‘Arz ederim’ basını

03 Aralık 2021 Cuma

Demokrasi bir varsayıma dayanır, o da halkın kendisi için en doğru olanın ne olduğuna karar verme yetisine sahip olduğudur.

Belirtildiği gibi halkın kendisi için en iyinin, en yararlının ne olduğu konusunda en doğru kararı vereceği bir varsayımdır ki inceden inceye sorgulanması, sonunda demokrasinin temeli konusunda, ciddi kuşkular uyanmasına yol açar. Kimilerine göre bu varsayım aslında efsaneden başka bir şey değildir. Demokrasinin savunucu ve uygulayıcıları bu hususu çok iyi bildiklerinden, bu yetiyi gerçek kılacak girişimleri artırmaya çalışırlar.

Kişinin de toplumun da bu yetiye gerçekten sahip olmaları kriterleri doğru değerlendirecek kafa yapısına sahip olmaları ve nerede ne zaman ne olduğunu, neyin ne olduğunu bilmelerine bağlıdır. Yukarıda sayılan iki hususun layıkıyla gerçekleşmesi ise toplumun ve kişilerin yeterince eğitilmiş ve olan bitenden haberdar olmasıyla mümkündür.

Demokrasiler de eğitimin kalitesini ve basının özgürlüğünü geliştirerek kendi varlıklarını güçlendirme yolunu tutarlar.

Bir toplumda eğitimin ve basının düzeyi ile, milli iradenin ve onu egemen kılan demokrasinin niteliğiyle orantılıdır. Burada bir hususu da belirtmeden geçmek mümkün değildir. Ne yazık ki demokrasi niteliksel (kalitatif) olmaktan çok, nicel (kantitatif) yanı ağır basan bir olgudur.

Ama biz bugün konunun bu yanının üzerinde durmayacağız ve basını ele almakla yetineceğiz.

***

Demokrasinin onsuz olmazı olan (ama kimilerinin sandığı gibi her şeyi de olmayan) milli iradenin sağlıklı olması ancak kişinin ne olup bittiğinden haberdar olabilmesine bağlı olduğundan, bağımsız basın demokrasinin onsuz olmazlarından biri oluyor.

Basının özgür ve bağımsız olmadığı toplumlarda sağlıklı bir milli iradeden söz etmek mümkün değildir. Orada milli irade eskilerin deyimiyle ifsat edilmiştir.

İfsat edilmiş milli irade ile bir demokrasi oluşamaz, oluşursa da gördüğümüz yaşadığımız demokrasi kadar olur ancak.

Sağlıklı bir toplumsal yaşam için basın, bu kadar önemli bir role sahip olduğundan, dördüncü güç olarak nitelenir. Diğer üç gücün sağlamlığı ve işlerliği de basının sağlamlığı ve işlerliğine bağlıdır.

Basının sağlamlığı ve işlerliği ise elden geldiğince nesnel, özgür ve tarafsız olmasına bağlıdır.

Basın özgürlüğü basın mensubunun ya da basın organının sahibinin özgürlüğü değil, halkın haber alma, milli iradenin gerçeği bilme özgürlüğüdür.

Sağlıklı toplumsal yaşamın onsuz olmazı basının, işlevini yerine getirebilmesi için siyasal iktidar karşısında özgür olması şarttır. Bunun bir de ekonomik iktidar olarak sermaye karşısında özgürlük bölümü var ki işin o yanı kapitalist toplumlarda zaman zaman, belki de çoğu zaman pek fazla titizlikle ele alınmaz.

Kapitalist dünyada daha çok sözü edilen siyasi iktidar karşısındaki bağımsızlık ve özgürlüktür. Bir toplumda demokrasiden söz edebilmek için basının, siyasal iktidar karşısında özgür olması ve partiler ve diğer siyasi güçler arasında tarafsızlığını korumasıyla mümkündür.

Geçen gün bir basın toplantısı sırasında gazetecilerin Cumhurbaşkanı’na “arz ederek” sorularını sormaları büyük tepkiye yol açtı.

Tepki haklıydı, bir üst makama veya otoritesi karşısında hizaya gelinen makama saygıyla sunmak anlamına gelen arz etmek, demokrasilerde basın için söz konusu olmaması gereken bir husustur.

Hem yürütmenin hem de fiilen yasama ile yargının başı olan cumhurbaşkanına basın gerçeği arz ederek bildiriyor veya sorusunu arzederek soruyorsa orada basın özgürlüğü yoktur.

Basın özgürlüğü olmayan yerde de demokrasi yoktur.

Arz edebildim mi efendim?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları