Türkçemizi koruyalım - Erol Tuncer
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türkçemizi koruyalım - Erol Tuncer

16.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dil uzmanı değilim. Bu yazıyı güzel Türkçemizi seven bir yurttaş sorumluluğunun gereği olarak kaleme alıyorum.

Yabancı dillerden dilimize geçen kelimelerin bir kısmı dilimize yerleşmiş, bir kısmı ise zamanla karşılıkları bulunarak tasfiye edilmişlerdir. Yanlış yazım ve telaffuzların bir kısmı bu yabancı kelimelerde görülüyor.

Günlük yaşamımızda dilimize yerleşen birçok yabancı sözcüğün yanlış kullanımına tanık oluyoruz. Hatta bazı sözcüklerin yanlış kullanım biçiminin giderek dilimize yerleşmekte olduğunu da görüyoruz.

Sık görülen yanlışlardan birisi, ne yazık ki inceltme işaretinin konuşurken ve yazarken kullanılmamasıdır. Hakkâri ilimizin isminin yanlış telaffuz edilmesi en çarpıcı örnektir. Buna medyada ve siyasetçilerin açıklamalarında sıkça duyduğumuz “irtikâp”, “ihtikâr” gibi örnekleri de ekleyebiliriz.

Bir başka yanlışlar kümesi de sözcükler hangi hecenin uzun, hangisinin kısa okunacağının herkesçe bilinememesidir. “Halahâlâ”, “kar-kâr” gibi. Bir başka yanlış kullanım örneği, “farzımuhal” yerine “farzı misal”, ölüm ilanlarında “öğle namazını müteakip” yerine “öğle namazına müteakiben” tamlamalarının kullanılmasıdır. Bu ve benzeri yanlış kullanımlar, artık günlük dilimize yerleşme yolundadır.

Yanlış kullanıma bir başka örnek de bazı sözcüklerdeki kısaltmalardır. “Milletvekili” sözcüğünün başına gelenler bunun en iyi örneğidir. “Milletvekili” sözcüğü artık tamamen terk edilmiş, onun yerini günlük kullanımdan resmi beyanlara kadar kullanılan “vekil” kelimesi almıştır. “Vekil” kelimesi artık TBMM personeli ve kürsüde konuşan milletvekilleri tarafından da kullanılır duruma geldi. Üzüntü veren bir manzara. “Zaten çoğul olan “esnaf” yerine “esnaflar”, “personel” yerine “personeller” deyimlerinin kullanılması ayrı bir yanlışlar kümesidir. Koşulsuz, şartsız, sağlık ve sıhhat gibi aynı anlamdaki sözcükleri yan yana kullanmak da yanlış kullanımın örnekleridir. Yazmaktan vazgeçemeyeceğim çarpıcı bir yanlış da “muhatap” sözcüğünün yerini yaygın biçimde kullanılan “muhattap” sözcüğünün almasıdır.

Örnekler daha da çoğaltılabilir ama yerimiz sınırlı... Özellikle bazı siyasetçiler ile medya mensupları, bu tür yanlış kullanımları her gün birbiri ardına sergilemekte adeta yarış ediyorlar. Özellikle bu gruplar yanlışlara öncülük yapmak, yanlışları topluma yaymak, yerleştirmek gibi, herhalde kendilerinin de istemeyecekleri, bir olumsuz öncülük işlevini üstlenmektedirler.

Bu alandaki başıbozukluğu önlemek ve yaygınlaşan, hatta giderek dilimize yerleşen dil yanlışlarının önünü almak zorundayız. Bunun için de devlet kurumlarında, medyada sürekli görev yapacak dil uzmanları bulundurarak Türkçe yanlışlarını denetlemek ve anında düzeltmek önemli bir adım olacaktır.

Şunu da unutmayalım: Bu konuda öncelik, dil uzmanlarına düşmekle birlikte bu alandaki sorumluluk hepimizindir. Hepimiz ulusal birliğimizi temsil eden Türkçemizi koruma savaşında üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeliyiz.

Unutmayalım ki birlik bayrağımız Türkçemiz ulusal birliğimizin güvencesidir.

EROL TUNCER

TESAV VAKFI BAŞKANI