Acele kurtarıcı aranıyor

30 Haziran 2020 Salı

Tabanını yitirmiş olmasına karşın Türkiye Barolar Birliği’ndeki koltuğunu bırakmamış olan Metin Feyzioğlu’nun dönüşü (siz dilerseniz düşüşü diyebilirsiniz) çok trajik oldu. 10 Mayıs 2014’te Danıştay kuruluş yıldönümü törenindeki konuşmasıyla, Tayyip Erdoğan’ı kızdırıp salonu terk etmesine neden olan Metin Feyzioğlu, o zaman pek çok kişinin kahramanı olmuştu. Danıştay’daki olaylar üzerine, Metin Feyzioğlu’nun dedesi ve de manevi babası Turhan Feyzioğlu’nun, Adnan Menderes baskısına karşı, öğrencilerine “Hayatta her nabza göre şerbet vermeyin sakın!” diye konuşma yaparak üniversitedeki kürsüsünden istifa edip CHP saflarında politikaya atılmasındaki şövalyece tavır hatırlanmış ve ikinci Feyzioğlu olayıyla, acele bir kurtarıcı arama psikolojisinde olan toplum, torun Feyzioğlu’nun şahsında aranan kurtarıcıyı bulduğunu sanmıştı. Bunlar yanıldıklarını anlamak için çok fazla beklemediler; Danıştay olayından hemen hemen bir yıl sonra Tayyip  Erdoğan bir zamanlar kızıp edepsizlikle suçladığı Feyzioğlu’na teşekkür ediyordu. Genç Feyzioğlu külliye yanında saf tutmuştu bile. Bu, “Acaba bizi kim kurtarır?” diye dört bir yana saldırarak acele kurtarıcı arayanların ilk hüsranları değildi ve “Nasıl” sorusunu “Kim” sorusunun yerine koyamadıklarıi sürece son hüsranları da olmayacaktı.

AKP’nin Yargı’ya yönelik son girişiminde, Feyzioğlu’nun rolü ve Barolar Birliği ile İstanbul, Ankara ve İzmir baroların durumunun ayrıntılarına girecek değilim, olay beni daha çok, kurtarıcı arayışı açısından ilgilendiriyor.

***

Bir zamanlar kimilerinin kurtarıcı diye baktıkları Feyzioğlu hüsranı yaşanırken şu sıralarda avukatlık ve politikacılık faaliyetlerinden ziyade çok başarılı olduğu, birbirinden ilginç eserler sunduğu yazarlık alanına ağırlık vermiş olan CHP’nin ağır toplarından eski milletvekili ve CHP Parti Meclisi Başkan Vekili Kemal Anadol CHP’nin yeniden yapılanmasını öngören bir model önerisini kitapçık haline getirerek Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile partinin önde gelen yöneticilerine gönderiyordu.

Yerel seçimlerde gerek aday saptanması, gerek kampanya çalışmaları, gerek sandığa sahip çıkılması, konusunda çok başarılı olan ve tek adam rejiminin temellerini sarsmaya başlayan, aynı performansı gelecek seçimlerde de göstermeye aday olan CHP’nin bu hamlesi ne yazık ki sandığa yeteri derecede yansımamıştır. Yapılan kamuoyu yoklamalarında CHP’nin yüzde otuzlar bandına yerleşmesi bile gerçekleşmemiş görünüyor.

Tuhaf bir görüntü söz konusu, bir yanda sapır sapır dökülen, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik çıkmazını doğuran AKP’nin sürekli kan kaybı, öte yanda iktidarın düşmanca engellemelerine karşı  savaşan metropol  belediye başkanlarının hepsinin de, yüzde 50’nin üzerinde memnuniyet desteği almaları, bir yandan da bir türlü yüzde 20’ler bandını aşamayan CHP.

***

“Sallanan İktidarı sarsan CHP başarılı ama bu başarısı sandığa yansımıyor” demek abestir. Siyasette sandığa yansımayan başarı, başarı değildir. Bu durumda CHP’nin hızla bir şeyler yapması gerekiyor. Ne yapılacağı konusunda karar verebilmek için, sandığa yansımamanın nedenlerine doğru tanı koymak gerek.

CHP yönetimi yukarıda da belirttiğimiz gibi birçok açıdan başarılı olmuştur. Başarısızlık kişilerde değil, CHP’nin yapısındadır.

O zaman CHP’nin acilen yeniden yapılanması gerekir.

Bu yeniden yapılanmanın halk ile kaynaşmayı, kucaklaşmayı sağlamasının koşullarından biri de partinin ilçe ve il başkanlarından başlayarak milletvekili adaylarına ve Genel Başkan’a kadar bütün kademelerin, üyeler tarafından doğrudan seçilmesidir.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da daha geçenlerde bu görüşte olduğunu Saygı Öztürk’e açıklamıştı. 

Bakalım Kılıçdaroğlu, Kemal Anadol’a ne yanıt verecek?

Cumaya aynı konuya devam.


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020