Hafta sonunu, başta Amerika’nın başkenti, önemli bütün merkezlerinde, savaş karşıtlarının çok etkin eylemleriyle aynı merkez içinde on binler, ülke çapında yüz binlerin katıldıkları protesto eylemlerine tanıklık ederek geçirdik. Ülke nüfusunun çoğunluğunun Trump’ın İran’a dönük, İsrail ortaklığındaki siyasetinin kınanması eylemlerinin, anket sonuçlarına yansımalarının, çok ciddi bir oy ve destek kaybını da getirdiğini gösteriyordu. Dahası Amerika’nın çok güçlü olan İsrail desteği de tersine yargılarla değişmişti.
Trump’ın varlıklarını borçlu olduklarının sık sık altını çizdiği Avrupa ülkelerinin içinden de güçlenen karşıtlık giderek ülkeden ülkeye yayılmaktaydı. İspanya’nın öncülüğü kuşkusuz yadsınamaz. Düne kadar yaşananlar üzerinden saadet zinciri gibi diğer ülkelere yayılmaya tanıklık etmekteyiz. Dün Roma’daki papanın çıkışı, savaş kışkırtıcılığının dindarlık değil inançlara, dinlere ihanet suçları kapsamına girdiğini ilan eden açıklamaları bir o kadar çarpıcıydı.
Kapalı kutu İsrail’in içinden, geçmişteki benzer savaşlar sonrası, barıştan yana olduklarına tanıklık etiğimiz önemli yapıların, barış örgütlenmelerinin seslerinin çıkmasını geçmişten yaşadıklarımızla özlemle beklemekteydim ki... İran’ın İsrail üzerine yapılmış koruma sistemini kırıp bombalarıyla birden çok hedef aldığı merkezlerde yıkımlar yaratmasının görüntülerinin yansıması sonrası havalar değişti. Kuşkusuz yaratılmış zarar; insan, can mal kayıpları üzerinden resmi hiçbir açıklama değil, sadece görüntülerin yansımalarına tanık etmiş olsak da.
Son birkaç gündür barış eylemcilerinin protestolarına da tanıklık etmekteyiz. Şimdilik çok ciddi, caydırıcı, tutuklamalı önlemlerin ancak haberlerine ulaşabiliyoruz. Kuşkusuz susturulmaları hedefli sert önlemlerin duyumları üzerinden, içlerinden bilgi alabilme çabası yerine, İsrail’deki habercilerin bilgileri ile yetinmekte yarar olabilir.
***
Ortadoğu’yu kapsayan, ancak olumsuz sonuçlarının bütün dünyayı, ağırlıklı tüm ülkelerin içinde, ülkemizde de vurgun ortaklıklarını paylaşanlar dışında ülke nüfusunun yüzde doksanlarını aşan kitlelerin yaşamlarını karabasana çeviren bir ekonomik kriz ile yüz yüzeyiz. Amerika’daki gelişimlerin kitlesel protestolara dönüşmesinin kuşkusuz tek nedeni de barışı örgütleyen güçler, sanatçıların eylemlere öncülük yapmalarının çok ötesinde, tuzunun kuru olmasına alışmış Amerikan vatandaşlarının beklenmedik zorlu bir yaşama çekilmiş olmaları.
Unutmayalım ki çoğunluğunun “Aptal ama mutlu olan Amerikalı” görüntülü yaşamları, çok hızlı, olumsuz tersyüz olmuş gibi.
Günlük yaşamlarına çok hızlı yansımış, olumsuz ekonomik güçlüklerle insan haklarında, dünya barışından yana duran Amerikalı aydın örgütlenmelerinin öncülük yaptıkları eylemlerle çok güçlü sokaklara dökülüverdiler. Çok benzerini, ancak tam tersini, başta Amerikan halkına, dünyaya da pazarlandığı vitrini ile ünlü kulelerin İslamcı fanatikler tarafından uçaklarla parçalandığı günlerin sonrasını anımsayın.
Fanatik boyutlarda İslamcı düşmanlığı nasıl da etkin yaşatılmıştı. Gerçeğin ne olduğunu hiç öğrenememiş olsak da. Bugünün Amerikalıların çoğunluğu için geçerli olan kaygılarda çok tersine, yeni rüzgârlar esmekte. Gerçeği üzerinden bir o yana bir bu yana evrilen gelişmelere bakılırsa olasılıklar bir o yana bir bu yana çekilebiliyor. Bize gelince de önceliğimizin, iktidarları ittifakımızın, bir o yana bir bu yana eğilip bükülmeleri içinde, gerçeğinde sadece ve sadece iktidarlarının ömürünü uzatmaya yönelik, ülkemize dönük sınırsız insan hakları suçları işlemeye devam ediyor olması değil mi?