Kulüpler daha az kazanacak
Tuğrul Akşar
Son Köşe Yazıları

Kulüpler daha az kazanacak

14.08.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

2022-23’te Süper Lig kulüpleri havuz gelirlerinden bir önceki sezona göre daha az pay alacak. 2021-22’de 2 milyar 650 milyon TL kulüplere dağıtılmıştı. Bu sezon dağıtılacak tutar yüzde 17 daha az olacak. Bu düşüşte en önemli faktör yayıncı kuruluşun Süper Lig yayın haklarına ilişkin verdiği tutarın bir önceki dönemin altında kalmış olması. 2022-23 ve 2023-24 sezonları için yıllık 2.2 milyar TL üzerinden yayıncı kuruluşla 2 yıl daha sözleşme uzatılmıştır. Yayıncı kuruluş, 2021-22’de verdiği 2 milyar 650 milyon TL’den daha az bir tutarı ödeyerek maçların yayın haklarını satın almıştır. 

22 YILIN GERİSİNDE

Ülke ekonomisinde yaşanan makro ekonomik olumsuzluklar ve yayıncı kuruluşun takındığı tavır nedeniyle Süper Lig kulüplerinin son 9 yılda havuz gelirleri döviz bazında yüzde 52 azalmıştır. Aynı zamanda yüksek oranlı enflasyonist gelişim de kulüplerin gelirlerinin reel olarak erimesine neden olmuştur. Bu haliyle Süper Lig havuz gelirlerinde 22 yıl öncesindeki tutarın gerisinde kalmıştır. 

‘BİRLİK’ OLAMADILAR

Süper Lig kulüpleri en temel gelir kalemi olan yayın gelirlerinin düşüşünü engelleyememiş, Kulüpler Birliği Vakfı kulüplerin çıkarlarını koruma ve savunmada yetersiz kalmıştır. Bu konuda ortak bir platformda bir araya gelemeyen kulüpler, yayıncı kurumun keyfi uygulamalarına karşı da bir duruş sergileyememişlerdir. Bunun kaçınılmaz sonucu ise yayın gelirlerinde yaşanan düşüş olmuştur. Havuz gelirlerindeki düşüş doğrudan kulüplerin sportif rekabet yeteneklerini de daraltıcı bir etkiye neden olmuştur. Yayın haklarını yasal olarak elinde tutan TFF ise bu konuda üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirememiş, dolaylı olarak kulüplerin gelir kayıplarına uğramalarına neden olmuştur.

KENDİ KADERİNİ BELİRLEMELİ

Bugün gelinen durum göstermektedir ki mevcut yayın hakları pazarlama ve satış anlayışı günümüz finansal futbolunun gereksinimlerini karşılayamamakta. Futbolumuzun yapısal problemleri içinde önemli bir yere sahip bu durum ancak yeni bir yapılanma ve vizyonla düzeltilebilir. Mevcut uygulamalar ve izlenen politikalar, futbolumuzun gelirlerini artırmaktan daha çok azaltıcı bir işleve sahip. Bu durum kulüplerimizin rekabet yeteneklerini daraltmakta. Kulüplerin dışlanarak, sadece siyasetin yönlendirmesiyle kulüplerin kaderlerinin belirlenmesi futbolumuzu daha büyük sıkıntılara sokacaktır. Kulüplerin kendi kaderlerini belirleme haklarını kullanmalarına izin verilmedikçe, bu sorunu biz her sezon konuşmaya devam edeceğiz. Kulüpler kendi ürünlerine sahip çıkacak bir yapılanmaya gitmedikleri sürece onların sportif, ekonomik, finansal ve yönetsel refaha ulaşmaları mümkün olamayacaktır.

Yazarın Son Yazıları

Yönetsel istikrar, sportif sabırsızlık

Türk futbol endüstrisinin en köklü çınarlarından biri olan Fenerbahçe, 2000-2026 yıllarını kapsayan çeyrek asırlık süreçte, yönetsel anlamda bir istikrar yakalamasına karşın bu avantajını saha içine aktaramadığı için beklenen sportif başarının gerisinde kalmıştır.

Devamını Oku
06.06.2026
Rekabet gerçek mi?

Süper Lig’de “dört büyükler” arasındaki güç savaşına yalnızca saha sonuçları üzerinden değil, mali açıdan da bakıldığında; özellikle son dönemde yaşanan şampiyonluklar aslında çok daha derin bir soru işaretine parmak basıyor: Türk futbolunda rekabet gerçekten var mı, yoksa bu yarış sadece bir illüzyondan mı ibaret?

Devamını Oku
01.06.2026
Şampiyonlar Ligi’ni PSG neden kazandı, Arsenal neden kaybetti?

Şampiyonlar Ligi’ni PSG Neden Kazandı, Arsenal Neden Kaybetti?

Devamını Oku
31.05.2026
FIFA’nın zorunlu cömertliği

Küresel futbol ekonomisinin tepesinde yer alan FIFA, 2026 Dünya Kupası öncesinde açıkladığı ödül artışıyla yine tartışmaların odağında.

Devamını Oku
07.05.2026
Bir dünya eşitsizlik!

2026 Dünya Kupası, 48 takımlı dev formatıyla sadece bir futbol turnuvası olmaktan çıktı; 8.4 milyar doları aşan rekor gelirle küresel sermayenin en parlak vitrini haline geldi.

Devamını Oku
21.04.2026
Lucescu: Önce insan

Akılla yoğrulmuş bir futbol felsefesi ve insanlıkla örülmüş bir karakter. O, sahaya yalnızca teknik direktör olarak çıkmadı; bir düşünce, bir vicdan ve bir mimar olarak çıktı. Takım kurmadı, zihin inşa etti. Disiplini korkuyla değil saygıyla, başarıyı yıldızlarla değil organizasyonla kurdu.

Devamını Oku
09.04.2026