Savaşta yılmazlık
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Savaşta yılmazlık

22.12.2024 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Pek çok stres kaynağı var; pandemiler, bireysel hastalıklar, kazalar, doğal afetler, savaşlara yakın bir bölgede veya savaşın içinde yaşamak, yakınlarını kaybetmek, muğlak kayıplar, küresel ısınmadan kaynaklanan iklim değişikliklerinden ve göçlerden etkilenmek, işsiz kalmak, iflas etmek ve benzerleri birer stres kaynağıdır. Tüm bu stres kaynakları karşısında psikolojik açıdan çökmeden nasıl ayakta kalabiliriz? Psikologların, psikiyatristlerin bu konuda önemli destekleri olabilir. Bazen bir travmadan haftalar sonra kişi her gün defalarca o anı tekrar yaşayabilir. Kişiyi bu stresten kurtaracak görünürde basit ancak uygulaması uzmanlık isteyen teknikler vardır. 

Günümüz dünyasında, galiba özellikle bölgemizde savaş ve terör önemli bir stres kaynağı haline gelmiştir. Şimdiye kadar komşu ülkelerde olan savaş giderek sınırlarımıza yaklaştı. Dilerim savaşta kalmayız. “Bize şey olmaz” demek aymazlıktır, “Her ne olursa olsun ayakta kalırız” demek cesarettir, yılmazlıktır.

Savaş korkusuyla veya kaygısıyla ilgili olarak devletlerin önlemleri vardır, olmalıdır. Peki, bu korku veya kaygı karşısında bireyler ne yapabilirler?

YILMAZLIK

Savaş kapıdaysa veya içeriye girmişse bireyin birinci görevi ülkesi için elinden geleni yapmaktır. İkinci olarak birey her durumda kişisel yılmazlık (rezilyans) içinde olabilmelidir.

Resilyansın Türkçe karşılığı olarak “dayanıklılık”, ‘psikolojik sağlamlık’ da kullanılmaktadır. Ben yılmazlık demeyi tercih ediyorum.

Sıkıntılı bir duruma düşünce veya bir travma sonrasında bazı kişiler kısa bir süre sendeleseler de az sonra toparlanırlar, esneklik gösterip yeni duruma uyum sağlarlar, hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler. Bazıları ise travma sonrasında yaşama sevinçlerini, mücadele güçlerini kaybederler. Birinci grubun yılmazlık içinde ikinci grubun ise yılgınlık içinde bulunduğunu söyleyebiliriz.

Yılmazlık ya hep ya hiç türü bir özellik değildir. Yaşam boyu kısmen veya büyük ölçüde öğrenilen bir şeydir. Kişilerde yılmazlık gelişiminin nasıl ortaya çıktığı ve çocuklarımızda yılmazlık gelişimi için neler yapabileceğimiz konusunda, Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk’un “Psikolojik Sağlamlık” * adını taşıyan güzel bir kitabı var. Yılmazlık konusunda 20 yıldır konferans veriyorum, yazı yazıyorum. Aşağıda birkaç kişisel görüşümü sıralayacağım; bunlara Selçuk’un kitabındaki bilgilerin eklenmesi okuyucularımızı zenginleştirecektir.

Yılmazlık eğitimi kişilere bazen canlı modeller, bazen de sanat eserleri yoluyla verilir. ABD, Güneydoğu Asya’da savaşa girmeden önce ve savaş sırasında zorluklar karşısında pes etmeyen asker filmlerini çokça çevirmiştir. Örneğin film kahramanı esir düşer, üzerine kapakların kapatıldığı kuyuların dibine atılır. Görünüşe göre kahramanın buradan çıkması mümkün değildir. Ancak kahraman en dipte oturup da ‘Bilmem ki ben bu dünyaya niye geldim?’ şarkısını söylemez, çevresini araştırır. Saatinin akrebini, yelkovanını çıkarır, kısa devre yapar, kemerinin tokasını çıkarıp çilindir gibi kilitleri açar, dışarı çıkar ormanlarda saklanır, çamurlarda sürünür ve sonuçta kurtulur. Filmin mesajı “En olumsuz durumlarda bile umudunuzu kesmeyin” şeklindedir.    

Bazı kişiler eğitim almadan da yılmazlığı öğrenmiş olabilirler. Pazarcık depremi sonrasında Adıyaman’da bir bina yan yatmış haldeydi. Evdeki aile yatak yorganını ve mutfak eşyalarını çıkarabilmişti. Televizyon kameraları evi ve aileyi çekerken ev tamamen yıkıldı. Spiker üzgün bir yüzle “Şimdi ne yapacaksınız” diye sordu. Evin babası, “Ne yapabiliriz ki, bir çay demleyeceğiz, sonra düşüneceğiz” dedi. Bence bu kişi yılmazlık içindeydi ve yas sürecini inanılmaz bir hızla tamamlamıştı.  

Yakın bir aile dostumuzun babası 70 küsur yaşında ölümcül bir hastalığa yakalanmıştı ve sürekli internet başındaydı. Ona babasının hastalığı için mi internete baktığını sordum, “Yok arabası eskimiş yeni modellere bakıyor” dedi. Önce arabayı yeniledi sonra iyileşti ve uzun yıllar kullandı. Bence araba sevdasına iyileşmedi adeta yedek aküsü vardı, yılmaz olmayı öğrenmişti. 

Kültürümüzde yılgınlık belirten sözler vardır ancak yılmazlık ifadeleri de vardır. “Çıkmayan candan umut kesilmez”, “gün doğmadan neler doğar” denilir. Samsun’a çıkmadan Mustafa Kemal Paşa İstanbul Boğazı’ndaki işgal kuvvetleri donanmalarına bakıp “Geldikleri gibi giderler” demişti. Bütün bunlar birer yılmazlık belirtisidir.

20 yıldır, “Gece yatak odanızda ışığı kapattığınızda zifiri karanlık çıkar ortaya. 10 saniye bekleyin, ışık gelip sizi bulur. Yaşamın perde aralığında daima bir ışık vardır “ diyorum. Halkımız ise yıllardır, “Gecenin en karanlık olduğu an, sabaha yaklaştığımız andır” der.

Gelibolu Savaşı’nda bir günde 10 binler ölüyordu, gökten kemik ve diş yağıyordu. Ancak bu ortamda Mustafa Kemal, eğer çatışma yoksa sabahları tıraş oluyor, tenekeden yaptırdığı küvette yıkanıyordu. Sonuçta bu dünya cehenneminden sağlam çıktı, muzaffer çıktı. Yılmazlık konusunda önümüzdeki en büyük örnek odur.

_____________________________

* Selçuk, A. B. (2023). Çocuktan Yetişkine Her Yaşta Psikolojik

Sağlamlık. İstanbul: Kronik Kitap. 

Yazarın Son Yazıları

Dahili ve harici bedhahlar

Dahili ve harici bedhahlar

Devamını Oku
24.05.2026
Düşmana saygı insana saygıdır

Düşmana saygı insana saygıdır

Devamını Oku
17.05.2026
Kızılderili nikâhı

Bir süre önce eşimle birlikte Siyu (Sioux) Kabilesi’ne ait bir nikâh töreninde bulunmuştuk. Nikâhı bu kabileye mensup Şaya Hanım kıymıştı. Törenden sonra Şaya Hanım, “Size teşekkür ediyorum” dedi. Neden teşekkür ettiğini sorduk, “Genellikle Kızılderili olmayanlar bizim nikâhlarımızı izlerken bıyık altından gülüyorlar, siz gülmediniz, ciddiye aldınız” dedi.

Devamını Oku
10.05.2026
Pers ve İran kültürü

Birinden mi duydum, ben mi söyledim hatırlamıyorum fakat 2011 yılında aldığım “İran Tarihi” adlı kitabın kenarına “İran’ı işgal edebilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız” yazmışım. Çünkü İran’ın edebiyatı ve sineması güçlüdür. Edebiyatları, müzikleri, sinemaları güçlü olan ülkeler bir dönem içeriden veya dışarıdan sıkıntı yaşasalar bile sonuçta suyun üstünde, tarihin içinde hayatta kalmayı başarırlar.

Devamını Oku
03.05.2026
23 Nisan çocukları

23 Nisan çocukları

Devamını Oku
26.04.2026
Siber zorbalık

Siber zorbalık yalnızca dijital bir taciz değil, sınır tanımayan yeni bir şiddet biçimi. Üstelik yapay zekâ ile birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her zamankinden daha tehlikeli biçimde bulanıklaşıyor. Siber zorbalık, yapay zekâ ile yeni bir evreye girmiş durumda. Çocuklarını siber zorbalıktan korumak için anne babalar, rahatsız edici olmadan onları gözlemeli, sergiledikleri değişiklikleri fark edebilmelidirler. Bir de internet kullanımını çocukla karşılıklı olarak anlaşarak sınırlandırmalıdırlar.

Devamını Oku
19.04.2026