Felaketten ders almamak
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Felaketten ders almamak

02.02.2025 12:20
Güncellenme:
Takip Et:

Felaketlerden, sorunlardan ders ala ala teknik terimle geribildirim (feedback) ala ala dünya medeniyeti bugünkü düzeyine ulaşmıştır. Alınan derslerin işe yaraması için gerçekçi olması gereklidir. Eski Yunanlar Zeus kızınca deprem olduğunu zannederlerdi. Bu düşünce yanlış bir ders almaydı. Anaksimendros yer altındaki kayalar oynadığı için deprem olduğunu söyledi. Bu ise doğru bir ders almaydı. Depremle baş edebilmek için Zeus’tan özür dilemek değil binaları sağlam yapmak gerekliydi. 

Biz ülkece felaketlerden doğru ders çıkarıyor muyuz? Hastalıktan korumak için çocuklarına nazar boncuğu takanlar, depremden, yangından kurtulmak için binalara at nalı asanlar yanlış ders çıkarıyorlar, hurafelerle uğraşıyorlar demektir. Bu tür işlevsiz davranışlar yerine tıbbı ve mühendisliği geliştirmek daha gerçekçidir. 

DEPREMDEN DERS ALDIK MI? 

Varto, Dinar, Marmara, Van, İzmir, Pazarcık depremlerinden milletçe yeterince ders aldığımızı düşünmüyorum. Ülkemiz büyük bir depreme hazır mı? Değil. Marmara Depremi sonrasında o bölgedeki bir belediye başkanı “Artık dersimizi aldık, bundan sonra asla üç kattan fazlasına ruhsat vermeyiz” dedi fakat vatandaş baskısıyla sonunda sekiz kata ruhsat verir oldu. 

Umursamazlık, aymazlık herkeste var. Kayınpederim Hikmet Yaşın bana 1990’lı yıllarda Kayseri’de vatandaşların dürüst olmayan belediye başkanlarından yaka silktiklerini ve sonunda dürüst olduğu izlenimini veren bir aday adayı bulduklarını söylemişti. Eşraftan birkaç kişi gidip bu kişiyle görüşmüşler. Görüşme sonrasında izlenimlerini soranlara olumsuz cevap vermişler, “Bu iyi başkan olmaz, fazla dürüst” demişler. Demek ki halkımız fazla dürüst değil bir miktar dürüst başkan arıyor. Sanırım son büyük depremde Erzin’in belediye başkanı fazla dürüst olduğu için hatır gönül dinlemedi, usulsüz ruhsat vermedi, bu yüzden Erzin’de tek bir bina yıkılmadı. Gerek iktidara gerekse muhalefete mensup bölgedeki diğer belediye başkanları ise kısmen dürüst oldukları için on binlerce kişi öldü.       

SON YANGIN

Bu yazıda amacım Kartalkaya yangınında kimin suçlu olduğunu tartışmak değildir. Bu hukukçuların işidir. (Yanan Kartalkaya Oteli’nin kapısında Turizm Bakanlığı’na bağlıdır yazıyordu, değerlendirme hukukçulara aittir.)  Amacım bundan sonraki yangınlarda devletin ne tür düzenlemeler yapacağı ve önlemler alacağı konusu üzerinde düşünmek, düşündürmektir. 

Öncelikle şuna karar verilmesi gereklidir: Otellerin, öğrenci yurtlarının, AVM’lerin ve benzeri kurumların yangın öncesi hazırlıklarından kimin sorumlu olduğu açıkça belirlenmelidir. Kartalkaya yangınından sonra taraflar birbirlerini suçladılar, demek ki hazırlıklardan kimin sorumlu olduğu önceden açıkça belirlenmemiştir. 

Buzlu yolda itfaiye olay mahalline geç geldi diye suçlanmamalıdır. Bundan sonra en azından kayak mevsiminde oteller bölgesinde birkaç tane itfaiye bulundurulmalıdır. İtfaiyeler de pencerelerden atlayacaklar için branda bulundurulmalıdır. 

Otellerde, öğrenci yurtlarında AVM’lerde v.b. yerlerde işverenlerin masraftan kaçınmak için güvenlik önlemi almamaları yasal zorunluluk getirilerek önlenmelidir. 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciasından birkaç ay sonra meclisimize kaçış odası yapılmasının zorunluluk haline getirilmesi için önerge verildi. Bu öneri, maden sahiplerini gereksiz (!) masrafa sokmasın diye oy çokluğuyla reddedildi. Gelişmiş ülkelerde bu konularda işverenlerden yana değil çalışanlardan yana akılcı ve ahlaki yasalar çıkarılır. 

Siyasi iradenin bu konularda yasal düzenlemeler yapması gereklidir ancak yeterli değildir. Yangın, deprem, trafik konularında vatandaşların ahlaki çöküntü içinde olmaması da gereklidir. Ahlaki çöküntü içinde olan toplumlar çöken binaların altında kalırlar. Trafikte radarı görenlerin karşıdan gelenlere yavaşla anlamında selektör yapması ahlaki midir? Uyarılacaklarına inanan şoförler uyarı olmadığında hızlı gidip kazaya neden olabilirler.     

Aklı ve ahlakı kıt bazı kişiler yangın merdivenlerine eşya depoluyorlar veya bu boşluğu ebeveyn odasına katıp giyinme odası haline getiriyorlar. Toplum pozitif bilime önem verip akıllanmadıkça ve ahlaka önem verip dürüst olmadıkça felaketlerden kurtulamayız. Son bir örnek:

Ben ve ortağın okulumuzu yeni bir binaya taşımıştık, binada yangın merdiveni yoktu, dışarıya eklemek istedik. Yapacak firmanın istediği parayı çok bulunca indirim talep ettik. Firma yetkilisi, “İndirim yapamayız, fakat size bir iyilik yapabiliriz” dedi. Nasıl bir iyilik yapacaklarını sorduğumuz da ise “Dışarıya portatif bir yangın merdiveni koyarız, siz denetimden onay alınca da bu merdiveni alıp götürürüz” dedi. Kanımız dondu, beynimiz zonkladı, önerilerini reddettik. İnsanları bu tür ahlaksız teklifler yapmayacak şekilde nasıl eğitebileceğimizi biz eğitimciler, psikologlar ve felsefeciler birlikte düşünmeliyiz. Galiba böylesine bir eğitim için ÇEDES uygun adres değildir.

Yazarın Son Yazıları

Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık

Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık yalnızca insana özgü davranışlar değil. Ancak insanı ayıran şey, bu eğilimleri ahlak ve bilinç süzgecinden geçirebilme sorumluluğu. Doğada sahte sinyal, yiyecek isteme ve çıkar için davranış değiştirme örnekleri var. İnsanda ise bu davranışlar dil, bilinç ve ahlakla birleşince çok daha karmaşık duruma geliyor.

Devamını Oku
31.05.2026
Dahili ve harici bedhahlar

Dahili ve harici bedhahlar

Devamını Oku
24.05.2026
Düşmana saygı insana saygıdır

Düşmana saygı insana saygıdır

Devamını Oku
17.05.2026
Kızılderili nikâhı

Bir süre önce eşimle birlikte Siyu (Sioux) Kabilesi’ne ait bir nikâh töreninde bulunmuştuk. Nikâhı bu kabileye mensup Şaya Hanım kıymıştı. Törenden sonra Şaya Hanım, “Size teşekkür ediyorum” dedi. Neden teşekkür ettiğini sorduk, “Genellikle Kızılderili olmayanlar bizim nikâhlarımızı izlerken bıyık altından gülüyorlar, siz gülmediniz, ciddiye aldınız” dedi.

Devamını Oku
10.05.2026
Pers ve İran kültürü

Birinden mi duydum, ben mi söyledim hatırlamıyorum fakat 2011 yılında aldığım “İran Tarihi” adlı kitabın kenarına “İran’ı işgal edebilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız” yazmışım. Çünkü İran’ın edebiyatı ve sineması güçlüdür. Edebiyatları, müzikleri, sinemaları güçlü olan ülkeler bir dönem içeriden veya dışarıdan sıkıntı yaşasalar bile sonuçta suyun üstünde, tarihin içinde hayatta kalmayı başarırlar.

Devamını Oku
03.05.2026
23 Nisan çocukları

23 Nisan çocukları

Devamını Oku
26.04.2026