Erdoğan II. Fatih olabilir mi?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Erdoğan II. Fatih olabilir mi?

13.07.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Caminin içinden bu kez dua değil, çığlıklar yükseliyordu. Geçen yıl 15 Mart’ta, Yeni Zelanda’da iki camiyi basarak tüfeklerle rastgele ateş açan saldırgan, 51 Müslümanı öldürdü. Failin bize de çok uzaktan bir mesajı vardı: “Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hıristiyan şehri olacak”. Katil Brenton Tarrant’ın canlı yayımlanan eylemi Haçlı sembolleriyle doluydu. Öyle ki Kosova Savaşı’nda Sultan Murat’ı öldüren Miloş Obiliç’in adını silahının şarjörüne kazımıştı.

Karşıt görüş mü? Yoksa aynadaki sureti mi?

Cihatçı terörün en yakın örneği IŞİD’in 2015 yılında çıkardığı ilk Türkçe derginin adını biliyor musunuz? İstanbul’un eski söyleyişi olan “Konstantiniyye”. Örgütün teorisine göre İstanbul, İslam değil. Fethedilerek Müslüman yapılacak. Elbette fethin sembolü Ayasofya da cami olacak.

Biri “Haçlı”yı öbürü “Hilal”i savunduğunu söyleyen bu iki “düşman kardeş ideoloji”nin Ayasofya ve İstanbul’un fethi temasını kullanması tesadüf olabilir mi?

İlerici ve aydın Fatih

Önümde farklı görüşten aydınların yazdıkları duruyor. Doğan Avcıoğlu, Fatih için şunları söylüyor:

İslamcılarımızın dört elle sarıldığı Ayasofya’yı cami yapan Fatih, Batıcıdır. Batılılaşmaya, yani o zamanki deyimiyle ‘Frenkleşmeye’ yönelmiştir. Tutucular, Frenklere çok değer veriyor diye zamanında Fatih Sultan Mehmet’i eleştirmişlerdir.

Yalçın Küçük ise “Atamanoğlu Fatih” kitabında Osmanlı tarihini, her biri başka şehzadelerle cisimleşen Kapıkulu Partisi ile Uç Beyleri Partisi’nin rekabeti olarak ele alıyor. Fatih’i özetle merkezi devletin kuruluşuna öncülük yapan aydın ve devrimci bir padişah olarak tarif ediyor.

Türk solunda bir tür “15. yüzyıl Atatürkü” olarak anlatılan Fatih için saygın tarihçilerin yazdıkları da farklı değil.

İlber Ortaylı, “Rönesans adamı” dediği Fatih’i şöyle anlatıyor:

“Fatih, bugün Batı ve Doğu dediğimiz dünyanın ortak noktalarını birleştiren bir hükümdardı. Hep söylediğim gibi ne Rönesans İtalyası’nda ne Reformlar Almanyası’nda böyle hazırlıklı biri görülmez. Kimse eski Yunanca metin okuyup Venedik elçisiyle kendi dilinde tartışmak, Farsça divan yazmak, Arapça çetin ceviz metinleri okumak kabiliyetine sahip değildi. Evet, İslam dünyasının entelektüel portresi, Fatih Sultan Mehmet’tir.

Tarihçilerin kutbu Halil İnalcık ise ondan şöyle bahsediyor:

Fatih, Konstantinopolis’i fethedince kendisini imparatorların vârisi saydı. Onun İran’a gönderdiği elçi Kirmânî, ‘Benim sultanım, imparatorların altın tahtı üzerinde oturuyor’, demiştir. Fâtih, bir İslâm Sultanı’dır, bununla beraber Kayser-i Rûm’dur.”

Erdoğan Fatih’e karşı

Gazeteleri açıyorum, İslamcı medya sözleşmiş gibi Erdoğan’la Fatih’i yan yana koyuyor. Ayasofya’nın Danıştay yardımıyla camiye çevrilmesini “ikinci fetih” olarak anlatıyor.

Ben ise tam tersi olduğunu düşünüyorum.

İstanbul’un fethi görünenin aksine yeni bir Haçlı seferini erkenden önleyen stratejik bir adımdı. Fatih’in “kızıl elma”sı, sanılanın aksine Osmanlı’yı Roma’nın devamı olan bir tür dünya devleti yapmaktı. Bizim İslamcıların tasvirlerinin aksine Fatih, İstanbul’u Avrupa’da katledilen Yahudi halkı için cennet yaptı. Gönderen değil aksine sürgünleri İstanbul’da toplayan Fatih, 1463’te Galata’da Carlo Martelli’nin evinde eğlenen hükümdardı. Geçen gün İstanbul Belediyesi’nin aldığı Bellini resmi örnek olsun, bizim gericilerin aktardığının aksine Fatih, İstanbul’u Rönesansçıların merkezlerinden biri yapmıştı. Batı’da kiliseyle kavgalı yenilikçilerin Fatih sempatisini biliyoruz; gittiği yol, haç ile hilali uzlaştıran güçlü bir milletler idaresiydi.

Uzatmayayım…

Bilim, biçim değil özdür.

Öz ile bakarsanız, Fatih’in 1453’te İstanbul’u fethi ve büyük Ayasofya mabedini cami yapması ile Erdoğan’ın 10 Temmuz 20.53’te Ayasofya’yı cami yapması hem ideolojik hem de sembolik olarak birbirine zıt yönde iki adımdır.

Erdoğan’ın Ayasofya mesajları

2014 yılının mayıs ayında Fethullahçılar Ayasofya’nın cami olması için kampanya başlatmıştı. Meclis’te FETÖ’ye yakın vekilin kanun teklifi vermesine kadar giden kampanyayı Erdoğan yanlıları “FETÖ’nün Hıristiyan kamuoyunun Türkiye’ye ve hükümete yönelik tepkisini artırma çabası” olarak reddetmişti. Geçen yıl Yeni Zelanda katliamının ardından aynı kampanyayı öteki dinciler başlatınca Erdoğan, “Bu oyunlara gelmeyelim, bunlar da tahriktir” diye karşılamıştı.

Şimdi, 10 Temmuz kararının ardından hem yandaşlarının hem karşıtlarının açıklamalarına bakın.

Çıkan sonuç şu: Erdoğan, Ayasofya’yı cami yaparak diğer dinlere karşı bir fetih mesajı verdi. “Müslümanların fetret devrinden çıkış adımı” diyerek Müslüman Kardeşler ideolojisinin liderliği iddiasının altını çizdi. Davutoğlu’nun ve Babacan’ın da dahil olduğu ekseni iyice sağcılaşan muhalefete karşı tabanına “daha sağdayım” dedi. Dünyanın geri kalanıyla Türkiye arasındaki yarığı iyice derinleştirdi. “Kılıç hakkı” söylemi, modern hukuku gerektiğinde tanımadığını gösterirken, en büyük zararı Türkiye’nin sınırların ötesindeki haklarını savunanlara verdi.

Çağın gerisine adım

Fatih, fetihle bir çağ kapatıp başka bir çağ açıyordu. 15. yüzyıl insanı olarak 16. yüzyıla doğru koşan bir ilerici portre çiziyordu. Yeni Osmanlı’nın hükmü şahsiyetinde cisimleşen dünya barışı vizyonu, Papa II. Pius’un “Hıristiyan ol seni destekleyelim”i teklif edecek hayale kapılmasına bile neden olmuştu.

Atatürk de emperyalizm çağında Ayasofya’yı dinler savaşı ganimeti olmaktan çıkararak 20. yüzyılda 21. yüzyıla koşan bir yol çizmişti. Her yeri dökülen Ayasofya’yı onarmakla kalmamış, arkeolojik kazılarla ya da bilimsel tarih çalışmalarıyla bütün Anadolu uygarlıklarının mirasına sahip çıkarak, Fatih gibi çağının ilerisine uzanmıştı.

Erdoğan ise Ayasofya kararıyla Fatih’ten sonra onun resimlerini parçalatan, hatta Fatih için “dinsizdi” dedikodusunu yayan Osmanlı gericiliğinin çizgisine rücu etti. 21. yüzyıldan eski çağlara doğru büyük bir adım attı. Batı’nın aşırı sağcılarının da Doğu’nun radikal dincilerinin de ateşlerine, ellerini ovuşturarak bekledikleri odunu fırlattı.

Bakmayın “II. Fetih” dediklerine…

Bir tarihsel eylemi zamanından sonra tekrarlamak aslına karşı yapılmış en esaslı eylemdir.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025