İşlevsiz Meclis’in açılışına seviniyorum
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

İşlevsiz Meclis’in açılışına seviniyorum

05.10.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

İnanmayabilirsiniz ama ülkenin kararnamelerle, Saray, Tekadam rejimi adına yönetilmesinin ötesinde bir işe yaramadığını, kullanıldığını bile bile Meclis oturumlarını zamanımın el verdiğince izlemeyi de severek dinlemekten zevk alarak izlemeye çalışanlar arasında oldum. Kapandığı aylarda, çok sevdiği bir film, tiyatro ya da televizyon yayını elinden alnmış gibi kendimi boşlukta kalmış gibi hissettim..

Merakınızı gidermek üzere hemen kendimce gerekçemi anlatmaya çalışmalıyım. Meclis’in hele başkanlık modellerinde olmazsa olmaz gücü, güçler ayrılığı işlevi olması gerektiği zorunluluğunun anlamını bilen, hiçbir işlevinin olamadığına tanıklık eden bir gazeteci olarak gerekçemin altını çiziyorum.. Bağımsız yasama yetkisini kullanmada tam işlevsiz kılınan Meclisimizin halipür melalinin belgelenmesinde canlı işlevi, tanıklığı, belge oluşturması nedeniyle elbette..

Tek cümle ile Meclis oturumları her anı ve gelişmeleriyle yoka yazılan Meclis çalışmalarının, Türkçesi çalıştırılamamasının belgelerini, kanıtlarını oluşturmaktalar da ondan.. Meclis’in kuşkusuz tıpkısının aynı ölçeklerde değil ama aldıkları maaşları, görevlerinin karşılığını vermeye çalışan, çalışkan milletvekillerinin sayesinde bilemediğimiz pek çok konu ve gelişme üzerinden donanımlı bilgilerin sahibi olabiliyoruz.. Biir..

Torba yasalar içindeki içerikleri unutun, konu başlıkları, işlev, sonuçları üzerinden hemen hemen hiçbir bilgi sahibi kılınması gereği duyulmamış Cumhur grubu milletvekilleri, tek işlevleri olarak oylamalarda parmak kaldırmanın ötesinde, en çok muhalefet sözcülerine sataşmak, gerektiğinde dozuna uygun hakaretler etmek, kavga çıkarmak üzerinden yaptıkları işlevlerle başarılı sayılmış oluyorlar... İkii.

Saray, Tekadam rejiminin, seçimle değil atama ile getirilmiş, Meclis’te görev yapmış olma deneyimleri olmuş ya da olmamış, fark etmez atanmış Bakanlar olarak Meclis’e dönük gerçek hiçbir sorumlulukları olmadan; iktidar icraatlarının çerçevesi üzerinden hesap vermekle yükümlü olarak, tek başına oturumlar boyu sözcülük yaparlarken seçimle Meclis’e girmiş ağırlıklı Millet cephesinden partiler ile sözcüleri, grup temsilcileri başta eleştiri getirilen konular ne olursa olsun, tersini söylemek, gerektiğinde birçoğuna birden hakaretler, suçlamalar yapmak sorumluluğu içinde oluveriyorlar...Üç.

***

Gerilimler, kavga çıkarmada nasıl ustalaştıkları, polemik çıkarabildikleri ölçülerde Saray’dan sırtlarının sıvazlanıyor olmasında önkoşul, olmazsa olmaz gereklilik olmalı ki. Kazara haberlere taşınmış en renkli kavgalı oturumlardan da gözlemlemiş olacağınız üzere, suçlanılan, eleştirilen konularda açıkları, haksızlıkları olabilecek atanmış Bakanlar, Meclis oturumlarında en ağır küfürleri, argo da barındıran bağıra bağıra çıkışlarıyla, kavgaların yaratılmasında ustalıklı rolleriyle görevlerinin devamında dokunmazık bile kazanabiliyorlar.

Geçmiş Meclis oturumlarından kazandığımız kimi deneyimlerle, Cumhur cephesinden sızmış haberlere göre görevden alınacakları beklenen, gün sayılan kimi atanmış bakanların bu başarılı çıkışlarıyla, aslında kendilerinin götürülmesi zamanının geldiğini düşünenlerin çıktı çıkacak beklentilerinin tersine, yerlerinde kalmayı başardıkları bile gözlemlenebiliyor..

Meclis’in çalıştırılmadığı çalışmalarındaki canlı yayın oturumlarının; yürek hoplatan siyasal sertlikte öne çıkan, üstüne üstük silahın kendi cephesine de çevrildiği izlenimi veren çok ustalıklı polemiklerini ardından, sayısız yandaş yorumlarından çok ama çok beklenenin tersine sonuçları da çıkarıveriyor.

Örneğin övgü gibi çarpıcı eleştiri içerikleri ustalıklı polemikleri sonrası artık Cepheden kaçmak ya da ihraç edilmek istedikleri beklentileri, yorumları arasında, taşların oldukları yerlerde durdukları gerçeği çıkıyor. Kimlerin susturuldukları ama saklamak adına parasal, başka görevlerle ödüllendirildikleri, kimilerinin ise görevlerinde kalmış olarak içten içe cezalandırma ya da ödüllendirme ile yüz yüze kaldıklarının anlaşılabilmesinin ancak uzun zamanlar sonrasına bırakıldığı ortaya konuyor.

Yeni yasama döneminde Meclis’te yaşayacaklarımızın, tanıklıklarımızın, öncekilerden çok daha çatışmacı, bir o kadar çarpıcı, kendi içinden zorluklardaki gerçekçi toplumsal patlamaların ürünü olması kaçınılmaz olduğuna göre.. Ekonomik-sosyal-siyasal dibe vuruşların yansımalarıyla ülkemizdeki kaçınılmaz devinim, değişim üzerinden olup bitenleri doğru gözlemleyebilmemiz adına çok daha etkin tornusol kâğıdı işlevi ile ayna tutacağından hiç kuşkum yok. Meclis’in açılıyor olmasına, “Yasama” gücünü kullanmada hiçbir işe yaramasa da içtenlikle seviniyorum.. 

Yazarın Son Yazıları

Kirli siyaset oyunları vurgunu

Şeytana pabucunu ters giydirme oyunlarında, acımasızlık ile kalitesizlik yarışlarında sınır tanımamakla, bu saatten sonra kazanabileceklerini sanıyorlarsa sonuçta en çok kendi sonlarına doğru yürümekte olduklarını hâlâ göremiyor olabilirler mi?

Devamını Oku
06.06.2026
Saray projesi ‘mutlak butlan’ın ipleri çözüldükçe dolaşıyor

Önyargılı eleştirilerin yanında durabilmemin söz konusu olamayacağının altını çizmekle söze girmeliyim.

Devamını Oku
02.06.2026
Saray destekli CHP’yi püskürtme operasyonları

Cumhuriyet gazetesinin dünkü manşetinde, AKP’liler ile Kılıçdaroğlu yönetiminin bayram buluşmaları; “Siyasette ‘mutlak butlan’ bayramı!” başlığı altında verilmiş.

Devamını Oku
30.05.2026
Nasrettin Hoca’nın göle çaldığı maya tuttu mu?

Boşuna çaba, suçsuzların, haklarını savunan, haklarını arayanların canlarını boşu boşuna yakıyorsunuz.

Devamını Oku
26.05.2026
Trump destekli mutlak butlanlı CHP operasyonları tutar mı?

Yoksa başkanlık rejiminin dünyadaki en haksız, hukuksuz yetkilerle donatılmış modeliyle de yetinilmeyerek yıllar içinde geliştirilmiş sınırsız haksızlık, hukuksuzlukların içinde, iğne oyası gibi geliştirilen uygulamalarının yanlarına kâr kalabildiği ustalıklarında, ülkenin getirildiği çarpık düzenin haksızlıklarını, sonuçlarını görmemek inadındaki son çırpınışlar mı?

Devamını Oku
23.05.2026
Çağdaş Yaşam’ı, Türkan Saylan’ı unutma hakkımız lüksümüz yok

Öncelikle, yazımın başlığının kendi kendime kızgınlığımın yanısıması olduğunun altını çizmeliyim.

Devamını Oku
19.05.2026