Televizyon ve ben (2)
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Televizyon ve ben (2)

17.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım. Bu nedenle yeni yeni kurulan özel televizyonlar tarafından düşman bellendiğim için TRT TV’den atılınca hiçbiri bana iş önerisinde bulunmadı. Bu arada bir yıl bir basın yayın yüksek okulunda TV yazarlık ve yapımcılık dersi verdim.

TRT Televizyonu önceden planlaması yapılarak kurulmadı. Konu ve alan bağlamında uzmanlık bölüm ve şubeleri zaman içinde gereksinime göre yapılandı ve bu kurulum esas alınarak 1973 yılında yönetim kurulu kararıyla resmen kurulmuş oldu. Artık millet ana rahmine “televizyoncu” olarak düştüğü için açılan yüksek okullarda ne bana ne de birlikte çalıştığım arkadaşlara kimse görev önermedi. Ne eğitim şube müdürü Gülseven (Baytok) Güven Yaşer gene ne eğitim şube müdürü Ertan Somunkıran ne de müzik eğlence şube müdürü rahmetli Yıleri Atamer... O dönemin yapımcı, yönetmen ve yöneticiler arasında Erhan İmset (TV müdürü), Kenan Değer (program müdürü), Uğur Dündar (yapımcı) var.

En önemli görevi yapım ve yayınların “kalite kontrolü” ve Türk dilinin korunup geliştirilmesi olan öndenetim ve redaksiyon şube müdürlüğünden sonra televizyon yapım ve yayın planlama müdürlüğüne atandım ki yetki alanı mesleğin tamamını ve TRT’nin bütün televizyon kanallarını kapsar. Bu görevlerim sırasında 12 Mart ve 12 Eylül cehennemini yaşadım. Gözaltına alındım, yurtdışına çıkmam yasaklandı. Ve 1982 yılında zorla emekli edildim.

Özel televizyonlar kurulurken hiçbiri mesleğin gerçek kurucularına başvurmadı. Öyle ki Milliyet gazetesi televizyon kanalı kurarken o sırada gazetede görevli, TRT TV’nin kuruluş döneminde haber dairesinin yetkililerinden ve televizyon dairesi başkanlığı yapmış olan Zeki Sözer’den yardım almak bir yana nedense ona haber bile verilmedi.

Kısaca vaziyeti özetleyecek olursak özel televizyonları kuranlar ve yetkili görevlerde bulunanlar nedense hep bizlerden, mesleğin kurucularından korktular, bizlerle çalışmak istemediler. Ama bir zamanlar Ankara Televizyonu’na “bisiklet yöntemi”yle gelen filmleri Esenboğa Havaalanı’ndan alıp gelen görevliyi “televizyon kralı” yaptılar. Mesleğin temellerinin sağlam atılmasından tedirgin oldular.

Özel televizyonlar beni yok farz ettiler, herhangi bir programa bile davet etmediler. Ancak bundan altı yıl önce Namık Koçak beni bir gün TELE 1’de yaptığı programa davet etti. O sırada köydeydim. Uzaktan internet marifetiyle cumartesi hafta sonunda yer aldım. Bir süre sonra gene, gene derken iş haftalık programa dönüştü. Yıllar içinde program mayalandı yurtiçi ve dışında kök salıp tiryaki seyirci kitlesi oluşturdu. Namık arada sırada bana izlenme oranımızın grafiğini gösterirdi. Bizim programın izlenme çizgisinin yüksekliği 10-12 cm ise öteki televizyonların aynı saatte yayınladığı programlar en fazla 3-4 cm oluyordu. Bunda etken Namık’ın çok usta bir yönetmen ve yapımcı olmasının yanı sıra benim 50 yıllık mesleki birikimimdi. Bu dönemde çok mutlu oldum. Sanırım seyirciler de mutlu oldular.

Birkaç gündür başyücelik yönetimi bir kayyım atayarak TELE 1’i hacir altına aldı. Televizyonun genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ “hâşâ huzurdan”, söylemesi ayıp, meğer casus (espion) imiş, “espionage” yapıyormuş! Hadi be, hadi oradan! Yazarlık ve casusluğun önemli bir ortak yanı vardır: Gözlem ve araştırma! Casusluk suçüstü yaparak, suçüstü yapılarak kanıtlanır. Karşı ajana bir belge verirken baskın yaparak... İskambil falına bakarak, istihareye yatarak değil... Dayan Merdan!

TELE 1’i hacir altına alarak mesleki doyum ve mutluluk kaynağımı elimden aldılar. Mahşer gününe kalmaz hesaplaşırız!...

Ya da “benim televizyonculuk serüvenim”. 2025 yılının ekim ayının sonlarında bir günde... İçinde bulunduğumuz olağanüstü olumsuz koşullar, bir dakika sonra hayatımızın nereye ve nasıl evrileceğini bilemeyecek durumda olmamız kendimizle yüzleşme zorunluluğunda bırakıyor bizi. Benim televizyonculuk serüvenim 1969 yılı sonunda başladı. Demek ki 50 yıl artı birkaç yıl etmekte. Ve ölmeden önce hesap sorulacak kim varsa hepsinin yakasına yapışacağım. Benim için “Önündekini ısırır, arkasındakini teper!” derler...

Yazarın Son Yazıları

Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025