Fotoğraf falı

18 Haziran 2021 Cuma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’nin yeni başkanı Biden ile NATO liderler zirvesine katılmak için gittikleri Brüksel’de yaptıkları, öncesinde olduğu kadar sonrasında da çok konuşulan ikili görüşmelerinde, beklenenin tersine yeni bir gelişme olmadı. Heyecan uyandırıcı haber peşinde olan gazeteciler ile aklına estiği gibi yöntemine fazla itibar eden sosyal medya da bu durumda yapılan açıklamalardan bekledikleri türden bir sonuç elde edemeyince “fotoğraflardan liderlerin vücut dillerini okuyarak!” kendilerince yorum sundular.

Aslında liderlerin vücut dillerini okuyarak bir nevi fotoğraf falı bakmak son dönemlerde çok revaçta. Kimi zaman bir liderin fotoğraf karesindeki anlık görüntülerinden büyük sonuçlar çıkarmakta ve tevatüre pek yatkın toplumda yankı bulmaktadırlar. Oysa bunlara gerek kalmadan yapılan açıklamalarda söylenenlere ve söylenmeyenlere bakarak her zaman durumu anlamak mümkündür. 

***

Yapılan açıklamalar ve söylenen sözler, öyle Türkiye’den bir liderin çıkarak Amerikan Başkanı’na “Sen bize haksız ithamlarda bulunuyorsun, durumu düzeltecek bir açıklama yap!” diyemeyeceğini, Tayyip Bey’in de Türkün Türke propagandası faslından Türkiye’deki gazete sayfaları ve televizyon ekranlarında çarmıha gerilen Biden’a da “Ermeni soykırımı!” konusunda Beyaz Saray’dan hesap sormak bir yana, kendisine bu konuda bir şey sorulmamasına şükrettiği görülüyor.

“Bu konu hamdolsun gündeme gelmedi” yeterince açık bir ifadedir. Bir de bununla yetinmeyip “hamdolsun!” derken bedenin öne doğru eğik olup olmadığına bakmanın âlemi yoktur.

Keza, S-400 füzeleri konusunda da Türkiye’nin 2.5 milyar dolara aldığı bu silahları depoda çürütme pahasına kullanmama güvencesi vermesine karşın, F-35’ler programından dışlanmasına son verileceğine dair bir şey söylenmediğine, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde PKK uzantısı bir garnizon devleti kurulmasından vazgeçtiğini belirtir hiçbir şey söylenmemiş olmasına bakarak Washington’ın Ankara’ya karşı NATO müttefikliğine yakışmayan tavrını sürdüreceği çıkarılmalıdır.

Türk-Amerikan ilişkilerinin normalleştirilmesi, ABD’nin Türkiye’ye karşı yukarıda saydığımız konularda tavrını değiştirdiğini belli eden somut adımlar atmasıyla mümkündür. Erdoğan iktidarı, geleceğini Batı içinde gördüğünü birçok kez açıklamakta ama buna hasmane davranışlardan başka karşılık alamamaktadır.

ABD’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de içine düştüğü yalnızlıktan kurtulması konusunda herhangi bir girişimde bulunacağına dair bir belirtiye de rastlanmış değildir şimdiye dek.

Kısacası Brüksel zirvesinde ABD’nin Türkiye’ye karşı yeni dönemde bir müttefik gibi davranacağını belirten hiçbir belirti yoktur.

Yalnızca bazı konuların suskunlukla geçiştirilmesiyle, gerginliğin altının çizilmesi bir süreliğine ertelenmiştir.

***

Bu durum, ABD’nin Türkiye’den yeni yükümlülükler beklemesine de engel olmamaktadır. Komşumuz Rusya’ya karşı Ukrayna ve Kırım’da NATO’nun hedefleriyle uyum içinde bir politikanın izlenmesi, Karadeniz’in bir barış denizi olması konusunda Montreux ile getirilen garantileri savunan politikalara itibar edilmeyip Washington’ın emellerine uygun bir açık deniz haline sokulmasına Türkiye’nin yandaş çıkıp destek vermesi de Biden politikasının Ankara’dan taleplerinden biri olmaya devam etmektedir.

Bir de Afganistan konusu var. Mustafa Balbay, 16 Haziran tarihli yazısında enfes bir saptamada bulunuyor ve ABD’nin Afganistan’dan çekilmek istediğini ama askerlerini çekmekten yana olmadığını vurguluyordu. Türkiye’nin Kâbil Havaalanı’nın güvenliğini sağlamasıyla ilgili son açıklama, bu konuda Ankara’ya Washington’ın Afganistan’daki taşeronluğu işlevinin de yüklenmekte olduğu izlenimini veriyor.

Bütün bunların görülmesi için liderlerin fotoğraf fallarına bakılmasına da gerek yoktu.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Düzen namus istemiyor 23 Temmuz 2021
Bir 20 Temmuz sabahı 20 Temmuz 2021
İstese de gidememek 13 Temmuz 2021