Erdoğan’ın elini öptürmediği Nurcunun cenazesi
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Erdoğan’ın elini öptürmediği Nurcunun cenazesi

05.10.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ne olduğu meçhul adamları göme göme ecdat yadigârı hazirelerde yer kalmadı.

Yıllardır muhafazakâr camianın içinde bulunmuş tanıdığım söyleyince, neyi kastettiğini önce anlamadım. Sosyal medyada devlet erkânının ardı ardına yayımladığı başsağlığı mesajından sonra idrak ettim. Cumartesi günü hayatını kaybeden 92 yaşındaki Mehmet Fırıncı, Cumhurbaşkanlığı’nın kararıyla dün Eyüp Sultan Camisi Haziresi’ne defnedildi. Kalabalığın içerisinde cenaze namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile hemen ardında görünen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gözüme çarptı. İçimden geçirdim, FETÖ lideri Gülen 2012’de ölmüş olsaydı Fırıncı için düzenlenen “devletli tören” muhtemelen onun olacaktı.

Neden böyle düşündüğümü anlatayım…

Gerçek adı Mehmet Nuri Güleç. Rivayete göre babasının fırıncı olmasından ötürü Said Nursi ona “Fırıncı” diye hitap ediyordu. Nurcular yıllarca “Fırıncı Ağabey” ya da “Mehmet Fırıncı” diyerek ona yeni bir isim verdiler.

Nursi ile tanışmasından kendisi şöyle bahsediyordu:

Bediüzzaman ile fırıncılık yaparken tanıştık, elini öptük bir sabah namazından sonra. ‘Ne iş yapıyorsunuz’ diye sordu. ‘Fırıncılık’ dedim. ‘İnsanların ekmeğine hizmet etmek çok sevaptır’ dedi. ‘Efendim ekmek değil de biz pasta, börek, çörek yapıyoruz’ dedim. ‘O daha sevap’ dedi.”

FETÖ ile çok yakınlardı

Bediuzzaman Said Nursi ve İlmi Şahsiyeti” isimli kitapta yer alan polis raporu ise hikâyeyi biraz daha derinleştiriyor. 1953 yılının mart ayında İstanbul’a gelen Nursi’ye uygun bir otel bulunamayınca, sahibi Fethi Uraz olan Güleçler’in Fatih Çarşamba’da kullandığı ev aylık 80 liraya Nursi’ye kiralanmıştı. Yani Nursi, aynı zamanda Fırıncı’nın kiracısıydı.

Nursi’nin ölümünün ardından öğrencileri arasında “şimdi ne olacak” endişesi başladı. Nursi’nin en yakınında yer alan Zübeyir Gündüzalp öncülüğünde cemaati bir araya topladılar. İttihad Dergisi’ni, Mihrab Yayınevi’ni kurdular. Yeni Asya Yayınları da bu ekolden çıktı.

Nursi’nin öğrencilerinin yaşadığı kırılmalardan sonra Nur Cemaati’ni yöneten “Üç Mehmetler” arasında Fırıncı da vardı. Bir sonraki bölünmede ise Fırıncı ekibi Nesil Yayınları’nı kurdu, Nesilciler adını aldılar. Nesilciler FETÖ ile o kadar yakındı ki birçok projeyi ortaklaşa yürütüyor, krize girdikleri yerde FETÖ imdatlarına yetişiyordu.

Nursi, Patrikhane’yi ziyaret etti mi

Hep FETÖ’den bilinse de Fırıncı, “dinlerarası diyalog faaliyetleri”ni başlatan kişiydi. Üstelik projeyi bizzat Nursi’ye dayandırıyordu.

Rakip Nurcu gruplardan birinin onun hakkında yazdıklarını okuyorum. FETÖ firarisi Ekrem Tufan Aytav ile FETÖ’ye ait bir kanalda muhabbet eden Fırıncı’nın videosunu “istihbarat elemanlarına hafiyelik yaptığını kendi diliyle ve ağzıyla anlatıyor” diye paylaştığını görüyorum. Gerçekten Fırıncı, Aytav’a Nursi’yi takip ederek rapor yazan polislere bilgi verdiğini söylüyor.

Fırıncı aynı konuşmada Nursi’nin Rum Patriğini ziyaret ettiğini ve dinlerarası diyalog fikrine nasıl hayat verdiğini de aktarıyor. Fırıncı’nın hikâyesine göre Nursi, Patrik’e “Kuran’ın Allah’ın kitabı olduğunu kabul etmeleri durumunda” Hıristiyan kalsalar dahi ortak bir dinde buluşabileceklerini söylemiş.

Fırıncı’yı şaibeli bulan, dinlerarası diyalog projelerini reddeden diğer Nurcu ve İslamcı gruplar bu görüşme rivayetini ve ortak din projesini yıllardır yalanladılar. İddianın hayal ürünü olduğunu söyleyerek Fırıncı’ya cephe aldılar. Patrikhane’nin böyle bir görüşmeyi teyit etmemesi, Nursi’yi takip eden polis raporlarında böyle bir görüşmenin yer almamış olması, Patrikhane’nin ekümeniklik iddiası nedeniyle hem devletle hem de İslamcı cemaatlerle arasının kötü olması gibi bir dizi gerekçe sıraladılar. Dinlerarası diyaloğu hayata geçiren FETÖ ise kendilerinin tezine can suyu veren Fırıncı’ya bu nedenle hep sahip çıktı.

Nursi ile ilgili polis raporlarındaki “içeriden ayrıntılar” söylediğim nedenle ona mal edildi. Sadece başka cemaatler değil, diğer Nurcu gruplar da onu hep şaibeli buldu. 61 yaşındayken evlendiği, rahibe okulunda yetişmiş, kendisinden 21 yaş küçük olan İngiliz asıllı eşinin (Mary Weld, sonradan Şükran Vahide) hikâyesini de Nursi’ye parayla kiraladığı evini de hiç gündemden düşürmediler. Eşinin Hıristiyanlığa uyarlayarak İngilizceye çevirdiği Risalelere şüpheyle yaklaştılar.

Yetiştirdikleri Gülen’de boy verdi

FETÖ lideriyle aralarında muhabbet vardı. Gülen, yurtdışına çıkmadan önce Nesil Grubu’nu ve tabii ki Fırıncı’yı ziyaret etmiş ve helalliğini almıştı.

Nurculuk birleşik kaplar gibiydi. Birinde dolup taşan FETÖ’ye akıyordu. Fırıncı’nın kabı da farklı olmadı. Onun yanında yetiştirdikleri Gülen’de boy verdi. Aynı zamanda akrabası olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Cemal Uşşak, Gülen’i mehdi ilan eden konuşmaları elden ele dolaşan İhsan Atasoy ya da FETÖ firarisi Cemil Tokpınar gibi isimler Gülencilerin önde gelen isimleri oldu.

Fırıncı’nın önderi olduğu İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın, AKP-FETÖ kavgasına kadar Gülen’e karşı bir tavrı yoktu. Düzenlediği etkinliklerde Gülen’in ABD’den gönderdiği mesajlar alkışlarla okunuyordu.

FETÖ’cülerle dinlerarası diyalog çalışmaları örgütleyen, Gülen’in Papa ile buluşmasını organize eden Vatikan’ın eski temsilcisi George Maroviç, Fırıncı’nın Risale okumalarına katılıyor, Fırıncı onun kendi toplantılarında kelime-i tevhit getirdiğini iddia ediyordu.

Erdoğan’ın elini öpecekti

Uzatmayayım, bu filmin sonunu biliyorsunuz.

Bir dönem Gülen’le iç içe olan, FETÖ ile aynı projeler içinde yer alan Fırıncı ekibi, AKP-FETÖ ortaklığının bitişiyle tarafını iktidardan yana seçti. Geçmişte olanların aksine, Gülen’le ne kadar uzak olduklarının hikâyelerini anlatarak yeni bir tarih yazdı.

Sürpriz de değil, yıllarca Erbakan’a tavır almış, devleti yöneten DP-ANAP çizgisine destek vermişlerdi. Bu seferki öyleydi ki, Fırıncı’nın 2014 yılında Erdoğan’ın elini öpmek için eğildiği, Erdoğan’ın onu durdurduğu görüntüler bu desteğin sembolü olarak hafızalarda yer etti.

Erdoğan, Yeni Asyacılar gibi istisnalar hariç, diğer Nurcu grupları Fethullah Gülen’e karşı yanına çekmişti. Nitekim Diyanet 2014 yılında Risale-i Nurları basmaya başlarken, ilk nüshasını Erdoğan’la birlikte Mehmet Fırıncı da imzalamıştı. Ayasofya cami olarak açılırken özel davetlilerin arasında o da vardı. İslami jargonla söylersek, “hiçbir ilmi eğitimi olmayan” Mehmet Fırıncı, Said Nursi’nin mirasını AKP iktidarı ile buluşturması sayesinde Eyüp Sultan Haziresi’ne adeta bir devlet töreniyle gömülmüştü.

Bir yandan tabutu omuzlayanlara, bir yandan firarda “amalı” başsağlığı mesajları verenlere baktım. Gördüğüm manzara, “cenazenizin kalabalık olmasını istiyorsanız sizin için istediğiniz hikâyeyi anlatanlar olsun” der gibiydi.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025