Köşe Yazısı

A+ A-

‘Cama Geleceğine Cana Gelsin’ Zihniyeti

Paylaş
instela'da paylaş
08 Eylül 2014 Pazartesi

Yerküremizin en eski inşaatlarından Mısır Piramitleri, devrin hanedanı için yapılırdı.
Piramitlerin hâlâ çözülemeyen sırrını, inşaatta çalıştırılan köleler bilirdi. Anlatmasınlar diye de, inşaat bittikten sonra öldürülürlerdi.
Köle, firavunlara ebedi rezidans yaparken, aslında kendi kabrini de kazdığını bilmezdi.
Bugün hayranlıkla gezilen piramitlerin harcı, sırdaş köle kanıyla karılmıştır.

***

Mısır’dan Mecidiyeköy’e kadar geçen 4 bin senede inşaat sektöründe pek bir şey değişmedi.
Tek fark; eskiden köleler, firavunların sırrını ölerek saklardı; şimdi ölerek ifşa ediyor.
Ali Sami Yen Stadı’nın yerine, “Aman şehirde en küçük yeşil alan kalmasın. Her taraf fallik binalarla donansın” zihniyetiyle dikilen ve etraftakilerin üstüne üstüne diklenen “tower”ların asansörü, 10 işçiye mezar oldu.
Ve bu cinayet, şaşaalı rezidansların rezil arka bahçelerini görmemizi sağladı.
İnşaat patronunun, “Ben de bindim o asansöre... Eğitim de versen hassasiyet göstermiyorlar. Bu kaza, sektörel vaka” diyerek faturayı ölen işçilere kesmesine ve “Merdiven çakılması işin fıtratında var”a getirmesine rağmen, felaketin “Geliyorum” dediği, İstanbul Tabip Odası’nın 4 ay önceki uyarısından belli:
“Bugünden sesleniyoruz: Maalesef bu inşaatlarda 8-10 işçi kardeşimizi kaybedeceğiz” diye feryat etmiş tabipler…
Ama bu feryat, şantiye (rantiye?) gürültüsünde işitilmemiş.

***

Gürültüye getirmenin nedenini de Evrensel’den Fevzi Özlüer’in haberinden öğreniyoruz:
TOKİ ile yapılan anlaşmaya göre 40 katlı rezidansın, 1 Ağustos 2014’te bitmesi gerekiyormuş. Bitmemiş.
Gecikme yüzünden satılamayan evler, dükkânlar, işverenin ağır kâr kaybına yol açıyormuş.
Bunun üzerine yapımcı firma, valiliğe bağlı Mahalli Çevre Kurulu’ndan 24 saat çalışma izni istemiş. Kurul, inşaatta 24 saat çalışılmasında “kamu yararı” olduğuna hükmetmiş.
“Kamu”, bir yük asansöründe topluca can verdi dün…
“24 saat çalışsınlar” raporuna imza atan vali ise “Saat 19.00’da işi bitirmeleri gerekiyordu, hayret” diye şaşakaldı.

***

“Bir an önce bitsin, derhal nemalanalım” telaşını biz, başka projelerden tanıyoruz.
Erdoğan, Sabiha Gökçen terminalinin 12 ay erken bitirilmesini emretmiş, huzuruna çağırdığı müteahhitlerden söz almıştı.
4.5 yılda bitecek ikinci tüpgeçidin de 3.5 yılda bitirilmesini istemiş, “Son milletvekilliği dönemime yetişsin” buyurmuştu.
Yetiştirdiler.
“En çabuk, en kârlı, en yüksek” diye diye geçen 10 yılda kârı katlarken kentleri beton piramitlere gömdüler.
İnşaat sektörünün bu altın devrinde hükümet müteahhitleri büyüttü; müteahhitler de hükümeti…
Gökdelenler, İstanbul tepelerine beton makberler gibi dizildi. İçine rantla büyümüş yeni orta sınıf yerleştirildi; dibine, “kamu yararı”ndan nasiplenememiş inşaat işçileri defnedildi.
“Milletin a… koma”yı vaat eden müteahhitler, sözünü böyle yerine getirdi.

***

Eski Başbakan, iş cinayetleriyle pek ilgilenmez, sadece şehrin siluetini bozan gökdelenlerin sahiplerine küserdi.
Yenisi, iş cinayetinde can verenleri “şehit” ilan ediyor. Böylece şantiyeler, şehitlik haline geliyor. Şehit yakınları kızar diye de, kaza yerine ambulanstan önce TOMA sevk ediliyor.
“TOKİ-TOMA iktidarı”, “Cama geleceğine cana gelsin” diye diye büyüyor.
Ama son cinayet gösterdi ki, bu gidişle cana gelen, cama da gelecek. Bakalım, zemininden kan sızan bir “rezildans”ta kimler, nasıl ikamet edebilecek?