Hayrettin Belli’nin tanıklığıyla üç kuşak Sevim-Mihri Belliler
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Hayrettin Belli’nin tanıklığıyla üç kuşak Sevim-Mihri Belliler

27.07.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Türk solunun tarihinin yeniden yazılmasına katkı veren Sevim Belli ile yaptığımız söyleşi, 22 Eylül 2019 tarihinde Cumhuriyet’in 9. sayfasında yayımlanmış. Cumhuriyet arşivinde yaptığımız söyleşiye bizden gönüllü meraklılar yanında, oğlu Hayrettin Belli ile eşi eşlik etmişlerdi. Türk solunun tarihinde önemli yeri oluşturanların başını çeken Mihri Belli, ortak çevrelerinin arayışlarını, yaşamlarını, savundukları değerleri anlattıkları üzerinden başlığımız, “Devrimin köklerini toprağında arıyor” olmuş.

Sevim Belli, Cumhuriyetin devrimci değerleriyle padişahlığın yıkılması gelişmeleriyle söze girmiş, Marksist hareketin, devrimcilerin fedakârca çabalarının boşuna olmadığının altını çizmiş. Görebilse de görmeye ömrü yetmese de emperyal odaklara karşı savaşımın vazgeçilmezliğinin altını çizmiş. Bilenler bilir, duyamamışlar için altını çizmek gerek, yolu ağır suçlamalarla 1. şubeye düşüp tutuklandığında aile kökeni ile Kalkavanların, bir önceki Emniyet müdürünün kızıdır.

Mihri Belli’nin, Nâzım Hikmet bağlantılı görevlendirmeleri suçlarıyla tutuklanmanın ardından, dönemin Marktsist-Leninist suçlamasıyla yargılanan kalabalık bir grubun içinde, şimdiki dilimize geçmiş “eski tüfekler” kimliği üzerinden uzun soluklu işkenceler, tutukluluktan geçirilmeleri kaçınılmazdır. Boğazdaki yalıdan cezaevine uzanan öyküsünün içinde, Doğu-Batı Marksist klasiklerinden önemli çevirileri ile edebiyatımıza katkıları da girecektir.

Amcasının Emniyet’e gidip Laz ağzı ile yaptığını öngören konuşmasını taklit eden neşeli aktarımı çok ilgimi çekmiş, okurla paylaşmıştım. “Kızımız bir halt etmiş, suç işlemiş, cezasını çekecek. Eti sizin kemiği bizim” sözcüklerinin racondaki anlamı, sonradan başkalarından öğrenebildiğime göre, bir tek tecavüz edilmemesi ricasıymış. Özetle algılayabildiklerim ise iki varsıl kökenli aileden Sevim-Mihri Belli çifti, cezaevinde görüşebilmek üzere tutuklu iken evliliği seçmeleri sonrasında da siyasi çizgilerinden hiç ödün vermeden sürdürdükleri yaşamlarında, ülke topraklarından kopmamakta elden gelen özeni göstermişler.

***

Sevim Belli’nin ilerleyen yaşı, sağlık sorunları nedeniyle, YouTube için TV canlı yayınında yapabileceğimiz söyleşide, o zaman da yanında gelmiş oğul Hayrettin Belli’nin katılımı kaçınılmazdı. O söyleşide öğrenebildiklerime yeni çok anlamlı katkıları için en içten teşekkürlerimle söze girmeliyim. Adaşı, dedesi Hayrettin Belli’yi hiç duymamıştım. Günün ileri teknolojisi sayesinde hemen önüme çıkan fotoğrafları ile adaş olmalarının ötesinde dedesinin kopyası fotoğraf kareleri ile yüzleştim.

Dede Hayrettin Belli’nin yaşamöyküsünü atlayabilme olanağımız da yokmuş. 1893 yılında Diyarbakır’da doğmuş 1912 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olup Silivri savcısı olarak göreve başlamış. 1915 Galiçya savaşına katıldıktan sonra, Hayrettin Belli 6. dönem Çatalca mebusu olarak son Osmanlı Meclisi Mebusan’a girmiş. Burada Sivas Kongresi kararlarının görüşülmesi sırasında, Mustafa Kemal Paşa’ya bağlı genç mebusların baskısıyla 17 Şubat 1920’de oybirliği ile Misakı Milli kabul edilmiş. Öncesi, sonrası yıllarda Trakya toprakları üzerinde kurulan direnişler, Müdafaa-i Hukuk örgütlenmelerinde kurucu, aktif çatışmalarda, çete etkinliklerinde yer alıyor. İstiklal Madalyası sahibi.

***

Sevim-Mihri Belli ailesinin yaşamöykülerinden önemli satır başlarını, görselleri ile de belgelenen söyleşiden izlemenizi öneririm. Ödetilen ağır bedellere aldırmadan yaşam çizgileri, değerlerini savunmaktan hiç vazgeçmedikleri ortada. Bu topraklardan, inandıkları değerler üzerinden savaşım çizgilerinden kopmadan yaşamlarını sürdürebilme çabasından vazgeçmemişler. Ülkesinde doktorluk yasağı olan Sevim Belli’nin, Ortadoğu’da çalışmak zorunda kalması, Mihri Belli’nin evrensel direniş içindeki görevleri için yapılan çıkışlar dışında. En çok da ülkemiz Aydınlanmacıları, solcularının parçalanışlarına tanıklık etmenin üzüntüsünü paylaşmışlar.

Yazarın Son Yazıları

Az gittik uz gittik, bir arpa boyu yol gidemedik

Karamsarlıkla söylediğim gibi bir duyguyu vermek istemem.

Devamını Oku
21.04.2026
Dindar ve kindar yapamadıkları ‘deist’ oluyorlar

Yaşam pratiklerine göre dayatılan yetiştirme kurallarına isyan edenler arasına katılmış oluyorlar.

Devamını Oku
18.04.2026
AB’de demokrasi, Türkiye’de otoriterleşme rüzgârları

Avrupa Birliği ülkeleri içinde, Amerika-İsrail birlikteliğinde Ortadoğu ülkelerinde yaşatılanlara, akıtılan kanlara karşı ilk anlamlı karşı duruş İspanya’dan gelmişti.

Devamını Oku
14.04.2026
Şafak sökerken...

Günlük yaşamımız içinde, çoğunlukla yatakta, derin uykuda olmamızdan mı bilinmez, şafağın söküşünü uyanık izlediğimiz günlere ilişkin anılarımızın olumlu izleri kalır.

Devamını Oku
11.04.2026
Ülkemizin geleceği çılgın Trump’ın tuzaklarına bağlı olamaz...

Cumhurbaşkanlığı rejiminde yıllardır sorgulamasız sürdürülebildiği, yapılanların yanlarına kâr kaldığı varsayılan haksızlık hukuksuzlukların yarattığı olumsuzlukların dayanılmaz yükselişi ile içeriden yaratılan çürümüşlüğün saklanamayacağı günler geldi de geçti.

Devamını Oku
07.04.2026
Yerel, küresel kıskacına karşı başkaldırılar yükselişte

Şimdilik bir yılı geçmiş bir süreç içinde, ülkeye yayılmış, kazanılmış belediye yönetimlerine el konması, kayyım atanması uygulamalarıyla, tümü sol kimlikli, ağırlıklı CHP’ye bağlı belediye yönetimlerinin operasyonları ile amaçlanan moral yıkımı, iktidarları adına fiyasko sonuçlar verdi.

Devamını Oku
04.04.2026