Müzik aklama aracı mı?

05 Aralık 2021 Pazar

Bugünlerde birçok kişi sosyal medyada dijital müzik platformu Spotify’da yıl boyunca en çok dinlediği şarkıları, en fazla dinlediği müzik türlerini paylaşıyor. Her yıl sonunda bu bilgileri kişiye özel olarak açıklayan Spotify, böylece uluslararası alanda muazzam bir reklam kampanyasını ücretsiz olarak sağlamış oluyor.

Listelerin paylaşılmasında bir sorun yok; müzisyenlere destek olmak için de iyi bir yol bu. Sorunun kaynağı müzik değil zaten, bu sistemin ardındaki gerçekler...

12 yıl önce gazetemizin hafta sonu ekinde “Spotify, müzik endüstrisini kurtarır mı?” başlıklı bir yazı yazmış ve “yasal Napster” olarak nitelenen bu platformun işleyişini ülkemizde pek bilinmezken okuyuculara aktarmıştım. 

O günden bu yana birçok gelişme oldu. Platformda yer alan isimler arasında popülerlik kriterine göre, şarkının dinleme sayısı başına ödenen telif ücretinde ya da yapılan anlaşmalarda haksızlıkların olduğu ortaya çıktı. Hatta Radiohead gibi dünyaca ünlü bazı gruplar, bir dönem müziklerini buradan tümüyle çekti. 

Bu sorunlara karşın İsveç merkezli Spotify, 15 yıl sonra, yıllık 7.88 milyar Avro civarındaki kazancı ağırlıklı olarak abonelik sisteminden sağlayan devasa bir şirket haline geldi. 

***

Bugün üzerinde durmak istediğim mesele ise şirketin kurucusu Daniel Ek’in yeni yatırımı ve bunun müzik açısından yarattığı tehlike. 

Ek’in geçen ay, İngiliz-Alman sermayeli savunma teknolojileri şirketi Helsing’e 100 milyar dolar yatırım yaptığı, ayrıca İngiliz, Alman ve Fransız ordularına teknoloji satacak olan şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu medyada yer aldı.

Helsing’in açıklamasına göre, geliştirdikleri yapay zekâ (AI) teknolojisi “demokratik ülkelere bilgi avantajı sağlamak” ve “liberal demokrasilere zarar gelmesini önlemek için” kullanılacakmış. Kısaca böyle anlatılıyor ama gerçekte bunun ne anlama geldiğini bilenler de var. 

Yazılım veri şirketi Pitchbrook, Helsing’in faaliyetini şöyle anlatıyor: 

Daha güvenilir kararlar alınmasını sağlamak için savaş alanlarının gerçek zamanlı bir resmini oluşturmak amacıyla kızılötesi, video, sonar ve radyo frekanslarından gelen verileri entegre etmeye yarayacak yapay zekâ içeren bir yazılım geliştirilecek.”

Besteci prodüktör Darren Sangita’ya göre, Spotify’ın kurucusunun böyle bir şirkete yatırım yapması müzisyenler için kabul edilemez. 

Diyor ki: “AI, daha yüksek bir öldürme oranı sağlayabilmek için bilgisayar aracılığıyla bilgileri çok daha hızlı bir şekilde işlemden geçirmek anlamına geliyor. Bu durumda müzik de bir silah olarak kullanılmış olacak. Biz müziğin barış için güçlü bir araç olduğuna inanıyoruz, aksi halde bu müzik felsefemizin tam tersi olur.”

***

Bu konu dolayısıyla aklıma, İstanbul’daki kent yağmasının simgelerinden Zorlu Center hakkında beş yıl önce yazdığım bir yazı geldi...

Kaçak yapı” denilen bu mekânın imara aykırı biçimde yapılaşmasına ruhsat verildiği biliniyor. Hatırlarsanız dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın bu konu hakkında Bakanlık Müşaviri ve 2 No’lu Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanı ile yaptığı telefon görüşmeleri de basında yer almıştı. 

Kentin siluetini bozan bu lüks alışveriş merkezine adımımı atmadım ama içindeki gösterişli restoranları, pahalı markaları ve konser salonu ile pek çok insanı kendisine çektiğini biliyorum. 

İnsansız hava araçları üreten Vestel’in de sahibi olan Zorlu, müzik sektörüne yaptığı büyük yatırımlarla prestij sağlıyor. 

Fakat bugüne kadar bunlardan rahatsız olan ya da tepkisini gösteren çok az sayıda insan oldu. Aksine beş yıl önce yazdığım yazı nedeniyle ben hedef haline getirildim, hakaretlere maruz kaldım. 

Müziğin dürüstlüğüne olan inancımı derinden sarsan bu olay, Spotify meselesiyle bir kez daha karşıma çıktı. 

Anlaşılıyor ki müzik, Türkiye’de ve dünyada, bir tür aklama aracı olarak da kullanılıyor...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları