriatçı, hilafetçi odakların, anayasal düzeni yıkma girişimlerine hız kazandırdıkları bir dönemde, önümüzdeki belediye seçimleri daha büyük bir anlam ve önem kazandı; belediye seçimlerinin, sadece bir belediye ve yerel hizmet seçimi olduğunu söylemek olanağı kalmadı.

Hilafetçi ve şeriatçı Şeyh Sait’in adının caddeye konması; Filistin davası bahane edilerek gösterilerde hilafet ve şeriat çağrılarının yapılması; adliye koridorlarında şeriat sloganlarının atılması; eski milletvekillerinin ve imamların düğünlerde ve türbelerde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ve “beddua” etmeleri; ÇEDES projesi bağlamında imamların eğitim kurumlarını ve okulları istila etmesi; bilimsel bir ders olan biyoloji dersinin müfredatına “yaratılış teorisi” adı altında teolojik görüşlerin eklenmesi; Milli Eğitim Bakanlığı’nın protokollerle cemaatlere ve tarikatlara teslim edilmesi; Erdoğan’ın “Diyanet Akademisi”ndeki bir törende açık bir biçimde şeriatı savunması; devlette kadrolaşmanın, siyasi söylemin ve eğitimin dinselleşmesi; kültür ve sanat etkinliklerinin yasaklanması; şeriata yönelik eleştiriler yapanların gözaltına alınması, anayasal ve laik düzeni yıkma çağrısı yapanlar için ise hiçbir hukuki işlemin yürütülmemesi, Türkiye’nin hızla bir uçurumdan aşağı sürüklendiğinin göstergeleridir.

Türkiye’de nüfusun yaklaşık yarısı Erdoğan’a oy vermediği halde ve yapılan tüm araştırmalara göre nüfusun çoğunluğu laiklik ilkesini benimsediği ve Atatürk’e saygı duyduğu halde, teokratik ve despotik yöntemlerde ısrar edilmesi, Erdoğan’ın ve AKP’nin kendi yaşam tarzını, siyasi görüşünü ve din yorumunu toplumun tamamına dayatmaktan vazgeçmemesi, Türkiye için çok ciddi bir ulusal güvenlik sorunudur.

Tarihsel olgulara bakıldığında, böyle bir dengeye sahip olan ülkelerde bu tür dayatmaların uygulanması ve yöneticilerin kapsayıcı olamaması durumunda, o ülkelerde kutuplaşmaların, bölünmelerin, parçalanmaların ve iç çatışmaların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu görülecektir.

***

Erdoğan’ın “sivil anayasa” adı altında teokratik bir anayasa için çalışmalar ve planlar yaptığı, laik devleti yıkarak bir din devleti kurmaya çalıştığı açıktır. Bunu hâlâ anlamayanlar gaflet, dalalet ve hıyanet içindedir.

AKP’nin belediye seçimlerini kazanması veya İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya, Eskişehir, Antakya gibi kentlerin CHP’den AKP’ye geçmesi durumunda, belediyelerin olanakları, dernek ve vakıf adı altında faaliyet gösteren dinci cemaatlerin ve tarikatların hizmetine sunulacağı gibi, seçim zaferinden cesaret alan Erdoğan ve AKP, teokrasiyi kurma ve Cumhuriyeti yıkma çalışmalarına da hız verecektir.

Bu nedenle önümüzdeki belediye seçimlerinde halkın AKP’ye bir kırmızı kart çıkarması, Türkiye’nin uçurumdan aşağı sürüklenmesi sürecine bir “dur” demesi, yaşamsal önemdedir. 

Ancak muhalefet partilerinin kendi içinde bölünmüş ve bir ittifak kuramamış olmaları, bunun önündeki en büyük engeldir.

O nedenle belediye seçimlerinde, ana muhalefet partisi olan ve Türkiye’nin çoğu ilinde kazanma olasılığı daha yüksek olan CHP’nin adaylarına oy verilmesi, muhalefet oylarının bölünmesinin engellenmesi, bu çerçevede bir seçim ittifakını, seçmenin sandıkta sağlaması gerekmektedir.

***

Geçtiğimiz hafta, tüm partilerin belediye başkan adayları belirlendi. 

Parti içi demokrasi, aday belirleme süreci ve partinin ilkelerine sahip çıkılması konularında CHP yönetiminde var olan sorunların artık, seçimlerden sonra ele alınması gerekmektedir.

Bu yıl gerçekleşecek tüzük kurultayında parti içi demokrasi sorunu radikal bir biçimde çözülürse, aday belirleme süreci ve partinin ilkelerine sahip çıkılması ile ilgili sorunlar da zaman içinde kaçınılmaz olarak çözülecektir.

Yazarın Son Yazıları

NATO

NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu.

Devamını Oku
29.06.2026
Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Devlet ve millet

Devlet, millet için var olan bir yapıdır.

Devamını Oku
15.06.2026
CHP’deki kadro sorunu

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili “yargı” süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP’nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir.

Devamını Oku
13.06.2026