Adalar’da yine neler oluyor?
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Adalar’da yine neler oluyor?

08.10.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Balık baştan kokar” sözü ne doğru söz. Eğer bir ülkenin başındaki adam partili cumhurbaşkanı olursa ve tüm icraatlarında, aldığı tüm kararlarda bu doğrultuda hareket ederse, diğer devlet erkânının da benzer şekilde davranmasının yolu açılmış olur. 

Örneğin devletin kaymakamı kendisine bir sorunu aktaran vatandaşlara “Oh olsun, bunu -falanca- partiye oy verirken düşünecektiniz” tarzı sözler söyleyebilir. Hatta bu sözlerinin suç olduğunu bile düşünmez ya da umuruna olmaz. Çünkü bilir ki en baştaki adam da kendisi gibidir. 

Bu ve benzerleri bu ülkede yaşanır. Olağanlaşmıştır. Öyle yer yerinden falan oynamaz. Hannah Arendt’ın Kötülüğün Sıradanlığı adlı kitabında olduğu gibi... 

Yeni bir örneği bu hafta başında İstanbul’un Adalar ilçesinde yaşandı. İlçe kaymakamı akülü araç yasağı getirildiği için itiraz eden ve kendisine derdini anlatmaya gelen bir Adalı gruba “Bunu CHP’ye oy verirken düşünecektiniz” diyebildi. Aynı kaymakam iki gün sonra bu kez de Büyükada İskelesi’nin üzerindeki mekânın TÜGVA tarafından boşaltılmasını isteyen İBB’ye, elinde mahkeme kararı olmasına karşın izin vermeyecek, zabıtanın karşısına polisini dikecektir. Çünkü kaymakam da partili. Milletvekili olma hayalleri bile vardı altı yıl önce. Aksaray milletvekilliği aday adaylığını açıklamıştı. Olmadı. 

Neyse dönelim Adalar’a... 

Bir haftada iki kez İstanbul’un Adalar ilçesi ülke gündeminde yer aldı. Tesadüf mü? Yoksa? 

İlki bireysel akülü araçların yasaklanmasına karşı protestolarla, diğeri Büyükada İskelesi’nin üstündeki mekânı boşaltılması konusunda TÜGVA ile İBB arasında.. İlkinde “Adalar’a kayyum isteriz” sloganları atıldı, ikincisinde bizzat hukukun siyasileştirilmesinin bariz örneği verildi. 

Adalar’da ulaşım sorunu yıllardır kanayan yara. Fayton kaldırıldı, yerine elektrikle çalışan otobüs ve taksiler getirildi. Adaların ulaşım sorunu bitti mi? Hayır.

Adalar’ın ulaşım sorununun üç temel kökeni var demiştik daha önceki ilgili yazılarımızda. 

1- Adalara gelen ziyaretçi sayısının yani talebin yönetilememesi

2- Plansızlık: Geniş kapsamlı bir ulaşım master planının bugüne kadar hiç yapılmamış olması.

3- Kuralsızlık: Daha doğrusu, var olan kuralların bile uygulanmaması.

Fayton kalktı, elektrikli otobüsler ve elektrikli taksiler geldi. Ama sorun bitmedi. Çünkü bu arada bireysel akülü araçlar çoktan başlamıştı ve o dizginlenmedi. Hatta hiçbir şey yapılmadı. Bugün iki binin üzerinde akülü araç var. Neredeyse her evde birer tane. İnsanlar tıpkı anakaradaki gibi evlerinin önüne park etmiş araç konforuna alıştılar. Kimse Adalar’ın kendine özgü yapısını ve sit konumunu aklına bile getirmedi. Vızır vızır, kuralsız, ehliyetsiz, çocukların bile elinde. 

Ayrıca yukarıda bahsettiğim bu üç unsur da birlikte yönetilemedi. Çünkü siyasi çatışma her alanda olduğu gibi burada da kendini gösterdi. Ulaşımda düzenleyici kurul UKOME. Yani Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü. Ama AKP’liler çoğunlukta olduğu için İstanbul Büyükşehir’in en büyük sorunlarından biri olan taksilerin sayısının artırılması teklifi bile kabul edilmedi. Adalar ilçesinde de yeterli sayı ve zamanda otobüs ve taksiler yetiştirilemediği ve turist patlaması iyi yönetilemediği için doğan ulaştırma boşluğunu korsan taksiler doldurdu. Cebine parasını koyan dört kişilik akülü araç aldı ve yolcu taşımaya başladı. Bir anda birilerine ciddi bir kazanç kapısı oluşmaya başladı. 

Taa ki bir ay öncesine kadar. Gecikmeli de olma İBB ve Adalar Belediyesi, UKOME, İlçe Emniyet Müdürlüğü, kaymakamlık hepsinin onayı ve bilgisi dahilinde bu keşmekeşin önlenmesi yolunda doğru bir karar alındı. Bir ay önce 5 Ekim’de akülü araçların yasaklanacağı bildirildi. Bugün konforundan vazgeçmek istemeyen bir kesim Adalı, kazancından vazgeçmek istemeyen bir kesim esnaf tepki gösteriyor; AKP de bunu alıyor seçim malzemesi haline getiriyor. Durum bu kadar aşikâr. Televizyonlar da nedense mağdur olduğunu söyleyene mikrofonu uzatıyor.  

Benim annem 89 yaşında, teyzem 91. Evleri düz ayak değil. Yokuş çıkmaları gerek. Her gün kimi zaman günde iki kez o yokuşu çıkarlar, alışverişlerini yaparlar, istedikleri yere yürüyerek giderler. Çünkü Adalı olmak budur. Ada’nın yolları yayalar içindir. Böyle olduğu için büyük kentlerden farklıdır, bunu için güzeldir, çekicidir. 

Adalar İstanbul’un incisi. Ama mahvetmek için büyük bir iştah var. Bir türlü durduramıyoruz. 

Yazarın Son Yazıları

Türkiye bir deney laboratuvarı mı?

Sanki koca Türkiye’yi devasa bir çuvalın içine koymuşlar, durmaksızın sallıyorlar.

Devamını Oku
09.10.2026
Asıl dip neresi?

Soruyoruz birbirimize: “Dipteyiz... Peki daha ötesi var mı?” Belli ki var.

Devamını Oku
02.10.2026
Fon vurgunu... Kimler biliyordu, kimler çıktı?

Fon işi patlayalı günler oldu.

Devamını Oku
25.09.2026
PISA’da yükseldik, peki eğitimde?

PISA 2025 Batı’da alarm yaratırken Türkiye’de iktidar sonucu hemen bir başarı anlatısına dönüştürdü.

Devamını Oku
18.09.2026
Bize neler oluyor?

Üsküdar seçimleri üzerine çok şey yazıldı, tekrar etmeye gerek yok.

Devamını Oku
11.09.2026
Şükran Soner’in ardından...

Ölüm... Soğuk, gerçek ve kaçınılmaz. Kimi zamansız... Kişi için son nokta... Ya geride bıraktıkları?

Devamını Oku
04.09.2026
Yapay zekâ ve demokrasi arasındaki tehlikeli ilişki

Türkiye’nin iç gündemi bataklık gibi; içine saplandıkça sizi daha da aşağı çekiyor.

Devamını Oku
28.08.2026
Tarikatlara operasyon... Neden? Niçin?

Gaza çoktan basıldı.

Devamını Oku
21.08.2026
Toplumsal bütünleşme mi?

360 imzalı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlıklı çerçeve yasa TBMM’ye sunuldu.

Devamını Oku
07.08.2026
Tek çare: Oyunun kurallarını değiştirmek

Milleti arkasına alarak kuruldu YENİ Parti.

Devamını Oku
31.07.2026
Göz ardı edilen tehlike: Erken sanayisizleşme

Birbirinden tamamen kopmuş iki Türkiye var.

Devamını Oku
24.07.2026
Güven bir kez aşındığında...

Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar ağır.

Devamını Oku
17.07.2026
Trump'ın gösterisi, NATO’nun sessiz devrimi

Siyasi mizah yaptığı gerekçesiyle genç sanatçı Deniz Göktaş’ın tutuklanması...

Devamını Oku
10.07.2026
Eşkıya Dünya... NATO

“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” sözü, bu toprakların belleğinde yalnızca bir türkü değil, aynı zamanda adalet duygusunun ifadesidir.

Devamını Oku
03.07.2026
Kayıp Aydınlanma... Ve bugün

Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce.

Devamını Oku
26.06.2026
Zaman algısı... 3152 gün... Osman Kavala... Ve diğerleri...

Son derece ağır hareket eden kaplumbağalar dünyayı yanlarından hızla akıp gidiyormuş gibi mi deneyimliyor?

Devamını Oku
19.06.2026
Kadın bedeni... Ortak payda

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Devamını Oku
12.06.2026
Öfkeyi doğru yönetebilmek...

Yürütülen planlı sistematik süreçte sıranın ana muhalefet partisinin işlevsizleştirilmesine gelmesi kaçınılmazdı.

Devamını Oku
05.06.2026
Mutlak butlan; mutlak kırılma...

Çok parçalı, uzun soluklu kurgunun önemli bir mihenk taşı oldu geçen perşembe açıklanan mutlak butan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı’na getirilmesi.

Devamını Oku
29.05.2026
Gençliğini kaybeden ülke

“Asım’ın nesli”, “Fatih’in ruhu”, “TEKNOFEST kuşağı”, “imanlı ve ahlaklı gençlik”, “Türkiye Yüzyılı’nın mimarları”...

Devamını Oku
22.05.2026
Gelecek konuşulurken... ABD-Çin... Ve Türkiye

Silivri davaları, kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen kirli kampanyalar, yerel yönetimlere durmaksızın yapılan operasyonlar, yeni gözaltılar...

Devamını Oku
15.05.2026
102 yıllık bir gazete...

Şişli’de gazetenin bahçesindeyiz...

Devamını Oku
08.05.2026
1 Mayıs’ı farklı okumak...

İnsanın emeği üzerinden yükselir kapitalizm.

Devamını Oku
01.05.2026
23 Nisan... Çocuklar... Gelecek...

Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

Devamını Oku
24.04.2026
Okulda şiddet... Sorun sistem ve çok daha derin

İki korkunç katliam.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın paradoksu: ABD’nin rakipleri mi güçleniyor?

İlginç bir paradoks yaşanmıyor mu?

Devamını Oku
10.04.2026
Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor.

Devamını Oku
20.03.2026
Savaşın dili değişirken...

Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail arasındaki bir çatışma değil. Enerji piyasalarından küresel siyasete, askeri doktrinlerden bölgesel dengelere kadar uzanan çok katmanlı bir kriz.

Devamını Oku
13.03.2026
Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

ABD’nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. Çünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında.

Devamını Oku
06.03.2026
‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026
Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025