Kapalı kapılar ardında ne konuşuldu?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Kapalı kapılar ardında ne konuşuldu?

31.08.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Derdini kâğıda yazıp dibine gömüyorsun. Gölgesinde dinlendiğin ağaç kuruyor. Suçlu dert mi, kâğıt mı, yoksa bir damla suyu çok gören mi? Felaketleri, ölümleri, yok oluşları izliyoruz. Sebebi bizsek günahlarımızın, kayıtsızlıklarımızın, suçlarımızın zehirli elmasını hep başkalarına dişletiyoruz.

Eski AKP Milletvekili Resul Tosun, bir televizyon programında “2004’teki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararını da biz sumenaltı ettik” dedi. Sözleri günlerce tartışıldı. Aslında büyük bir yenilik içermiyor. AKP-FETÖ ortaklığının bitmesinin ardından, 7 sene önce, 2004 MGK’si yine gündeme gelmişti. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, “Hiçbir işlem yapmadan dosyasını kaldırdık” diyerek ne yapıldığını, daha doğrusu yapılmadığını, itiraf etmişti. AKP’li siyasetçiler o günden bu yana çeşitli ağızlardan TSK’nin ve MİT’in FETÖ’ye karşı tavsiyelerini “rafa kaldırdıklarını” tekrar ediyordu.

Resul Tosun, dün Star gazetesindeki yazısında bir adım ileri gitti. Askerin hedefinin Fethullahçılar değil, bütün muhafazakârlar olduğunu söyledi ve “Hükümet 2004 kararlarını sumenaltı etmekle doğru yapmıştır” dedi. Haliyle ortaya şöyle tuhaf bir tablo çıktı: 2014 yılına kadar FETÖ’nün önünü açmak, ona karşı olan adımları engellemek hatta destek olmak doğruydu!

2004 MGK’sinin tutanakları

Peki, gerçekten öyle mi?

Yani TSK ve MİT, kapalı kapılar ardında FETÖ’yü değil de bütün muhafazakârları mı hedef aldı? Yanıtı bulmak için bugüne kadar konuşulanların bir adım ötesine geçelim. MGK tutanaklarını açalım.

Nasıl mı buldum? Balyoz Kumpas Davası’nın 3. İddianamesi’nin ek klasörlerinden rahatça ulaşılabiliyor.

Üstelik...

9 yıl önce, söz konusu MGK belgeleri iddianameye konulduğunda, davanın sanıkları ve avukatları, bu gizli belgeleri ek klasörlere koyarak ifşa eden savcı ve hâkimler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak neden bilinmez, Türk yargısı, devlet sırlarını açık edenlere karşı, ellerindeki suç duyurularına rağmen herhangi bir işlem yapmadı. Belki de “rafa kaldırma politikası” halen sürdürülüyordu.

Gelelim tutanaklara...

Söz konusu klasörde 2004 yılının haziran ayında MGK’ye sunulan “Türkiye’deki Nurculuk Faaliyetleri ve Fethullah Gülen” başlıklı bir bilgi notu var. “Nurculuk” denilse de TSK ve MİT tarafından hazırlanan 11 sayfalık notun neredeyse 7 sayfası Fethullahçıları hedef alıyor. Devlet içinde örgütlenen örgütün, Gülen’in ABD’ye gidişinin ardından oradan yönetildiği ve Türkiye için yakın geleceği için büyük tehdit olduğu anlatılıyor.

25 Haziran 2004’te, MGK’de bir MİT personelinin yaptığı bu sunumun ardından, herkes Fethullahçılar üzerine eteklerindeki taşları dökmeye başlıyor. Toplantının zabıtları yine aynı klasörde bulunabiliyor.

‘Devlet içinde devlet’

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in söz konusu çalışmanın özellikle yurtiçi faaliyetlerini anlattığı kısmının eksik kaldığına dair eleştirisi dikkat çekiyor.

Ardından söz alan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök konuşmaya 16 yıl sonra okunduğunda manidar görünen şu ifadelerle başlıyor:

“Fethullah Gülen irticai grubunun yurtiçi örgütlenme ve faaliyetleri ile devlet içinde devlet özelliği göstermekte...”

Özkök, konuşmasının devamında dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün imzaladığı Gülen okullarına destek genelgesini şöyle eleştiriyor:

Özellikle Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan 3847 numaralı genelge ile Fethullah Gülen irticai gruba mensup kişilerle temas kurmaları ve desteklenmeleri konusunda ülkemizin resmi görevlilerine talimat verilmesi Cumhuriyet rejimi düşmanlarına cesaret vermiştir.

Özkök’ün uyarısı şöyle devam ediyor:

Fethullah Gülen irticai grubunun faaliyetlerinin önlenememesi durumunda kanser gibi anayasal organları içeriden çürüteceği ve süratle yayılarak rejimi tehdit edeceği kaçınılmaz bir gerçektir.

Özkök, örtülü bir dille hükümeti de FETÖ’ye destek politikası nedeniyle eleştiriyor:

Başta Fethullah Gülen irticai grubu olmak üzere, Nurcu gruplara ilgi gösterilmesinin yaratacağı rahatsızlıklar çeşitli platformlarda müteaddit defalar dile getirilmesine rağmen, bu tutumun devam ettirilmesi maksadını anlamak mümkün değildir.

Özkök’ün hükümete, FETÖ’ye karşı birlikte çalışma önerdiği de görülüyor:

“Sorun artık, Cumhuriyet rejiminin bekası sorunudur. Devlet bütünü ile bir sorumluluk imtihanı vermektedir. Başarı bütün Cumhuriyet kurum ve kuruluşlarının görevlerini yapmalarına bağlıdır.”

FETÖ’ye karşı alınması gereken tedbirleri, sızmaları önlemekten yurtlar açarak öğrencilere sahip çıkmaya kadar maddeler halinde sıralayan Özkök, görünen köyü de tarif ediyor:

“Öyle bir grup oluşuyor ki bunların okullarında veya bunların öğretilerinde veya bunların nüfuzu altında, bunlar herhangi bir şekilde çok süratle anayasal olmayan yönlere yönlendirilebilir.”

Hükümet tek bir kelime edemedi

Özkök’ün konuşmasının şahsi fikirlerinden çok Gülen’e karşı Genelkurmay’ın doktrini olduğu anlaşılıyor. Nitekim dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, FETÖ’nün ılımlı İslam projesinin bir parçası olarak ABD’den aldığı desteğe dair ayrıntılı bir konuşma yapıyor.

Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur da “Fethullah Gülen grubunun yurtdışı ve yurtiçinde olağanüstü bir örgütlenme mali ve medya gücü vardır. Mevcut bilgilerimize göre, Türkiye’de büyük çapta kadrolaşmasını tamamlamış bulunmaktadır. Buna ek olarak, yine takdim edildiği gibi önemli ölçüde dış destek de bulmaya başlamıştır” diyerek Gülen’in girdiği aşamayı anlatıyor.

Devamında söz alan dönemin Başbakanı Erdoğan’ın da aralarında olduğu hükümet üyelerinin genel geçer konuşmalar yapmaları, FETÖ tehlikesine dair tek bir ifade kullanmamaları dikkat çekiyor. Hilmi Özkök’ün yıllar sonra söz konusu toplantıya dair “Hükümeti uyardık ama bir şey yapmadılar” açıklamasının doğru olduğu anlaşılıyor.

Özetle…

2004 MGK’lerinde de sonrasında da TSK ve MİT, ne dindarları ne muhafazakârları ne de bir siyasi görüşü hedef aldı. Adını vererek Fethullahçı örgütlenmeyi ve onunla açık işbirliği yapanları tehlike olarak tanımladı. Hatta önerilen tedbirler arasında dinin bu örgütün sapkın anlayışından kurtarılması için Diyanet’in devreye girmesi dahi vardı. Buna karşın siyasi iktidar, 2014 yılına kadar FETÖ ile ilişkisini “asker dindarları hedef alıyor” illüzyonuyla sürdürdü. Ne garip, söz konusu MGK’lerde FETÖ ile işbirliği yaptığı kayıt altına alınan diğer Nurcu gruplar bugün halen yoluna tam gaz devam ediyor.

Kendi kabahatlerimizi başkalarının eylemi saymayı marifet sayıyoruz. Oysa günahlarımızla barışmamız bir başka ağacı kurumaktan kurtaracak.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025