Yaşasın edebiyat!

Yaşasın edebiyat!

16.03.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Buyruk geldi. “Silkeleyin şunları!” Yandaşlar, troller hücuma geçti. Silkele, silkele boşuna! İstediğin kadar silkele, insanın özünü yok edemiyorsun! Sonradan görme, şan şöhret, güç itibar tutkunu kifayetsiz muhterisler silkeledikçe, kendi eğreti takıları, pulları döküldü. Gerçek yüzlerini millet açık seçik gördü! Silkelenenler ise her gün milletin gözünde daha çok güçlendi. Zaten hukukun işlemediği, hakların keyfi olduğu bir ortamda başka türlüsü olamazdı. Biz en iyisi önümüze bakalım.

ROMAN VE ÖYKÜ GÜNLERİ

Önümüzde heyecan verici günler var! Başlıktan anlamışsınızdır edebiyatla dolu günler.

Cumhuriyet Kitap ve Kadıköy Belediyesi işbirliğiyle Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi’nde dört gün sürecek (20, 21, 22, 23 Mart) “Roman ve Öykü Günleri” düzenleniyor.

Düşünün, hayatımızda edebiyat olmasaydı, roman ve öykü olmasaydı nasıl da yoksullaşırdık. Yeryüzünün güzelliğini, iyiliğini, çirkinliğini, kötülüğünü nasıl kavrayabilir, nasıl sorgulayabilirdik hayatı? Birbirimizi nasıl tanıyabilir, farklı toplumlarla nasıl ilişki kurabilirdik? Soruları sonsuza dek çoğaltabiliriz.

Benim için edebiyat, tüm öteki sanatlar gibi insanı özgürleştirir, toplumları demokratikleştirir. Edebiyatın horlandığı, bilimin, eğitimin dinselleştirildiği, cehaletin yüceltildiği ülkemizde hukukun üstünlüğünün yok sayılmasına şaşmamalı.

Benim için edebiyat, tüm öteki sanatlar gibi özünde muhaliftir. İsyankârdır. Başkaldırır. Direnir. Haksızlığa, susmaya, boyun eğmeye, vasatlığa, sıradanlığa, kolaycılığa...

Edebiyat, benim için sığınaktır. Bu acımasız, şiddet ve haksızlık dolu dünyada ruhumu dinlendirebildiğim, sorularımı çoğalttığım, kendimi bütünleyebildiğim bir sığınak.

İşte dört gün boyunca bunlar tartışılacak. Açılışı Işık Kansu yapıyor. İlk günün konuşmacıları, Ayşe Kulin, Asuman Kafaoğlu, Belgin Bıyıkoğlu ve ben. Mart ayında kadınlara pozitif ayrımcılık doğaldır. Sonra 25 değerli yazarın katılımı ve birbirinden ilginç konular var. Tüm okurlar davetlidir. Bekleriz.

PEN ŞİİR ÖDÜLÜ

21 Mart Dünya Şiir Günü, PEN Türkiye Yazarlar Derneği’nin çabalarıyla her yıl dünyanın birçok ülkesinde kutlanıyor. Ülkemizde de her yıl PEN bir şaire ödül veriyor ve o şairin bir “şiir manifestosu” yazmasını istiyor.

Daha önce Ataol Behramoğlu, Kemal Özer, Özdemir İnce, Sait Maden, Sennur Sezer, Eray Canberk, Refik Durbaş, Afşar Timuçin, Güven Turan, Egemen Berköz, Cengiz Bektaş, Süreyya Berfe, Ahmet Telli, Erdal Alova, Türkan İldeniz, Barış Pirhasan ve Enis Batur’a sunulan ödülün bu yılki sahibi Hilmi Yavuz oldu.

Ödül gerekçesini yönetim kurulu şöyle açıkladı: “Türkçenin önde gelen şairi, düşünce insanı ve deneme yazarı Hilmi Yavuz’un şiir ve yazı birikimi edebiyatımız için benzersiz bir hazine. İşlek bir düşüncenin, imgelem gücünün ürünleri olan her yapıtıyla gündeme yeni konular getiren, tartışmalar açan ve ateşleyici kıvılcımlarıyla ilgi uyandıran Hilmi Yavuz yeni şiir kitabı Rüya Şiirleri’yle 2025 PEN Şiir Ödülü’ne de değer görüldü.”

2025 ŞİİR MANİFESTOSU

İşte Hilmi Yavuz’un yazdığı şiir manifestosu:

“Adorno, Auschwitz Toplama Kampı’nı Nazi soykırımının simgesi olarak görmekte haklıydı: Auschwitz’den sonra şiir yazılamaz sözü bunun için söylenmiştir:

Adorno, Nazilerin Avrupa’daki soykırımıyla, insanlık adına değer verilip yüceltilen ne varsa tümüyle yok ettiklerini ima eder. Güzellik, iyilik, doğruluk koyu bir karanlıkta görünmez olunca nasıl şiir yazılabilir ki? Doğrudur: Auschwitz, tarihi iblisleştirmiştir.

Tarihin acımasız ironisi: Nazi soykırımının mağdurlarını, bu kez bir soykırımın gaddarlarına dönüştürdü; mazlumlar zalim, acınasılar acımasız oldular.

Soralım şimdi: Gazze’den sonra şiir yazılamaz mı?

Ama yazılmalı: Dünyamızı, iğrenç çirkinlikleri, iblisçe kötülükleri ve budalaca yanlışları şiirin lirik varlığı arındırmıştır çünkü -ve arındırmayı elbette sürdürecektir.

Eluard ne demişti: Gece asla kör karanlık değildir. Bir yerlerde bir kibrit alevi varsa o alev şiirdir: -o lirik alevdir ki, dünyayı aydınlığıyla arındırır.

21 Mart Dünya Şiir Günü’müz kutlu olsun.”

Yazarın Son Yazıları

Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026
Yumruklar havada yürüdük tek polis görmedik!

Yedi gün önceydi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih...

Devamını Oku
30.04.2026
Savrulurken oradan oraya...

Bir ülke düşünün.

Devamını Oku
26.04.2026
Bayram mı, yoksa vicdan sınavı mı?

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Devamını Oku
23.04.2026
Merhaba Günü

İktidara geldiklerinde dindar ve kindar bir kuşak yetiştireceklerini açıkladılar.

Devamını Oku
19.04.2026
Hrant Dink Hafıza Mekânı

Zaman uçuyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Operasyon arası sanat

27 Mart 2026-Uşak Belediyesi’ne operasyon.

Devamını Oku
12.04.2026
Teşekkürler Zülfü Livaneli

Hem Zülfü Livaneli’nin kendisi hem sayısız araştırmacı, o baskı altında zoraki kabullenilmiş adaylığın, SHP’nin yerlerde sürünen oylarını yükseltmek için kabul ettiğini açıkladı. Yükseltti de. Uğradığı saldırılar, manipülasyonlar, kimi medya ve aydınların ihaneti hepsi yazıldı. Oyların nasıl çalındığı da... Daha sonra Baykal’ın dokunulmazlığı nasıl savunup Erdoğan’a başbakanlığı sunduğu, tüm partilerin tavırları... Ama okuyan kim!

Devamını Oku
09.04.2026
Tiyatro ve eleştiri

Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden bir çağrı alınca “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımı sunmak üzere kendimizi o muhteşem kentte bulduk.

Devamını Oku
05.04.2026
Demokrasiye bak!

Ama gerçekten olacak şey mi?

Devamını Oku
02.04.2026
Semiha Berksoy: Kendi mitolojisini yaratan sanatçı

Minicik bir kız çocuğu.

Devamını Oku
29.03.2026
Hakikat yargılanamaz

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Devamını Oku
26.03.2026
Bayram bitti

Bayram bitti

Devamını Oku
22.03.2026
Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025