Hiroşima’dan Çernobil’e nükleer silahlar, santrallar...
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Hiroşima’dan Çernobil’e nükleer silahlar, santrallar...

08.08.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Reyan-Ali Savaşeri kardeşlerle 3. Levent Karanfil Sokak’ta, kimimiz ilkokul, kimimiz ortaokul öğrencilik yıllarımızda, biz üç kardeşin yollarımız çakışmıştı. Eğitim alabilen ancak varsıl olamayan kardeşler, ailelerimizden gelen ortak kimliklerimizle, yaklaşık bir dört yıl süreç içinde öylesine kopmaz bağlar kurabilmişiz ki... Bugünlerimize kadar uzanabildi. Çok görüşemesek de gönül, duygu bağlarımız, ortak gelecek umutlarımız, değerlerimizle kuşaktan kuşağa geçiş yapılabilecek gibi de geliyor.

Sözü hiç uzatmadan hemen başlıkta yer vermeye çalıştığım çok güncel gündem buluşmalarına geçiş yapmam gerek. İki ailenin de büyük erkek kardeşlerinin kaplarına sığmayan enerjileri karşılığında tabii ki ortak paylaşılan odalarımıza uzanan telsizden, sabahlara kadar süren “Kova Galatasaray”, “Kova Fenerbahçe” kızdırmacalarını yıllar içinde güçlenen paylaşımlarla kurulu güçlü bağlar, yıllar içinde kaşla göz arasında Hiroşima’dan Çernobil’e kadar uzanabildi. Ali lise yıllarında Almancayı yutmuş, Aybar’ın yanında TİP’in kurucu kadrolarına uzanırken tıp okumuş doktor olmuştu.

Kendini DİSK’in çok değerli Lastik-İş Başkanı Rıza Kuas’ın refakatçi doktoru olarak Berlin’de buluverdi. Arkası Berlin Üniversitesi’nde görevlendirme, Nükleer Tıp Hastanesi Başhekimliği, Çernobil kazası sonrası ise Çernobil komitesi resmi üyeliği geldi. Elbette tıp yemininin de kaçınılmaz sonucu sıkı bir nükleer karşıtıydı. İstanbul’a gelip gitmelerinde beni de Cumhuriyet gazetesi habercisi olarak nükleer karşıtı dünya çapında yürütülen çalışmaların içine, söyleşilere bulaştırıvermişti. Öğrendikçe ilgim de kabarmış olarak bunca yıl sonra Japonya’ya yaşatılan Hiroşima felaketinin acılarının, yaralarının kapanamadığını bilimsel verileri ile kavramış oluyordum.

Yıkımın günümüzde müzelik etkisi çarpıcı görüntüleri sadece ayrıntı. Gerçeğinde bunca yıl sonra bölgede kansere yakalanma oranlarının, dünya genel ortalamasının üstünde görüldüğü gerçeği ile yüzleşmiştim. Nükleer santrallar mı daha ürkütücü ya da nükleer silahların, ürünlerin en hafiflerinin bile kullanılıyor olmaları hallerinde bile ölümcül olmaları gerçeği mi, insan canı, tüm canlılar, çevre üzerinden daha acıtıcı, ağır yıkımları getiriyor tartışmalarının elbette bir anlamı olabilemez.

Bilim insanlarının, söz konusu vahşi teknolojilerin dünya çapında yaşamı karabasana çeviren etkilerine karşı, en çok canı yananlarının çeperinde oluşan dalgalarla, tüm insan hakları, doğa, çevre, elbette odağında yaşam hakkı olmak üzere verdikleri savaşımlar kuşkusuz hiç dinmeden, acılar katlandıkça, yükseldikçe yükselip güçleniyorlar. Ancak geldiğmiz noktalar bakarsak çoğunluğun caydırıcı güç direnişlerinin etkileri yadsınamasa da hoyratça kirli çıkarların, en acımasız siyasal erkler adına yapılan kötülüklerin dozu hâlâ yükselişte.

Hangi olaylar, hangi sonuçlar üzerinden yola çıkıp, yaşananlara ayna tutulmaya kalkıldığında, çıkan vahşetin durdurulabilmesini unutun, şiddetinin aşağılara çekilebilmesi yolunda bile elde edilen başarılarda alınan yol arpa boyunu geçemezken yeni saldırılar, acı gerçeklerle yüz yüze kalınıyor. Önümüze hâlâ ikili seçenek çıkıveriyor. Yorulup susup kaçacak mıyız? Yoksa her toplumsal direnişin, kimi püskürtmeleri sağladığı gerçeğini de sayısız kez tatmış olarak, yaşamak için yeniden bir daha bir daha savaşım vermek üzere safları birleştirecek miyiz? Çernobil kırımında, elbette kasıtlı olmasa da patlama sonrası Avrasya ağırlıklı insanlığın yaşadığı travma çok yakın tarihten canlı belleğimizde. Edirne’den sarkan bir küçük radyasyonlu bulut Avrupa kaynaklı bilindiğinden yok sayılamamış, Trakya’da kimi basit çevre önlemleriyle örneğin hayvanlar tarlalara gönderilmeyerek bile zararı en aza indirgenebilmişti. Özal’ın paragöz kültürü başka ülkelerden görülmeyen, Doğu Karadeniz’e kaçan, dağların tepelerine takılıp yağmurlarla birlikte biraz fındığımızı, birazcık daha yoğun çayımızı inen radyasyonlu Çernobil bulutunun haberinin çıkmasını yasaklatmıştı. Yetmemiş, mayıs sürgünündeki yüksek radyasyonlu çay bilinmeden kaliteli diye Almanya’ya gönderilip yüksek çıktıktan sonrasında dahi, ülkemizde bilimsel ölçüm, çalışma yapılması yasaklanmıştı. Sevgili Ali’nin yardımıyla gecikmeli, istenen örneklerle Berlin’e gitmiş, sonuçları ile suçüstü yapmıştık.

Sorumlu Özal ile Bakan Cahit Aral’ın “Az radyasyonlu çay, yararlı, cinsel gücü artırır” polemik çıkışlarını, aylarla Cumhuriyet’in manşetlerine yansıyan haber dizilerini anımsayın. Sonrasında sayılarla ölçülemeyen ancak toplam ortalama artışları ile bölgesine göre artan kanser ölümlerini... Sakın hiç unutmayın, safları çevreye duyarlı olarak tüm konular için birden birleştirin. Yaşam savaşımının tek yolu bu...

Yazarın Son Yazıları

Ülkemizin geleceği çılgın Trump’ın tuzaklarına bağlı olamaz...

Cumhurbaşkanlığı rejiminde yıllardır sorgulamasız sürdürülebildiği, yapılanların yanlarına kâr kaldığı varsayılan haksızlık hukuksuzlukların yarattığı olumsuzlukların dayanılmaz yükselişi ile içeriden yaratılan çürümüşlüğün saklanamayacağı günler geldi de geçti.

Devamını Oku
07.04.2026
Yerel, küresel kıskacına karşı başkaldırılar yükselişte

Şimdilik bir yılı geçmiş bir süreç içinde, ülkeye yayılmış, kazanılmış belediye yönetimlerine el konması, kayyım atanması uygulamalarıyla, tümü sol kimlikli, ağırlıklı CHP’ye bağlı belediye yönetimlerinin operasyonları ile amaçlanan moral yıkımı, iktidarları adına fiyasko sonuçlar verdi.

Devamını Oku
04.04.2026
Savaş karşıtlığının önlenemez yükselişi

Hafta sonunu, başta Amerika’nın başkenti, önemli bütün merkezlerinde, savaş karşıtlarının çok etkin eylemleriyle aynı merkez içinde on binler, ülke çapında yüz binlerin katıldıkları protesto eylemlerine tanıklık ederek geçirdik.

Devamını Oku
31.03.2026
Savaşın bedelinin en ağırını tarafı olmayanlar ödüyor

Hindistan, Japonya...

Devamını Oku
28.03.2026
Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı...

Raylı ulaşım sistemlerinden yararlananlardansanız, siz de benzer pek çok gelişmeye tanıklık etmiş olabilirsiniz.

Devamını Oku
24.03.2026
Dünyayı elinde tutan emperyalizme karşı bağımsızlık savaşları

Dünyayı elinde tutan emperyalizme karşı bağımsızlık savaşları

Devamını Oku
21.03.2026
İçeriden ve dışarıdan saldırılar, ezilmek istenenleri güçlendiriyor...

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta, tutuklanmalarının birinci yıldönümünde, hâlâ pek çok tutuklu sanık belediye başkanları da içlerinde, hâlâ yüksek sayılarda tutuklu için iddianamelerin bile hazırlanamamış olduğu gerçeği ile yüzleşmiş durumdayız.

Devamını Oku
17.03.2026
Ahlak, vicdan, çivileri sökülmüş yeni dünya düzeninde...

Nüfus kâğıdı eskidikçe yeni güne sağlıklı kalkabilmek, elinden geldiğince meslek etiğine de bağlı kalıyor olarak gazeteciliğini sürdürebilmenin önkoşulu uygun saatlerde yatağına girebilmek.

Devamını Oku
14.03.2026
Bu kanıtlarla iddianamelerle yargılama zor zanaat...

Hukuksuz yargılamaların bir yılı aşmış süreçleri içinde ülkemizde yaşayanların bilinçaltlarına yerleşmiş gelişmelerin üzerine, en sonunda başlıyor başlayacak açıklamalarının davullu zurnalı duyurularından sonra, dünkü yargılamanın ilk gününde alınabilmiş yolun bir arpa boyu olduğunu bile söyleyemiyoruz.

Devamını Oku
10.03.2026
İki deli, kafa kafaya, dipsiz kuyuya taş atıyorlar

Amerika’nın başında Trump, İsrail’in Netanyahu olmak üzere, geçtiğimiz pazar günü, İran’a, siyasi liderleri öncelikli hedef alan saldırıda, en ileri teknolojili, en pahalı silahlardan atılan bombalarla başlatılan kanlı savaşın henüz haftası dolmadı.

Devamını Oku
07.03.2026
Dolarla kapatılmış gözler, çocuk, hasta kadın ayırmıyor...

Trump-Netanyahu ikilisinin, pazar sabahı yüzleştiğimiz İran’a ortak saldırılarının kanlı sonuçlarını televizyon kanallarının canlı yayınlarından, yürekler ağızda olası sonuçları üzerinden kaygıyla izlerken öldürülenler, patlamlar üzerinden kanlı haberlerin peşpeşe akması kaçınımazdı.

Devamını Oku
03.03.2026
Tarikatlara çocukları camilere taşıma seferberliği

İnançlar üzerinden, hepsini birden sonuna kadar kullanabilme sayesinde, iktidarlarını koruyabilenlerin önlerini açmaları sayesinde mi?

Devamını Oku
28.02.2026
Anayasal haklar, demokratik düzen arayışlarını kırma savaşları...

Günümüz kuşakları, en sevilen müziklerin taş plaklarının dinlendiği yıllarda kasetin iğnesinin takılarak plağın kullanılamaz hale düşürmesinin acısını bilemezler.

Devamını Oku
24.02.2026
İktidarlarını sürdürmede, hak hukuk, kural tanımazlık...

Çıkmaz sokağa girdiklerini içten içe görebilseler bile, halkımıza, bize, itiraf edecek halleri olacak değil ya.

Devamını Oku
21.02.2026
Siyasi tutuklamalar tek adam rejiminin son dönemlerinin panik fişeği değil mi?

Şakayla karışık Cumhuriyet gazetesinin çatısı altında, uzun yıllar boyunca “sokak gazetecisi” olmakla övünmüş olarak 60. yılıma girmiş bulunuyorum.

Devamını Oku
17.02.2026
İktidarlarının ayakta kalmada son kadrolaşmaları

Başlık elbette gündemimize yeni girmiş son kadrolaşmaların, yeni bakanları ile yargı organlarında yeni görev almak üzere seçilenlerin tümünü birden kapsıyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Solun vicdanlı, bilinçli koşucusu Alper Taş

Sınırlı televizyon, video kanallarında en güncel, kritik tartışmalar üzerinden söyleşi konuğu olarak çağrıldığında, öfkesiz, kimseleri incitmek istemeyen üslubu ile gündemdeki en çatışmacı konularda görüşlerini özetlerken dinleme şansını yakalayanların, giderek daha da çok ilgilerini çektiğini umuyorum.

Devamını Oku
10.02.2026
Deprem ülkesinde deprem suçları rekorları kırmanın dayanılmaz hafifliği

Deprem suçları işlemenin, önlem almamanın sorumsuzluklarının karşılığı suçlardan doğrudan sorumlu siyasi erkler, kuşkusuz bina yıkımları, enkaz altında kalanlar, ölen insanlar ile birlikte tüm canlılar, mal kayıplarının ağırlıkları, depremlerin şiddetleri yanında bile bile alınmamış önlemlerle bağlantılı değişiyor.

Devamını Oku
07.02.2026
Bağımlılığın yapı taşları nasıl örülüyor?

Bugünkü yazımın konusunda yine sevgili arkadaşımız Ergin Yıldızoğlu’nun dünkü Cumhuriyet gazetesinde 9. sayfamızda yayımlanan “Ayrılmak zor!” başlıklı yazısının etkisi oldu.

Devamını Oku
03.02.2026
Reha Öz’ü uğurlarken 1980’li yılların canlanan tanıklıkları...

Nadir Nadi’nin, 12 Eylül yönetimine karşı duruşu ile güçlenen, Cumhuriyet gazetesinin, ülkenin her kesimini kapsayan insan hakları gasplarına karşı, ayrımsız sayfalarında yer açması, hak hukuk arayışlarının, savaşımlarının yanında yer alarak yaşatılan acıların haberlerinin sayfalarında paylaşılması, birden çok aralıklarla gazetenin kapatılması kararlarını da getirmişti.

Devamını Oku
31.01.2026
Masis Kürkçügil’le tarih ve siyaset sarkacında

Cumhuriyet YouTube’dan, üç kuşak söyleşileri kapsamında bugün yayına girecek konuğumuz, 1968 kuşağının kuşkusuz en çok okumuş, en çok kitap yayını yapmışlarının başında gelenlerinden Masis Kürkçügil.

Devamını Oku
27.01.2026
‘Keskin kalemi’ yeni kuşakların pusulası

Kendisinin öngördüğü olasılıkların tıpkısının aynısı, kurgulanmış katledilmesi senaryosu için düğmeye basılmasının ardından, arabasının kontak anahtarını çevirmesi ile, bedeninin parçalandığı insanlık dışı bir senaryonun gerçekleştirilmesinden günümüze 33 yılı devirmişiz.

Devamını Oku
24.01.2026
Prof. Dr. Erinç Yeldan’la ekonomiyi masaya yatırınca...

Keşke “Yaşamlarımızı, dün İstanbulluların içini donduran kar yağışı kadar geçici, sonuçları ile içimizi dondurmayacak bir tablodan söz ediyor” diyebilseydim.

Devamını Oku
20.01.2026
Tek adam rejiminde iktidar olmanın keyfi

“Ben yaptım oldu” diyebilmekten geliyor.

Devamını Oku
17.01.2026
Meteoroloji bile güven vermekten çıkarılmışsa...

Önceden kar tatili kararını duyurmuş valilik, “Sadece servisle okula gitmeleri gerekenleri kapsayan bir uygulama olacak” anlamında bir geri dönüş yapmıştı. Yine de gazetenin halen kulanmakta oılduğumuz Şişli’deki binamıza vardığımda, en azından birkaç hafta öncesinde tanıklık etmiş olduğumuz karla kaplanmış karşıdaki mezarlığın ağaçları ile yüzleşeceğimi sanıyordum. Ne gezer, bal gibi de sadece yağmur serpiştiriyordu.

Devamını Oku
13.01.2026
Saray’ın kararı: ‘Seçime kadar bu kadar’

Başlıktan da anlayacağınız üzere, iktidarları adına dün yapılan sonuç açıklamaya göre, emekliler için önerilecek en düşük aylığın 20 bin lira olacağı ilan edildi.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Dostum Trump’ın oyunlarında KAMU emekçileri, TÜİK’in sınır yok

Yeni yıla, şova da çok meraklı, ustası olduğunu ortaya koyan kimliği ile öne çıkmaktan vazgeçmeyen Trump, magazin şov yaratma ustası kimliği ile de yeniden seçilmesinden günümüze hemen her gün, kafa karıştıran, birbirinin tersi gibi de görünebilecek çıkışlarıyla hep başrolde, hep gündemde.. Aralık ayı boyunca Ortadoğu haritaları üzerinde, sonuçta Amerikan sermaye çıkarlarını ön planda tutan, elbette iç siyasetin güçlü lobileri ile de anlaşmalı, İsrail’in yanında, Çin’in dünya çapında kazanmakta olduğu gücü frenleyebileceğini düşündüğü siyasal çıkışların peşinde, İran’a çaktırmadan oyun kurduğu, Afganistan’da yeniden Taliban’ı yükselten projelerin peşinden koşturuyordu ki...

Devamını Oku
06.01.2026
Saray ittifakının çözemediği sorunları halının altına süpürme çabaları...

Barış sürecine dönük olarak kamuoyundan uzak tutmaya çalıştıkları aralarında yaşanan tartışmalarda, zaman kazanmaya dönük olarak görüşmeleri erteleyerek zaman kazanma çabaları elbette ilk adım sayılabilir.

Devamını Oku
03.01.2026
Oyalamaca, göz boyamaca...

Tek adam rejimi, müjdeli barış süreci üzerinden sesizliğin korunduğu bir kapalı kutu olarak ileriye dönük zaman, kendi mantığına göre nefes almış oldu.

Devamını Oku
30.12.2025
En kötüsü giden yıl olsun diye diye...

Eski kuşaklardan bellekleri güçlü olan okurlarımız ancak, eski kuşak yazarlarımızın içinden evime, ailemin içine sokacak kadar yakından tanıyıp sevdiklerim arasında yeri olan Asiye Uysal’ı anımsayacaklardır.

Devamını Oku
27.12.2025
Kökünden çürümüş ağaç...

Korunması gereken anıt, gelecek kuşaklar için ders niteliğinde, estetik geniş gövdesi korunabilmişse teknolojik olanaklar kullanılarak yüzyıllar sonrası için bile kalıcı kılınabilir.

Devamını Oku
23.12.2025
Balık baştan kokar...

Hep birlikte ellerimizi ovuşturarak değil de kaygılı; iktidarları ittifakının içinden sızan çatışmacı, bir o kadar da kirliliğin akmasının durdurulamadığı içerikleriyle kamuoyuna fışkıran gelişmeleri izliyoruz.

Devamını Oku
20.12.2025
Yüzlerine gözlerine bulaştıkça ekrandan ekrana koşuyorlar

Dün bu yazıyı girmeye çalışırken ekranlardan “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” gündemli kalabalıkların toplanmış olduğu etkinliğin canlı yayını veriliyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Kırk yılda devri âlem

Ülkemizde kültür turizminin gelişiminin öncülerinden Faruk Pekin ile yolculuğumuz 1970 12 Mart’ının öncesi günlerden, Boğaziçi Üniversitesi’nin özerk olabilmesi savaşımına öncülük yaptığı yıllardan başlar.

Devamını Oku
13.12.2025
Kadınlarımızın cinayetleri durdurma savaşları

25 kasım günü, Kartal’dan Yenikapı aktarmalı Şişli’ye geliş yolculuğumda, İstanbul Valiliği’nin, metroların, tüm ulaşım yollarının öğlen saatlerinden önce başlatılmak üzere Taksim çevresine kapatılması kararını ulaşım araçlarından da yapılan duyuruları ile karşılaştım. Geçmiş yıllardan deneyimli kadınlarımızın yapacakları eylemlere sokakların kapatılması, sıkı gaz bombalı, polis çemberleri ile kadınlarımızın içeriğinden henüz haberli olamadığım eylemlerinin gündemde olduğu geçmiş yılların örneklerini gülümseyerek anımsadım.

Devamını Oku
09.12.2025
İstemsiz çözüm üretilemiyor...

Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan, Güneydoğu bölgemizin çözüm sürecinde sorumluluk alanları ellerinden gelen çabaları gösterdiklerinin açıklamalarını sürdürüyorlar.

Devamını Oku
06.12.2025
Delegenin eksiksiz desteği ile gücüne güç katan CHP

Ancak hak-hukuk-adalet adına atılması olmazsa olmaz adımların gecikmesi ile doğrudan bağlantılı gerilim, sorumlulukların gerekleri de düşündürücü, ürkütücü boyutlarda katlanmış oluyor. Abdullah Öcalan kimliği üzerinden Kürt açılımı ile CHP’yi zorlamayı hedeflemiş, MHP-AKP ittifakı hızla sonuç alınabilmesi adına aralarında da çelişkiye düştükçe beklenmedik yeni çarpık gelişmeler ile yüzleşilmiş bulunuluyor.

Devamını Oku
02.12.2025
Meriç Velidedeoğlu; Cumhuriyet Devrimleri; haksız, hukuksuz, eylem karşısındaki savaşımı...

Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’ndan özel bir paylaşımıyla girmek, eşi olmasıyla onur duyduğu Meriç Velidedeoğlu’nun toplumsal savaşımda soluksuz sürdürdüğü çabalarına geçiş yapmak, sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Devamını Oku
29.11.2025
Barış sürecinde bir arpa boyu yol gidememek...

Tümü de Amerikan projeleri olarak dayatılmış barış süreçlerinde bir türlü sonuç almayı başaramıyoruz. Umalım bu kez önümüzü görebilecek kadar yol almayı başarırız. Gerçek geçmişini araştırırsak sorunlarımız Amerika’nın Irak’ı işgali projesine kadar uzanıyor.

Devamını Oku
25.11.2025
Parlamenter düzenden demokrasiden kaçarak çıkış olabilir mi?

CHP’nin İmralı’ya gitmeyeceği kararının gerekçelerini okuma zahmetine katlanmadan Saray ittifakından gelen tepkiler dün yandaş medyanın gündeminde evire çevire eleştiri yağmuruna tutuldu.

Devamını Oku
22.11.2025