Kararsızları kim kazanacak?
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Kararsızları kim kazanacak?

19.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Çarşamba günü medyaya yansıyan bir haber vardı. Asal Araştırma’nın bu ay 1895 katılımcı ile yaptığı ankete göre, kararsız seçmenlerin oy oranı yüzde 27.4 olmuş. Böylece kararsız seçmenler, AKP ve CHP seçmenleri başta olmak üzere birçok siyasi partinin seçmenlerini geçmiş.

Bu sonuca şaşıranlardan değilim. Bir gazeteci olarak etkinliklerde vatandaşlarımızla buluşup konuşuyorum, onlardan bana çeşitli yollarla çok sayıda ileti ulaşıyor ve her gün hayatın doğal akışı içinde çarşıda, pazarda, metroda yaşananların doğrudan tanığıyım.

Çoğunun devam eden Öcalan açılımını, ekonomideki yıkımı ve ülkenin sürüklendiği uçurumu kastederek dile getirdiği temel bir endişe var: “Cumhuriyet büyük darbe aldı ve şimdi temel direklerine saldırılıyor ama düşüncelerimizi tam olarak aktaran bir siyasi parti yok. Temsil edildiğimizi düşünmüyoruz.”

Bir çıkış yolu aranıyor; 17 Aralık tarihli yazımda CHP’ye yönelttiğim sorulara yanıt bekleniyor. Halktaki bu yaygın endişe ciddiye alınmazsa kararsız seçmen kitlesinin giderek büyümesi kaçınılmazdır.

Bu tablo karşısında bütün siyasetçilerin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekir.

Siyasete duyulan güvenin en alt seviyelere indiği bir dönemde ardı ardına patlayan yolsuzluk, uyuşturucu ve mafya sarmalı arasında açlıkla sınanan emekçilerin inlemeleri, iktidar açısından bakılırsa birtakım zevat katında duyulmuyor belli ki! Halktan tamamen koparak çıkarının peşine düşen, kendi yakınlarına her türlü ayrıcalığı sağlayan bir güruh için bu beklenebilecek bir durum.

İZLENECEK YOL BELLİ

Muhalefet ise böylesine yıkıcı bir dönemde hâlâ halkın önemli bir kesiminde güven duygusu yaratamıyorsa izlediği politikaları sorgulamalıdır. Oysa çözüm belli!

Oy alma düşüncesiyle her tarafa şirin gözükme tavrı terk edilmeli. Yalnızca “Biz şu anda anayasa değişikliğine karşıyız” demek yetmez, PKK terör örgütünün elebaşısı Öcalan’ın ve DEM’in taleplerinin her birine karşı nasıl bir tutum içinde olunduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklanmalı.

Sanki yasaklıymış gibi laiklik kelimesini ağızlarına almayıp onun yerine “seküler” kelimesini kullananlar, bu aldatmacaya son vermeli.

Neoliberal politikalarla gericilik kol kola girip emekçi kesimi bir silindir gibi ezerken emekçilerin sesi olmak isteyenler, rotayı tartışmasız kamuculuk olarak netleştirmeli.

Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alan NATO, AB gibi kurumlardan medet umulmamalı; tam bağımsızlık ilkesi benimsenerek emperyalizme karşı bir duruş sergilenmeli.

1925’te kapatılan tarikat ve cemaatlerin kurduğu çıkar ağının dağıtılacağı ve özellikle eğitimdeki etkilerinin yok edileceği açıklanmalı, sömürünün kaynaklarından bir diğeri olan aşiret yapılanmaları ile mücadele edilmeli.

1923 CUMHURİYETİ’Nİ SOSYALİST İLKELERLE BULUŞTURMAK

Dikkatli okurlar, yazdıklarımla neyi kastettiğimi hemen fark etmiştir. Türkiye’de şu anda hangi siyasal hareket Cumhuriyet Devrimi’ni sahiplenip 1923 Cumhuriyeti’ni sosyalist ilkelerle buluşturmayı programlıyorsa sonunda o kazanır.

O kazanmalıdır; çünkü...

Türkiye için tek çıkış yolu budur.

Ülkemiz ancak bu sayede ilerleyebilir.

Yaşanan ahlaki çöküşü durduracak olan da budur.

Yoksuldan alıp zengine veren, birileri yatağa aç giderken birilerinin tıksırana kadar yediği tiksinti veren düzen sona ermelidir.

İnsanlığın onurunu kurtaracak olan hakça düzen, cehalete değil bilimsel eğitime, safsataya değil bilgiye, adam kayırmaya değil liyakate dayanacaktır.

O kazanmalıdır; çünkü devrimcilik sömürü düzenini yıkmak ve toplumu ilerletmektir. Bu topraklarda saltanat ve hilafeti yıkıp egemenliği halka veren, şeriat hukukunu sonlandırıp laik hukuku başlatan, medreseleri kaldırıp laik ve bilimsel eğitimi kuran, kadını sosyal hayatta hak ettiği gibi öne çıkaran, bilimi referans alan Cumhuriyet Devrimi’nin birikimi paha biçilemez değerdedir.

Hangi etnik kökenden ya da inançtan olursa olsun, bu ülkenin yurtsever devrimcileri ve emekçileri bu değerin farkındadır. Onları temsil edenler kazanacaktır ve kazanmalıdır!

Yazarın Son Yazıları

İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026