Önce şu notu paylaşayım: İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in cenaze törenine gelen yabancı devlet yetkililerini havaalanında bir sürpriz bekliyordu: Minab okul saldırısında öldürülen 170 kız öğrencinin çantalarıyla ve ayakkabılarıyla düzelenmiş bir “sanatsal enstalasyon”.
Ziyaretçiler önce bu büyük trajediyle yüzleştiler yeniden. Savaşın özellikle sivilleri, özellikle de çocukları hedef alan canavar yüzü herkesin yüreklerine damgalanıyordu. Bu kısa filmi şuradan izleyebilirsiniz: www.facebook. com/reel/1035248685723217
İran törene davet ettikleri ülkelerle de ilgili bir diplomasi uyguladı. İran, cenaze davet listesini açık bir siyasi duruş ve diplomatik mesaj olarak kullandı.
Mesela Avrupa ülkelerinden hiç yönetim davet edilmedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarına karşı “uygunsuz pozisyon alan, bu saldırıları kınamayan veya savunan”, tarihin yanlış tarafında yer alan ülkelerin törene davet edilmediğini resmen açıkladı.
Törene Asya, Afrika ve Latin Amerika’dan 100’ün üzerinde ülkeden temsilci katıldı. Çin, Rusya, Pakistan ve Ortadoğu müttefikleriyle olan yeni jeopolitik ortaklıklarını ve kutuplaşmayı dünya kamuoyuna ilan etmiş oldu. Konuk listesi yeni jeopolitiği bize anlatıyordu. Pek çok ülke üst düzey temsil edildi, mesela Putin kendini temsile Medvedev’i göndermişti. Çin de öyle...
SUUDİLERLE ABD ARASINDA GERİLİM
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi diğer Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri, cenazede devlet başkanı veya başbakan düzeyinde yoktular. Bu ülkeler, mesela Cumhurbaşkanı Reisi’nin cenaze törenine gönderdiklerinden daha düşük düzeyde temsilcilerle hazır bulundu. Bu ülkeler törende genel olarak Tahran’da görev yapan büyükelçilik diplomatları veya alt düzey bakanlık temsilcilerinden oluşan heyetlerle katıldı. Bunun iki nedeni üzerinde duruluyor. İlki, İran’ın ABD askeri üslerine yaptığı saldırıların sonucu İran ile Körfez ülkeleri arasında oluşan askeri gerilim. İkincisi de Körfez ülkelerinin ABD ile askeri ve ekonomik ortaklığı nedeniyle bir denge araması.
Burada çok önemli rolü Suudi Arabistan oynuyor. Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkelerinin hava sahalarını Amerikan savaş uçaklarına kapatması Washington ile aralarında diplomatik bir krize yol açmıştı.
Suudi Arabistan özellikle ABD ile arasına bir mesafe koydu. New York Times’ta (NYT) yayımlanan bir makaleye göre, İran ile yaşanan gerilim sırasında Suudi Arabistan’ın ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda planladığı askeri operasyonlar için hava sahasını kullanamayacağını ABD’ye bildirmesi üzerine Trump ve veliaht Prens Selman arasında çok sert telefon görüşmeleri yapıldı. ABD bazı operasyonları iptal etmek zorunda kaldı.
İRAN DİRENCİ DEĞİŞTİRİYOR
Suudi Arabistan, ABD’nin tamamen İsrail’in çıkarları doğrultusunda uyguladığı savaş politikalarının sonuçlarını bölge ve kendileri için öngörülemez buluyor. Pek çok operasyonun kendilerine sorulmadan yapılmasından ve bu nedenle İran tarafından hedef alınmasından rahatsız. ABD’nin savaş politikasını hem kendileri hem de Körfez için çok riskli gördüğüne işaret ediliyor makalede. (How the Iran War Ignited a Clash Between Trump and the Saudi Crown Prince)
İran’ın ABD’ye karşı gösterdiği askeri direnç ve sonunda yapılan 14 maddelik anlaşma, Suudilerin İran’a karşı bir politika değişikliğine de yol açtı. Önce cenaze törenine katılmayacağı konusundaki söylentilerin aksine, törende temsil edilmeyi tercih etti.
GÖRÜŞMELER SIRASINDA SUİKAST PLANI MI?
Savaş ve İran’ın direnci bölgede pek çok şeyi değiştiriyor. Öyle ki yine NYT’de bir makaleye göre, Pakistan’da barış görüşmeleri sırasında Trump yönetimi, İsrail’in İran delegasyonuna karşı suikast hazırlığı içinde olduklarını düşünerek İsrail’i uyarmış.
İsrail, şüphesiz görüşmelerden memnun değil ve savaşı sürdürmek için bahane yaratmaya hazır bir terör devleti konumunu sürdürüyor.
Buradayız, daha yazacağız.