Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

13.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Bugün Almanya’da başlayan ve iki gün sürecek 62. Münih Güvenlik Konferansı, Soğuk Savaş’tan bu yana belki de en karamsar küresel atmosferde toplanıyor. Ancak bu karamsarlık geçici bir kriz halinden değil, daha derin ve yapısal bir kırılmadan kaynaklanıyor. Artık kimse şu soruyu sormuyor: “Uluslararası düzen nasıl reforme edilir?”

Çünkü hem Davos’ta hem de konferans öncesinde yayımlanan Münih Güvenlik Raporu 2026’nın açık biçimde ortaya koyduğu gibi, reform edilecek bir düzen kalmadı. Yıkım başlamış durumda. Asıl soru şu: Bu düzen çökerken neyin üzerine yeni bir düzen kurulacak?

Rapora göre dünya, 1945 sonrası kurulan ABD öncülüğündeki düzenin ilk kez dış baskılarla değil, içeriden çözülmeye başladığı bambaşka bir döneme girmiş bulunuyor. Kurallar, kurumlar ve çok taraflılık artık “çözüm” değil, “engel” olarak görülüyor.

Raporun en çarpıcı bulgularından biri, sistemin sadece yukarıdan değil aşağıdan da terk ediliyor olması. G7 ülkelerinde halkın büyük çoğunluğu, bugünkü politikaların gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya bırakacağına inanmıyor. Demokrasi giderek daha fazla “aşırı bürokratik”, “aşırı hukukileşmiş” ve en önemlisi reforme edilemez olarak algılanıyor.

Bu algı tehlikeli bir sonucu beraberinde getiriyor: Kuralları yıkan, kurumları devre dışı bırakan, “sistemi sarsan” liderler oy topluyor. Yani düzen yalnızca liderler tarafından yıkılmıyor; toplumlar da bu düzenden umudunu kesmiş durumda.

Bu çözülmenin küresel sonuçları sert. İlke temelli işbirliği yerini pazarlıkçı anlaşmalara bırakıyor. Bölgeler artık büyük güçlerin nüfuz alanlarıyla şekilleniyor. Kurallara dayalı sistem, açık bir güç hiyerarşisine evriliyor.

AVRUPA: GÜVENLİK ŞEMSİYESİ DELİNİYOR

Raporun bölgesel değerlendirmeleri de önemli: ABD’nin çok taraflılıktan uzaklaşması, ittifakları pazarlık konusu haline getirmesi ve güvenlik taahhütlerini koşullu kılması, Avrupa’da yapısal bir belirsizlik yaratıyor. NATO resmen ortadan kalkmış değil; ancak kolektif savunma artık bir garanti değil, hesaplanan bir risk. Avrupa ilk kez aynı anda iki gerçekle yüzleşiyor: ABD’ye bağımlı olmanın bedeli ve ABD’siz kalmanın riski. “Stratejik özerklik” söylemi bu yüzden sıkça dile getiriliyor ancak raporun altını çizdiği gerçek şu: Söylem var, kapasite henüz yok.

Rapora göre Hint-Pasifik artık küresel rekabetin en yoğun ama aynı zamanda en az kurallı bölgesi. ABD-Çin ilişkisi sistem içi bir rekabet olmaktan çıkıyor; sistem dışı bir güç mücadelesine evriliyor. Bu durum bölge ülkelerini net taraf seçmeye zorluyor, gri alanları daraltıyor. İşte bu parçalanmış güvenlik, ekonomi ve diplomasi tablosu, Türkiye gibi ne merkezde ne de kenarda duran ülkeler için çok daha ağır sonuçlar doğuruyor.

KALKINMA VE İNSANİ YARDIM: SESSİZ YIKIM

Güvenlik ve ekonomi alanındaki bu çözülme, en ağır etkisini sessiz ama derin bir alanda gösteriyor: kalkınma ve insani yardım. Raporda en az konuşulan ama sonuçları en yıkıcı başlıklardan biri burası. Yardım mekanizmaları giderek siyasallaşıyor. İhtiyaca göre değil, jeopolitik tercihlere göre dağıtılan yardımlar, kurumsal çerçeveler zayıfladıkça kriz bölgelerini kalıcı istikrarsızlığa mahkûm ediyor. Dayanışma yerini seçici yardıma bırakıyor; bu da küresel eşitsizliği daha da derinleştiriyor.

Tam da bu yüzden Münih Güvenlik Konferansı ve ona eşlik eden rapor, NATO, AB, G7 ve büyük güçler için bir tür “stratejik ön mutfak” işlevi görüyor.

Bu yılki konferansa yaklaşık 50 devlet ve hükümet başkanı, 100’e yakın dışişleri ve savunma bakanı katılıyor. NATO, AB ve G7 ülkelerinin tamamına yakını en az bakan düzeyinde temsil ediliyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve NATO gibi uluslararası kuruluşlar da en üst düzey yöneticileriyle masada. Akademiden, savunma sanayisinden, teknoloji şirketlerinden ve düşünce kuruluşlarından yüzlerce davetli bu tartışmalara eşlik ediyor.

Burada karar alınmıyor ama kararların dili hazırlanıyor. Tehdit algıları eşitleniyor, kavramlar test ediliyor, hangi sınırların zorlanabileceği yoklanıyor. Resmi zirvelerde söylenemeyenler, Münih’te ilk kez yüksek sesle dile getiriliyor.

TÜRKİYE İÇİN NEDEN KRİTİK?

Raporda tanımlanan “yıkım siyaseti”, Türkiye için yeni değil. Ancak fark şu: Türkiye’de uzun süredir iç politika pratiği olan bu yaklaşım, artık küresel norm haline geliyor. Ve kuralsızlığın maliyeti büyüyor. Türkiye ne süper güç, ne de küçük bir ülke... Ama jeopolitik olarak son derece kritik. Ve konumu nedeniyle en etkilenebilecek sınır ülkelerinden biri. Kurallar çökerken merkez ülkeler oyun kurucu kalabilir; çevre ve yarı-çevre ülkeler ise savrulur. Bu yüzden kuralsız bir dünya, Türkiye için özgürlük değil; kırılganlık demek.

Ve raporun alt metni çok açık:

Yeni bir düzen kendiliğinden doğmayacak. Boşluklar oluşacak. O boşlukları ya güçlüler dolduracak ya da kaos büyüyecek. Münih’te konuşulan tam olarak bu.

İlgili Konular: #Akın Gürlek

Yazarın Son Yazıları

Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025