Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

27.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye. Deve yanıtlamış: “Nerem doğru ki?” Türkiye’de ve dünyada son yıllarda yaşadıklarımıza bakınca bu söz neredeyse içinde bulunduğumuz çağın özeti gibi duruyor. Çünkü artık eğri olan tek tek olaylar değil, giderek bütün sistem.

Sadece habercilik yaptıkları için gözaltına alınan gazeteciler, gizli tanıklar ya da zorlama itirafçılarla aylarca tutuklu kalan belediye başkanları ve görevliler, ihmal ve yükümlülüklerini yerine getirmeyenler yüzünden yaşanan cinayet gibi kazalar (Kartalkaya otel yangını, Dilovası’ndaki patlama, öğrenci yurdunda asansör düşmesi, Soma maden kazası ve daha onlarcası) bir bakanın hakkındaki suçlamalara yanıt vermek ve edindiği servetin kaynağını açıklamayı bırakın, onun yerine tapu bilgilerini sorgulayan memurun görevden alınması... Bunlar tek tek ele alındığında bile ağır örnekler. Ama asıl ürkütücü olan, artık şaşırtmıyor olmaları.

Benzer bir tabloyu dünyanın geri kalanında da görüyoruz. Gazze’de on binlerce insanın yaşamını yitirdiği saldırılar karşısında uluslararası sistemin büyük ölçüde sessiz kalması, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik meşruiyeti olmayan saldırıları, birkaç ay önce Trump’ın Venezuela’ya müdahale ederek devlet başkanı Maduro’yu kaçırması; Küba’ya hiçbir meşru gerekçe olmadan on yıllardır süren ambargolar, çifte standartlar, güçlünün hukukunun giderek norm haline gelmesi... Liste uzayıp gidiyor.

Tepkiler elbette var ama düzen değişmiyor. Çünkü yaşadığımız bu dönem iki kavramla açıklanabilecek bir noktaya doğru evriliyor: Vasatlığın iktidarı altındayız ve kötülük hızla sıradanlaşıyor. Üstelik bu yalnızca belirli rejimlere özgü değil. Kendini “ileri demokrasi” olarak tanımlayan ülkelerde de, melez demokrasilerde de, otokratik yapılarda da farklı derecelerde aynı eğilimi görmek mümkün. Sorunun kökü, tek tek siyasal krizlerin ötesinde, daha derin bir zihinsel ve kurumsal dönüşümde yatıyor. Peki nasıl oldu da bu hale geldi insanlık? Yönetenler ile yönetilenler arasındaki uçurum nasıl bu denli derinleşti? Neden “görevini hakkı ile yapmama; etik değerleri önemsememe; başkasının haklarına saygı göstermeme; yanlışa itiraz etme yerine susma” genel tavır haline geldi?

Böyle durumlarda resmin bütününü görmeye çalışmayı yeğlerim. Yıllar önce okuduğum Alain Deneault’nun Vasatlığın İktidarı kitabı ve gazetede onunla ilgili yazdığım yazı aklıma geldi. Buraya da özetleyerek alayım: Deneault’ya göre vasat bir insanın başlıca becerisi, diğer vasatı tanımasıdır. Birbirlerini hızla bulurlar, birbirlerine alan açarlar, karşılıklı destekle büyüyen bir ağ oluştururlar ve sonunda ortalamayı norm haline getirirler. Böylece vasatlık bir eksiklik olmaktan çıkar, uyulması gereken bir ölçüye dönüşür. Bu düzen birdenbire ortaya çıkmaz. Sanayileşme, işbölümü ve uzmanlaşmanın aşırı parçalanmasıyla birlikte insanlar ürettikleri işin bütününden kopar. Ne yaptığını tam bilmeden üretir, sonuçlarını düşünmeden uygular, anlamını kavramadan tekrar eder hale gelir. Bu süreçte sistem, hem fazla nitelikli olanları hem de fazla yetersiz olanları dışarı iter; geriye itaat eden ortalama kalır. Laurence J. Peter’ın ortaya koyduğu “Peter ilkesi” bu tabloyu tamamlar: İnsanlar yetkin olmadıkları pozisyonlara kadar yükselir ve kurumlar giderek ortalama yeterlilik düzeyine sıkışır.

Vasatlığın iktidarı, açık bir baskı rejimi gibi çalışmaz. Daha incelikli bir mekanizma kurar. “Düşünme” der. “Uyum sağla.” “İtiraz etme.” Bunu doğrudan söylemez ama eğitimden başlayarak her alanda hissettirir. Yaratıcılık rahatsız eder, sorgulama tehdit olarak algılanır, farklı olan sistem dışına itilir. Üniversitelerde, kamu kurumlarında, hastanelerde, şirketlerde benzer bir düzene rastlamak mümkün. Sistem, sorgulamayan, uyum sağlayan, talimatı uygulayan ortalama insanı tercih ediyor.

Tam bu noktada Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı devreye giriyor. Arendt, Nazi bürokratı Adolf Eichmann’ın yargılanmasını izlediğinde karşısında şeytani bir canavar bulmaz. Sıradan bir memur görür. Emirleri uyguladığını söyleyen, yaptığı işin sonuçlarıyla zihinsel bağ kurmayan, klişe cümlelerle konuşan biri. Arendt’in vardığı sonuç sarsıcıdır: Kötülük çoğu zaman fanatiklerden değil, düşünmeden itaat eden sıradan insanlardan doğar. Bürokrasi sorumluluğu dağıtır, dil gerçeği örter, prosedür vicdanın yerini alır. Böylece kimse kendini suçlu hissetmez. Herkes görevini yaptığını düşünür.

Vasatlığın iktidarı ile kötülüğün sıradanlığı tam burada kesişir. Vasatlık düşünmeyi ortadan kaldırır. Düşünmenin olmadığı yerde ise kötülük hızla normalleşir. İnsanlar bir noktadan sonra kabul edilemez olanı kaçınılmaz, iğrenç olanı gerekli olarak görmeye başlar. “Ama...” diye başlayan cümleler çoğalır. “Yanlış ama şartlar böyle.” “Doğru değil ama mecburuz.” İşte o an, kötülük sıradanlaşır. Sonrası gerçekten çorap söküğü gibi gelir.

Bugün belki de en tehlikeli eşikteyiz. Çünkü kanıksıyoruz, her biri son derece önemli olayları sıradan kabul etme eğilimi artıyor. Gazeteciler gözaltına alındığında, savaşlar “strateji” diye anlatıldığında, hukuk eğrildiğinde, insanlar ölürken dünya sessiz kaldığında kısa süre konuşup hayatımıza devam ediyoruz. Kötülüğün sıradanlaşması tam da budur. Asıl tehlike kötülüğün varlığı değil, ona alışmamızdır. Çünkü alıştığımız anda sorgulamayı bırakırız. Sorgulamayı bıraktığımız anda ise vasatlığın iktidarı tamamlanır.

Devenin yanıtı belki de bu yüzden bu kadar sarsıcıdır. Her şey eğrildiğinde, artık boynun neden eğri olduğu sorusu anlamını yitirir. Geriye tek bir soru kalır: Gerçekten düz olan ne kaldı?

Yazarın Son Yazıları

Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor.

Devamını Oku
20.03.2026
Savaşın dili değişirken...

Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail arasındaki bir çatışma değil. Enerji piyasalarından küresel siyasete, askeri doktrinlerden bölgesel dengelere kadar uzanan çok katmanlı bir kriz.

Devamını Oku
13.03.2026
Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

ABD’nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. Çünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında.

Devamını Oku
06.03.2026
‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026
Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025