Türk İslamcılığının Talibanlaşması
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Türk İslamcılığının Talibanlaşması

23.07.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ateşler içinde yanıyordu. Küçük çocuk olsa annesi soğuk suyun altına sokardı. O ise tersini yaptı. Başından ayakucuna örten kıyafetini giydi. Dünyayı kumaştan bir ızgaranın ardından gördüğü örtüyle yüzünü örttü. Doktora gitti. İyileşsin diye yazılan reçeteyi ise eşine verdi. Kocası “geçmiş olsun” demek yerine ona vurdu. Çünkü reçetenin üzerinde karısının adı yazıyordu. İnancına göre kadının yabancı bir erkeğe ismini söylemesi günahtı.

20. yüzyılda Doğu modernleşmesinin simgesi olan iki ülkeden bugün kadın çığlıkları yükseliyor. Birinde kadının adı bile yok. Afganistan’dakiler bu nedenle “Adım Nerede” diye kampanya yapıyor. Türkiye’de ise neyse ki, belki de ne yazık ki, kadınların sadece “adı” var. Kimi zaman Özgecan Aslan kimi zaman Emine Bulut kimi zaman Pınar Gültekin... Kadınlar katledilen hemcinslerinin ismini söyleyerek sokağa çıkıyor. Devleti yöneten zihniyetin erkek olduğunu bir kez de üniformalı şiddet onlara hatırlatıyor.

Talibanlaşmak bir siyasi model olabilir mi? “Öğrenciler” anlamına geliyor. Medreselerde eğitim alanlar öğrendikleri dini günden güne katılaştırarak ülkeyi felç ediyor. Heykel yıkıyor, kâkül kesiyor. Kadın doktorların kalp ameliyatı yaptığı düzeni, kadının doktora adını söyleyemediği hale getiriyor. Su damlatan musluğu sürekli daha da sıkarak sonunda açamamak gibi. Dini siyasallaştıranlar, parçası oldukları düzenin sorunlarıyla yüzleşmek yerine, dini daha da siyasallaştırarak işin içinden çıkmaya çalışıyor. Bir tarikat yurdundaki toplu istismar ya da sobalı bir evdeki kadın katli damlaların sesini yeniden duymamızı sağlıyor.

Başından sonuna AKP ve Erdoğan var

Musluk, bu kez İstanbul Sözleşmesi’ni yırtarak sıkılmaya çalışılıyor.

Hatırlayın, adı nereden geliyor? 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında Türkiye’nin öncülüğünde imzaya açılmıştı. İlk imzalayan dönemin AKP hükümetiydi.

Bu konuda bir kafa karşıklığı var. Sözleşme, Avrupa Birliği’nin veya onun siyasi kanadı Avrupa Parlamentosu’nun değil. 1949’dan itibaren Türkiye’nin bizzat kurucu üye olduğu Avrupa Konseyi’nin.

Dahası...

Sözleşmenin imzalandığı gün Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin Başkanı kimdi dersiniz? Bugünkü hükümetin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu. Sözleşmenin imzalandığı gün Avrupa Konseyi’nin dönem başkanlığını da Türkiye yürütüyordu.

İlk imzacı Türkiye, bütün Avrupa’ya, kadına yönelik şiddetin ve ayrımcılığın son bulması için sözleşmeyi imzalama ve iç hukukunu buna göre düzenleme çağrısı yaptı.

Sözleşme yine AKP hükümeti tarafından 11 Kasım 2011’de Meclis’e sunuldu. En üstteki imza dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a aitti.

Bugün AKP Gaziantep Belediye Başkanı olan, dönemin Aile Bakanı Fatma Şahin hızlandırmak için çalıştı.

AKP milletvekili Azize Sibel Gönül başkanlığındaki Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, 22 Kasım 2011’de oybirliği ile teklifi kabul etti. Gönül, daha sonra AKP Kadın Kolları başkanlığı yaptı. Son seçimde de partisinin İzmit Belediyesi başkan adayıydı.

24 Kasım 2011 tarihinde ise AKP milletvekili Volkan Bozkır başkanlığındaki Dışişleri Komisyonu tasarıyı oybirliği ile kabul etti. Bozkır’ın bugün hükümetin desteğiyle Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurul Başkanı seçildiğini hatırlatalım.

Sözleşmeyi aynı gün genel kurula getiren Meclis Başkanı Cemil Çiçek’ti. Bugün Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan Çiçek, o gün Fatma Şahin’i aramış ve “Bana düşen ne varsa sonuna kadar destek vermeye hazırım” demişti.

Bu çabukluğun nedeni bir denkleşmeydi. 23 Kasım’da Meclis’te söz alan AKP vekili Azize Sibel Gönül, “Bu uluslararası anlaşmanın hayırlı olmasını diliyorum, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü münasebetiyle başlattığımız, Sayın Başbakanımızın da imzaladığı ‘biz de varız’ imza kampanyasını buradan sizlere duyuruyor ve hepinizin desteğini bekliyoruz” demişti.

Sözleşmenin yazım sürecinde bile Türk fikir insanları vardı. Erdoğan ailesinin desteklediği KADEM de propagandasını yapıyordu..

‘Bu onur bize ait’

24 Kasım saat 22.50’de Meclis’te görüşme başladı. AKP’nin teklifine muhalefetin tamamı da (CHP, MHP, BDP) destek verdi. AKP adına Nurettin Canikli konuştu. Halen vekil olan Canikli, “Sözleşmeyi parlamentosundan geçiren, yasalaştıran ilk ülke olma onuru da inşallah bize ait olacak biraz sonra; hepimize ait olacak, bütün milletvekillerimize, bütün gruplarımıza ve Türkiye’ye ait olacak. Bu gurur gerçekten çok tarihi bir anın da aynı zamanda yansımasını ifade ediyor” demişti.

Bugün Cumhur İttifakı’nın parçası olan MHP adına konuşan Mehmet Şandır da sözleşmenin kabulüne destek vermiş, hatta ötesinde adımlar atılmasını istemişti.

Tutanaklarda eleştirel sadece iki konuşma görülüyor. Biri CHP’li Mahmut Tanal’ın öteki MHP’li Sinan Oğan’ın. İkisi de sözleşmeyi değil, çevirisindeki hataları eleştirmiş.

Saat 23.16’da oturum bittiğinde Meclis’teki 247 vekilden 246’sı sözleşmeye kabul oyu verdi. Sadece 1 vekil çekimser kaldı. O bile “hayır” demedi.

Yıllar sonra neden tartışılıyor?

10 Şubat 2012 tarihinde yine AKP hükümetinin Bakanlar Kurulu tarafından imzalanan, 8 Mart 2012’de Resmi Gazete’de yayımlanan, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren sözleşme neden yıllar sonra tartışma konusu oldu?

Komplo teorilerine bakmayın. Zahmet edip 81 maddelik sözleşmeyi okursanız, içinde ne ailenin yıkılması ne de bir yaşam tarzının dayatılması var. Metnin tamamı savaşta ya da barışta kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olduğu, şiddete sıfır toleransın gösterildiği bir çerçeve çiziyor.

Asıl mesele başka...

Siyaset boşluk tanımaz derler. Türkiye, FETÖ belası ile hesaplaşırken yerine aday olan güç ilişkileri varlığını yeniden tanımlıyor. Kendisinden kopan sağ unsurların muhalefetine karşı daha da sağlaşan iktidar, Türk İslamcılığını Talibanlaştıran zihniyetle bir araya geliyor. Türkiye’yi dünyadan kopartarak yalnızlaştırmayı bir kazanım olarak gören odaklar da bu ateşe benzin döküyor.

Bir zamanlar “demokrasi” diyerek iktidarı fethedenlere şimdi diktikleri kıyafet bol geliyor. Damlayan musluk günden güne sıkılırken kâh Ayasofya’da kâh İstanbul Sözleşmesi’nde ülke yokuş aşağı yuvarlanıyor.

Türkiye’nin 9 yıl önce başını çektiği sözleşmeyi bugüne kadar 46 ülke imzaladı, 34’ü meclisinde onayladı. İçeriğini değiştirmek mümkün olmadığına göre, Türkiye'nin çekilmesi “Biz artık kadına şiddet ve ayrımcılık konusunda başka bir yerdeyiz” anlamına gelecek. Devlet ciddiyeti ile de medeni ilişkilerle de ilgisi olmayan böyle bir adım hepimizi daha da geriye götürecek.

Acil sorumuz şu: Türkiye’nin Taliban zihniyetine mahkûm oluşunu izleyecek miyiz?

Yazarın Son Yazıları

Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025
‘Size miras kaldı’ sürprizinden çıkan örgüt

Koca ağaca bakıp dalındaki eksiği görüyorsan haksız değilsin.

Devamını Oku
25.09.2025
İçeridekilerin aileleri neler yaşıyor

Kendi gülünün dikenini çıkarmak kolaydır. Başkalarının acılarını anlamak ise uğraş ister.

Devamını Oku
22.09.2025
Netanyahu’nun Erdoğan’a salladığı parmak

Tek kişide hastalık dedikleri, milyonlarda ideoloji oluyor.

Devamını Oku
18.09.2025
Dananın kuyruğu kopacak derken...

Siz bu yazıyı okurken belki bütün kelimeleri eskimiş olacak.

Devamını Oku
15.09.2025
Erdoğan’ın CHP planı

Sen ardına dönüp bakmazken geçmiş bir gölge gibi seninle birlikte yürüyor.

Devamını Oku
11.09.2025
İBB operasyonunu başlatan AKP’li

Adli yıl açılışında İstanbul cumhuriyet başsavcısı gazetecilerle buluştu. İlginç bir ifade kullandı: “İBB operasyonunu ilk öğrenen kişi Murat Kapki oldu. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. O, malları kaçırmaya başlayınca biz de harekete geçtik.”

Devamını Oku
08.09.2025
‘Terörsüz Türkiye’nin kabağı

Dünya değişiyor ama senin çektiğin çile hep aynı kalıyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Başörtüsünü çıkaran Fethullahçı

İnsanın çektiği çilelerin sonucu tecrübeleridir.

Devamını Oku
01.09.2025
Topuk kırıldıktan sonra

O çok bildiğimiz gerçekleri her şey görünür olduktan sonra anlatmayı ne kadar çok severiz.

Devamını Oku
14.08.2025
TikTokçu hacı paşa devri

Yükselme kuralını kaybedince yukarıyla aşağı bir olur.

Devamını Oku
11.08.2025
Erdoğan’ın kimliği bile satılık

Hırsızın peşinden koşuyoruz da ya içeride kapıyı açan varsa?

Devamını Oku
07.08.2025
Şehit askerlerin tahlilleri ne söylüyor

Milletler yaşamdan öğrendikçe gelişir. Çöküş dönemlerinde ise ancak ölüm öğreticidir.

Devamını Oku
04.08.2025