Ayşe Yıldırım

Kürtler özerkliği alır başkanlığı verir mi?

28 Aralık 2015 Pazartesi

“Siyaset kaprisle, küskünlükle yapılmaz. Müzakere, diyalog kanallarının açılmasını istiyoruz.”

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bu sözü DTK olağanüstü kongresinin sonucunda açıklanan deklarasyonun yol haritasını anlatıyordu. “Özyönetimle ilgili siyasi çözüm deklarasyonu” başlığı altında önerilen 14 madde önümüzdeki günlerde çokça tartışılacak. Kürt siyasi hareketinin istediği de bu. “Bu bir önerme, gelin tartışalım. İtirazlarınız ya da önerileriniz varsa konuşalım” diyorlar. Yayılan savaş ortamından çıkışın da, tıkanan siyasetin önünün açılmasının da, kalıcı barışın sağlanmasının da yolunun buradan geçtiğini savunuyorlar...

Herkesin merak ettiği soru, bundan sonra ne olacak. Öncelikle şunu söylemek gerekir. HDP aslında bir buçuk aydır siyasi bir çıkış projesi olarak demokratik özerklik üzerinde çalışıyordu. Kürt hareketinin diğer temsilcileriyle yapılan görüşmelerin ardından çalışmalar başladı. İki gün süren DTK kongresinde tüm bileşenlerin katıldığı tartışmalarla da son şekli verildi.

Deklarasyon metninin ve önerilerin ‘uzlaşmacı bir dil’le yazılmasına özen gösterildi.

Deklarasyonun bir yüzü Kürtlere, bir yüzü hendekdeki gençlere, bir yüzü dağa, bir yüzü hükümete, bir yüzü batıya dönük. Bütün kesimlere ve taraflara dengeli hitap edilmesi için çalışıldı.

Kürtçe ve Türkçe okunan deklarasyondaki vurgu, sorunların siyasi müzakere zeminine çekilmesiydi.

Şimdi sırada belirlenen 14 başlığın teknik alt metinlerinin yazılmasında. Ama bunun için de öncelikle bir uluslararası çalıştay planlanıyor.

Bu arada bileşenler de görev paylaşımı yaptı. Parlamento diplomasisini HDP yürütecek, belediye çalışmalarını DBP, sivil toplum örgütleriyle çalışmaları DTK yapacak. HDK ise batıyı harekete geçirmekle görevli ki belki de en zor görevlerden birisi onun. Çünkü Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Hakkâri’de sokaktaki sade vatandaştan siyasetçisine herkes batının duyarsızlığından yakınıyor.

Kongre öncesi CHP ile de bir temas sağlanmış. Kongreden sonra bir grup milletvekili deklarasyonu anlatmak ve belki bir heyet oluşturmak için CHP ile yeniden buluşmayı planlıyor. CHP’nin yapıcı bir tavır sergilemesini umuyor HDP’liler, “Zaten onların da sorunun çözümü için verdikleri bir ortak akıl heyeti kurulması hakkında kanun teklifleri var. Onlar da Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılmasını istiyorlar” deniliyor. Ayrıca deklarasyonun önermelerinin de “Kürt sorununun çözümünün yeri TBMM’dir” diyen CHP’nin yaklaşımına uygun olduğunu dile getiriyorlar.

“Kürtler özerkliği alır başkanlığı verir” yaklaşımına yanıtları ise net:

“Bizim önerilerimizle başkanlık tartışmalarının ilişkisi yok. Biz yeni demokratik bir anayasa diyoruz.”

AKP hükümetinin yaklaşımı konusunda da umutsuz değil Kürt hareketi. Çatışmalı süreçle onların da sıkıştığını düşünüyorlar. Hemen olmasa bile gelişen süreçte olumlu bir yaklaşım sergilenebileceği düşüncesi hâkim. “Çünkü” diyorlar, “Biz bunları sadece Kürtler için istemiyoruz. Tüm Türkiye için öneriyoruz. Batının da sorunlarını çözecek bir modeldir bu”.

O nedenle özellikle Türkiye’nin batısının metni ciddiyetle okuyup değerlendirmesini istiyorlar.

Hendekler ve Kandil

Deklarasyonun açıklanmasıyla birlikte hendeklerin kalkmayacağı ortada. Ancak Kürt hareketinde deklarasyonun açıklanmasının ardından bir beklenti oluştu: KCK yakında bir açıklama yapabilir. Belki bu açıklamalarında hem deklerasyona destek verirler hem de hendeklerin kaldırılmasının işaretini...

Tabii bütün bunlar hükümetin yaklaşımıyla doğru orantılı ilerleyecek gibi görünüyor.

Metindeki bir vurgu da Öcalan’ın ‘özgürlüğü’ydü: “Kürt halk önderi Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanmasını, sürecin sağlıklı ve istikrarlı yönetilebilmesi için zorunlu görmekteyiz.”

‘Özgürlük’ tanımının da tartışılabileceği görüşünde Kürt hareketi. Daha önce dile getirilen ‘ev hapsi’ seçenekleri de bunlardan biri.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Son bir soru ve veda 13 Eylül 2018
Siyasal yangın 30 Ağustos 2018