Neşe, çalınamaz!
Ali Apaydın
Son Köşe Yazıları

Neşe, çalınamaz!

09.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Henri Bergson, gülmenin, hayatın katılaşmış, mekanik, otomatikleşmiş hallerine karşı aklın verdiği anlık, toplumsal ve uyarıcı bir yanıt olduğunu belirtir. Gülmemiz, zihnimizin esnekliğine, akış halinde oluşuna, kaskatı kalıplara teslim olmayışına işaret eder (s. 6-7). Neşe de tıpkı bunun gibidir. Zulüm, insanı katılaştırmak, dondurmak, otomatik bir korku makinesine çevirmek ister; ama neşeli bir kahkaha bu katılığı paramparça eder!

Neşe, bir duygu değil, bir tavır, bir akıl eylemidir. Bergson’un yerinde tespitine göre gülme, “bir araya toplanmış bir grup insanın, duygularını susturup, sadece akıllarını işleterek tüm dikkatlerini içlerinden birine yöneltmeleri halinde ortaya çıkar” (s. 7-8). Duygularımızla değil, aklımızla güleriz. Bu yüzden neşe, duygusal bir lütuf değil, aklın esnek bir eylemidir.

GÜLME TOPLUMSAL BİR EYLEMDİR!

O basit söylem çok doğru: neşemiz çalınamaz; çalındığını düşünüyorsanız, onu mekanik korkularınıza teslim etmişsiniz demektir. Korku katıdır, neşe ise akışkan. Bilindiği gibi katı olanlar kırılır, akışkan olanlarsa yol alır, yol bulur, yol açar. Neşe, gülmenin sessiz hali; gülme, neşenin sesli patlamasıdır. Her ikisi de toplumsaldır; “toplumsal bünyenin sathında mekanik katılık namına ne varsa hepsine esneklik” kazandıran bir jesttir (s. 15).

Elbette, zulmedenler kahkahadan nefret eder; çünkü kahkaha, korkunun mekanik düzenini bozar, esnekliği ve özgür düşünceyi hatırlatır. Tarih boyunca zulmedenler müziği, dansı, edebiyatı yasaklamış, gülmeyi ayıp saymış, hatta bugün ülkemizde olduğu gibi kahkahayı suçlu ilan edip parmaklıklar arkasına koymuşlardır. Ama her seferinde başarılı olamamışlardır; çünkü insan zihni esnekliği arzular, esnek oldukça var olduğunu duyumsar. Çünkü korkularla bir arada yaşayamayız; çünkü korku katı, kırılgan ve güvenilmezdir. Dahası Epikuros’un çarpıcı tespitindeki gibi mantıksızdır da: en büyük korku ölüm korkusudur, oysa ölüm varken biz yokuzdur, biz varken ölüm yoktur.

Bergson ve Epikuros’u birleştirdiğimizde basit bir esas çıkar karşımıza: korku toplumu projesi hem sürdürülemez hem de akılsızca bir projedir! Korkan zihin, Bergson’un deyimiyle “takılıp kalmış” bir alettir (s. 119). Neşe ise hareket halindeki akıldır.

Gözaltılar olabilir, anayasa askıya alınabilir, hukuk çiğnenebilir. Ama hiçbiri aklın esneklik kapasitesini elimizden alamaz. Bergson’un ifadesiyle “Gülme sadece estetiği ilgilendiren bir konu değildir, zira herkesin mükemmelleşmesi gibi faydalı bir amaç gözetir” (s. 15). Neşe de böyledir: faydalı, dirençli ve yaşamın ta kendisi olan bir amaç!

ZİNCİLER KAHKAHALARLA KIRILIR!

Bergson, “Gülmemiz her zaman bir topluluğun gülmesidir” diyor (s. 6). Neşe de daima topluluğa aittir; çalınamaz, çünkü ortak bir inşadır. Bir kişinin neşesi başkasının neşesini büyütür! Zulmedenler bireyleri tecrit edebilir, ters kelepçe de takabilir, ama ortak kahkahayı asla susturamazlar! Sokaklarda yankılanan her kahkaha, bir toplumun sağlık göstergesidir. Hayır, neşenizin çalındığını sandığınızda panik yapmayın; daha esnek, daha kararlı ve daha coşkulu bir kahkaha atıp geçin! Unutmayın, esneklik katılığı, neşe korkuyu daima yener, yine yenecektir!

Ve sakın neşenin bir soyutlanma değil, bir bağlanma eylemi olduğunu unutmayın! Neşe, pasif bir hazine değil, aktif bir inşadır; dalgınlığa karşı uyanış, zulme karşı direniş, teslimiyete karşı isyandır.

Bu ülke korkutanların da korkanların da ülkesi değildir; cesurların ülkesidir! Vaktinde işgalcilere bırakılmadığı gibi, bugün de korkutanlara, mutlakçılara, butlancılara ve korkanlara bırakılmayacak! Nokta!

***

Bugün çalındığı sanılan her neşemiz yarınlarımızdaki yepyeni neşelerin tohumları olacak! Çekinmeyin, neşenizi salın!

-------

Referans: Metindeki tüm alıntı ve göndermeler için bakınız: Bergson, Henri. Gülme: Gülüncün Anlamı Üzerine Deneme. Çev. Devrim Çetinkasap. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014