Geçen yıl ekim ayında Devlet Bahçeli’nin “Terörist başı Meclis’e gelsin DEM grubunda silah bırakıldığını ilan etsin!” çağrısından sonra 29 Ekim’de bu köşede yayımlanan yazımın son satırları şöyleydi:
“Etnikçilerin ve liboşların en hayati dönüm noktalarında siyasal İslamcı AKP’ye can suyu vermelerinin ana nedeni de 1923’te kurulan Cumhuriyete karşı ortak düşmanlıkları ve emperyalizm ile olan göbek bağlarıdır. Laik Cumhuriyeti savunmak için emperyalist planı deşifre etmek, her devrimci yurtseverin görevidir. 29 Ekim’in 101. yılında bundan daha önemli bir görev yoktur!”
Bahçeli’nin çağrısından yedi ay sonra Öcalan TBMM’ye gelip konuşmadı ama PKK, Öcalan’ın yönlendirmesiyle kendini feshettiğini ve silahları bırakacağını duyurdu. Emperyalizmin desteğiyle kurulup varlığını 47 yıl boyunca sürdüren bir terör örgütünün ortadan kalkması, kuşkusuz her yurtseverin isteğidir.
Ancak perde arkasında gerçeklerin ne olduğunu anlatmak da dürüst gazetecilerin görevidir. O nedenle biz emperyalizmin desteğiyle kurulup varlığını 47 yıl boyunca sürdüren terör örgütü PKK’nin KCK yapılanması içinde faaliyetlerini sürdürmesi ve Suriye’de devletleşen PYD/YPG güçlerine katılması konusunda uyarırken, toplum açıklanan PKK bildirisiyle bir kez daha sarsıldı. Lozan’ı ve Cumhuriyeti hedef alan, Türkiye’yi soykırımla suçlayan, anayasaya sokulmak istenen etnikçi ifadelerle AKP’nin gerici hedeflerine payanda olan bir plan da ortaya çıktı.
106 YIL ÖNCE YAKILAN BAĞIMSIZLIK ATEŞİ!
Yarın 19 Mayıs! Mustafa Kemal Paşa’nın devrimi Anadolu’da örgütlemek üzere Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkışının 106. yıldönümü. Bayramı kutlamak üzere caddeleri dolduracak yurttaşlara bu yazıyla seslenmek istiyorum.
Bu onurlu bayramı kutlarken Cumhuriyet Devrimi’ne ihanet edenleri aklınızdan çıkarmayın. 23 Nisan’larda, 19 Mayıs’larda, 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda Cumhuriyetçilere şirin gözükmek için reklam videoları çektirip ertesi gün siyasal İslamcılarla iş tutarak Cumhuriyet Devrimi’ni satan sermaye kesimini, emperyalistlerle kucak kucağa oturup tüm kamusal birikimi peşkeş çeken kompradorları hatırlayın.
Meydanlarda Atatürk’ü anan ama ertesi gün onun ilkelerini çiğneyip tarikatlarla bir olan, her fırsatta laikliğe hançer saplayan, Amerika’nın güdümüne girip NATO’cu kesilen SAHTE CUMHURİYETÇİLERİ, bu ülkeye en büyük kötülüğü yapan Kenanistleri hatırlayın.
Ve ek olarak bu yıl özellikle Lozan’ı yırtıp atmak isteyen terör örgütü PKK Cumhuriyete karşı çıkarken susanları ve ülkeyi onlarla pazarlık eder konuma getirenleri hatırlayın!
Bunları hatırlayın ki sahtekârların bir günlük şovuna kanmayın!
YAŞAMSAL ÖNEMDE BİR SORU
2020’de bir soru sormuştum. Bir kere daha sorma zamanı geldi.
Türkiye, 1920’lerde çok ağır bir savaştan çıkmış, emperyalistleri kovmuş, yoksul ama bağımsızlığını kazandığı için geleceğe aklın ve bilimin ışığında umutla bakan bir ülkeyken...
Bugün her açıdan dışa bağımlı hale gelmiş, emperyalistlerle işbirliği yapan, hâlâ yoksul ve siyasal İslamın zifiri karanlığında umudu solan bir ülkedir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimci ruhu bu ülkede yaşıyor diyebilmek için, onun mirasına sahip çıkmak için bu manzarayı tersine çevirmeliyiz.
Ve bu “çöküş dönemi”nde, bağımsız, kamucu ve demokratik bir laik Cumhuriyet için sormalıyız:
BANDIRMA VAPURU NE ZAMAN KALKACAK?
BANDIRMA VAPURUNA KİMLER BİNECEK?
19 Mayıs 2025’te en yaşamsal önemdeki soru budur.