Gitmek mi zor, kalmak mı zor?
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Gitmek mi zor, kalmak mı zor?

08.04.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Belediye seçimlerinde yaşanan patlamalar sonrası, CHP, Özgür Özel’in, diğer siyasi partilerinin, en çok da kitlesel oylama patlamasıyla, Saray cephesi tabanının da çok yoğun desteğini alarak tutuklu iken bile, cumhurbaşkanı adaylığında verilmesi sürdürülen imzalı desteklerle arkasındaki yüz binlerin büyümesi engellenemeyen, cumhurbaşkanı adaylığı ile gündemin başına oturan Ekrem İmamoğlu üzerinden toplumsal gelişmeleri kamuoyu nefessiz izliyor. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Başkanı Devlet Bahçeli’nin birlikte kotarmaya çalıştıkları, Abdullah Öcalan üzerinden iktidarlarını uzatma senaryoları hızla ülke gündeminde ikinci plana düştü. Elbette, 2002’den günümüze, değişik zikzaklı siyasal ortaklıklar, ittifaklar üzerinden sürdürülebilmiş, ülkenin en hukuksuz yetkilerle donatılmış tek adam rejiminin, icratlarıyla katlanmış haksızlık hukuksuzlukların üzerinden ayakta tutulmuş iktidarlarından vazgeçmek, seçmenin iradesine saygı duyularak gitmeyi seçmek zor. 

Gelin görün ki alışılmış haksızlık hukuksuzlukların yollarını durmadan, sınır tanımaz boyutlarda canlar yakarak artırmak da zor. Panik, artan öfkenin güdülemesinde, can yakma yöntemlerine sınır tanımazlıkların da bir bedeli oluyor. Sindirilmiş, durmadan ezilmiş, bedel ödetilmiş toplumun, sakin kalabilmesinin de bir sınırı var. Korku eşiğinin sınırı aşılmayagörsün. Acıların bal eylenmesi bilinci, birlikteliğinin, dayanışma duygularının algısında, çıkış yollarının aranmasının mayası tutmayagörsün. Kabardıkça kabarıyor. 

***

Yıllardır hor görülen, “Z kuşağı” damgası ile ciddiye alınmayan gençler, 1960’lı yıllarda gözlemlerimle eylemlerine tanıklık ettiğim, 68 kuşağının çıktıkları üniversite kapılarının bile aynılarını kullanarak sokaklara akıyorlar. Elbette kopya etmeyi akıllarından geçirmemiş olarak kendilerine dönük haksızlıklar, hukuksuzluklar üzerinden, kendi geleceklerini kurtarmak üzere, iktidar ortaklıkları eliyle gerçekleştirilmekte diretilen haksızlıklar hukuksuzlukların tümüne birden karşı duruşlarını sergiliyorlar. 

Dünyada olup bitenlerin tümünü birden öğrenmeye dönük teknik donanımları bizim kuşaklarla kıyaslandığında öylesine hızlı yol alabilme olanakları var ki. Hızla bu ülkeden kaçıp kurtulmanın çözüm olamayacağının da bilincine varmış olarak bu ülkede yaşayabilme, var olabilme, haklarına alabilme savaşımı için yola, sokaklara çıkıveriyorlar. 

İktidar ittifakı üzerinden dünyada örneği olmıyan haksız hukuksuz yetkilerle donanmış, yine dönyada bir örneği yaşatılamamış haksızlık hukuksuzluklar üzerinden yaratılmış öylesine ballı bir çıkar ittifakları söz konusu ki. Yine örneği olmayan en uzun süreli sivil iktidarları otoriterleşmesinde gelinmiş bu ballı düzenden vazgeçmek elbette çok zor. Ama görünen o ki kalmanın koşullarını sürdürebilmek de eskisinden çok daha zor. 

***

Cumhuriyet’in çok değerli dostu, ürünleri ile de tiyatronun en büyük ustaları arasında yerini almış, sevgili Ahmet Levendoğlu’nu uğurluyoruz. 

Cumhuriyet gazetesinin yeni kuşak okurları, tanıklık etme şansını yakalayamadılar. Özellikle Cumhuriyet gazetesinin yaşam savaşımını verdiği en zorlu yıllarda, Nadir Nadi’nin ölümü sonrası, Berin Nadi-İlhan Selçuk birlikteliğinde Cumhuriyet Vakfı’nın kurulması, 1990 sonrası zorlu yıllarımızda, tiyatronun en büyük ustaları arasında olma kimliğini bir kenara atarak Cumhuriyet gazetesinin ayakta kalması yolundaki özverilerinden habersizdirler. 

Cumhuriyet’in en zorlu yılları, en zorlu etkinliklerinde hep yanımıza koşuşu, özverili katkıları unutulacak gibi değil. Kuşkusuz dostluk, dayanışmada özveriyle katkı yapmış sanatçılardan yana hep şanslıydık. Başı çekenler arasında biri dostumuzu, sevdiceğimizi daha kaybetmenin acısını paylaşmakla yetinmeliyim. Işıklar içinde olacağına inancımın da altını çizerek.

Yazarın Son Yazıları

AB’de demokrasi, Türkiye’de otoriterleşme rüzgârları

Avrupa Birliği ülkeleri içinde, Amerika-İsrail birlikteliğinde Ortadoğu ülkelerinde yaşatılanlara, akıtılan kanlara karşı ilk anlamlı karşı duruş İspanya’dan gelmişti.

Devamını Oku
14.04.2026
Şafak sökerken...

Günlük yaşamımız içinde, çoğunlukla yatakta, derin uykuda olmamızdan mı bilinmez, şafağın söküşünü uyanık izlediğimiz günlere ilişkin anılarımızın olumlu izleri kalır.

Devamını Oku
11.04.2026
Ülkemizin geleceği çılgın Trump’ın tuzaklarına bağlı olamaz...

Cumhurbaşkanlığı rejiminde yıllardır sorgulamasız sürdürülebildiği, yapılanların yanlarına kâr kaldığı varsayılan haksızlık hukuksuzlukların yarattığı olumsuzlukların dayanılmaz yükselişi ile içeriden yaratılan çürümüşlüğün saklanamayacağı günler geldi de geçti.

Devamını Oku
07.04.2026
Yerel, küresel kıskacına karşı başkaldırılar yükselişte

Şimdilik bir yılı geçmiş bir süreç içinde, ülkeye yayılmış, kazanılmış belediye yönetimlerine el konması, kayyım atanması uygulamalarıyla, tümü sol kimlikli, ağırlıklı CHP’ye bağlı belediye yönetimlerinin operasyonları ile amaçlanan moral yıkımı, iktidarları adına fiyasko sonuçlar verdi.

Devamını Oku
04.04.2026
Savaş karşıtlığının önlenemez yükselişi

Hafta sonunu, başta Amerika’nın başkenti, önemli bütün merkezlerinde, savaş karşıtlarının çok etkin eylemleriyle aynı merkez içinde on binler, ülke çapında yüz binlerin katıldıkları protesto eylemlerine tanıklık ederek geçirdik.

Devamını Oku
31.03.2026
Savaşın bedelinin en ağırını tarafı olmayanlar ödüyor

Hindistan, Japonya...

Devamını Oku
28.03.2026