Viski döndü

16 Mart 2021 Salı

Çok özlemiştik onu. Kekremsi tadını, kalitesini yansıtan kokusunu (İskoçya ve İngiltere’de viski tadıcı eksperlere büyük burun dendiğini ve malt viskilerin nasıl hangi fıçılardan harmanlanacağına karar verirken, bu uzmanların daha çok koklayarak hüküm verdiklerini bilir miydiniz?) velhasıl her şeyini özlemiştik, Türkiye’de bir zamanlar toplumsal tartışmaları da etkileyen viskiyi.

Neyse, AKP iktidar olalı beri, alkollü içki fiyatlarına yaptığı zam yüzünden orta direğin değil, artık varsılların bile yanına yaklaşamayışıyla, yaşamımızdan çıktı gitti viski.

Bir zamanlar bütün çobanların şair, bütün marabaların yakışıklı, bütün yoksul delikanlıların yiğit, bütün ağaların zalim ve kambur, bütün patronların eciş bücüş ve boynuzlu betimlendiği, gırtlağına kadar popülizme batmış Yeşilçam’da, viski de yoksullardan, halktan uzaklaşmış, kötüyü işaret eden bir simgeydi. 

***

Türkiye’de kamuoyu viski ile bu şekilde tanışırken onunla eşzamanlı olarak, tek parti döneminin cenderesinden ve de beteri çok partili rejimin baskısından kurtulup toplumsal sorunları, emek sermaye ilişkilerini, dünya ahvalini, emperyalizmi tartışmaya da başlamıştı.

Bu dönem ile birlikte bir yandan sosyalizmin temel eserleri Türkçeye çevriliyor, tabular yıkılıyor; sosyalizm, emek, sermaye, emperyalizm, sömürü gibi kavramlar, artık ev sohbetlerine arkadaş konuşmalarına kadar yayılıyordu.

İşte bu sırada yeni dönemin öncüleri olarak iki genç köşe yazarı çıktı ortaya: Cumhuriyet’te yazan İlhan Selçuk ile Milliyet’te yazan Çetin Altan.

Bu ikili Türkiye’yi derinden sarsıyor, yazılarının yanı sıra salonlarda ayakta yer bulmanın sorun olduğu toplantılarda büyük kitleleri coşturuyorlardı. Birbirleriyle yakın arkadaş olan (İlhan Selçuk bir gün, Çetin Altan ile yıllarca her gün aksatmadan telefonlaştıklarını söylemişti) bu iki genç yazarın toplum üzerindeki etkilerini, o günleri    yaşamamış olanlara anlatmak mümkün değildir. Bu yakışıklı, karizmatik, hoşsohbet iki genç gazeteci yazar, toplumun gözbebekleri olmuşlardı. İkisinin içinde daha ben merkezci, dışa dönük olan Çetin Altan, Frenklerin “bon viveur” dedikleri türden iyi yaşamayı sever, viski içmekten keyif alır ve bunu da yazılarında gizlemezdi.

***

 O yıllarda bu şekilde İlhan Selçuk ile Çetin Altan’ın yazıları her gün insanların dilindeydi ve sık sık şöyle dendiğine şahit olurdunuz:

- Bak Çetin Altan emeğin sömürülmesi konusunda neler yazmış.

Çoğu zaman, bu söylenenlere, verecek yanıt bulamayan karşıtları da otomatik olarak yapıştırırlardı:

- Ama Çetin Altan da viski içiyor.

- Kardeşim sen bırak viskiyi bir yana, adamın söylediği doğru mu yanlış mı?

- Ne yapsın yani seni inandırmak için mavi ispirto mu içsin?

Tartışma, “ama o viski içiyor” noktasına gelince içinden çıkılmaz olurdu.

Sağın uzun yıllar solun argümanlarına karşı kullandığı savdı Çetin Altan’ın viskisi.

Geçen hafta Çetin Altan’ın viskisi fail değiştirerek yeniden düşünce yaşamımıza döndü. 62 yaşında dul bir emekli olan Yıldız Bacıoğlu’nun “2 bin 600 lira emekli maaşı alıyorum, o da kredi borcum çıkınca 1650 oluyor, geçinemiyorum” diye kameralar önünde yakınması ve Hürriyet’in Genel Yayın Müdürü Ahmet Hakan’ın, “viskici” Yıldız Hanım’ın viski içerken çekilmiş fotoğrafını yayımlaması üzerine, Çetin Altın’ın viskisi olgusu yeniden gündeme geldi.

Merak ediyorum. Yıldız Hanım’ın viski içmesi Türkiye’nin gerçeklerini değiştiriyor mu?

Yıldız Hanım’ın, bir gün evinde ya da misafirlikte ikram edilen viskiyi içmesi Türkiye’deki emeklilerin koşullarını değiştiriyor mu? 

Emekçi derdini dinletmek için illa çöp kamyonundan çimlenip mavi ispirto mu içmeli?

İşte hâlâ Çetin Altan’ın viskisine takılıp kalmışız; aradan geçen bunca yıldan sonra bakıyorum da hiçbir şey değişmemiş.

Bunca yıl Türkiye için nafile dönmüşsün köhne dünya. Yazık!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yasak ve önlem 20 Nisan 2021