‘İlliberal demokrasi’ aldatmacası!

‘İlliberal demokrasi’ aldatmacası!

16.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yazının sonunda söyleyeceğimi en başta belirteyim:

“İlliberal Demokrasi” terimi, diktatör eğimli demagog politikacıların ve onların destekçilerinin, “Demokratik Rejim” yokken, varmış gibi yaparak halkı ve dünyayı aldatmak için uydurdukları bir yalandır!

Çünkü özgürlükçü olmayan bir rejim Demokrasi olamaz!

***

Aslında “İlliberal Demokrasi” aldatmacasının tam tanımını şöyle yapabilirim:

“İlliberal Demokratik” rejimde, güya seçim yapılmaktadır ama ne medya özgürlüğü vardır, ne yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri arasında bir ayrım, ne başta ifade ve medya özgürlüğü olmak üzere Temel Hak ve Özgürlükler, ne de muhalefet özgürlüğü; ayrıca bütün devlet kurumları da iktidarın emrine girmiştir!

Böylece seçimler de iktidarın yönetim ve denetiminde, bir aldatmaca haline dönüşmüştür.

“İlliberal Demokrasi” terimi zaten sözcük anlamıyla da, esas olarak “Özgürlükçü olmayan Demokrasi” anlamını taşır.

Çünkü buradaki “Liberal” sözcüğü, “İlliberal Demokrasi” terimini icat eden Amerikan İngilizcesindeki “özgürlükçü” anlamında kullanılmıştır.

(ABD İngilizcesindeki “Liberal” terimi, “özgürlükçü” ve hatta “ılımlı solcu” anlamında kullanılır. İngiliz İngilizcesinde ise “Liberal” terimi “sağcı” ve “sermayeden yana” anlamını taşır.)

***

Terim ABD’li yazarlar tarafından kullanılmaya başlanmış ve yine onlar tarafından popülerleştirilmiştir.

1995’te Daniel A. Bell, David Brown, Kanishka Jayasuriya ve David Martin Jones’un “Towards Illiberal Democracy in Pacific Asia” kitabında Doğu Asya (Pasifik Asya) bağlamında kullanıldı.

Bu kitap, liberal demokrasinin evrensel olmadığını, Asya’da daha “illiberal” (özgürlükçü olmayan, otoriter eğilimli) sözde demokratik modellerin olabileceğini anlatarak, bu tür rejimleri “Demokratik” terimiyle olağanlaştırıyor ve meşrulaştırıyordu.

Hindistan kökenli ABD’li ünlü bir gazeteci olan Fareed Zakaria, Kasım/ Aralık 1997 tarihli Foreign Affairs dergisindeki “The Rise of Illiberal Democracy” makalesiyle terimi yaygınlaştırmıştır.

Ama Zakaria bu oluşumu, haklı olarak “demokrasinin zaferi” değil, “yeni bir sorunu” olarak doğru anlamda kullanmıştı.

Fakat terim, Orban gibi otoriter liderlerin dilinde birdenbire kendi rejimlerini aklamak ve meşrulaştırmak için kullanılmaya başlandı...

***

İşte Macaristan’daki seçimler, Emperyalistlerin büyük bir iştiha ile destekledikleri ve bütün dünyada “Emperyalizm+Faşizan Otoriter Rejimler” formülüyle “yenilmez” ilan ettikleri “Sözde Demokratik” rejimin “yenildiğini” gösterdiği için çok önemli bir evrensel örnek oluşturmuştur!

KAHROLSUN EMPERYALİZM...

YAŞASIN ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ!