Yakılan kadının son sözü
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Yakılan kadının son sözü

31.12.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Her an yıkılacakmış gibi duran ahşap bir ev. İçeriden yükselen çığlıklar.

Evimizin bitişik bahçesindeki binadan gelen sesleri çocuk yaşımda duymuştum. Bir battaniye içinde taşınan bedeni gördüğümde, “delik deşik” kelimesinin ne demek olduğunu anlamıştım.

Namus cinayeti” dediler. Babalarının annelerini öldürmesini az önce dehşetle izleyen beş çocuğu, akrabaları eşya gibi paylaştı. Oyun arkadaşlarımıza veda bile edemedik. Mühürlenmiş evin önündeki naylon ipte, henüz kurumamış elbiseleri asılı kaldı. Ne zaman baksak, “o çocuklar şimdi ne yapıyor” diye düşünürdük.

Bir gün değil, her gün. Bir saniye değil, her saniye. Kadınlar öldürülüyor. Yakılan Aylin Sözer, vahşetin en ortaçağ hali sadece...

Baba yerine ‘o adam’

Ne zaman bir kadının öldürüldüğünü duysam, aklıma kurusun diye bırakılmış o kıyafetler gelir. Cinayeti bıçakla, silahla, benzinle işleyen hapse girer; “namusunu temizledi” diye sırtını okşarlar. Ona bir soyun temizleyicisi gözüyle bakarlar.

Oysa bir kadın, dünyaya son kez bakarken dahi, gözlerinde kendinden sonra yaşasın diye yarattıkları vardır. Bir kadın ölünce, çocuk da ölür. Geride sadece nefes alan bir soyadı kalır.

Gamze Erükçü Akbaş’ın “Baba Anneyi Öldürdüğünde” kitabını okuyorum. Akbaş, yapılmayanı yapmış, o son çığlığı duyan çocukları bulmuş. “Babam annemi öldürdü” diyenlerle konuşmuş.

Verdiği rakamlardan öğreniyoruz. Kocası tarafından öldürülen kadınların yarısı aynı zamanda anne. Bu aileler içindeki her üç çocuktan biri “o an”a tanıklık ediyor.

Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” sesini hatırladınız mı? Siz unutsanız da aynı anda duyduğunuz “anne lütfen ölme” sesinin sahibi o günü yaşamaya devam ediyor.

Biz cinayet haberlerini okurken Akbaş, “Geride kalanlarla ilgili hiçbir akademik çalışma yoktu” diyor. Meleklerin cinsiyetini tartışan Türk üniversitelerinin eksiğini tamamlayan Akbaş’ı okuyunca anlıyoruz ki konu aslında halen bir tabu. Bu nedenle isimler gizli kalırken, katledilenlerin her birine bir nehir adı vermiş. Çocuklar ise zaten artık “baba” yerine “o adam” ifadesini kullanıyor.

‘Babamızın öldüreceğini biliyorduk’

Nil’in kızı Yade anlatıyor:

Vurduktan sonra panikledi. Ben bağırdım, kardeşim bağırdı. Aldı götürdü annemi. Arabamız vardı, arabaya koydu. Hiç öyle bir şey yapacağını düşünmedim ama bekletmiş. Tam iki saat sonra hastaneye götürmüş. Ambulansı aramıştım ben. Ambulans gelirken onu görmüş ama o durmamış. Annem ölmüş kan kaybından.

Boğularak öldürülen Dicle’nin kızı Dilek, perşembenin gelişini hatırlıyor:

Annem izini kaybettirecekti yoksa. Ben sezmiştim zaten, biliyordum bunun olacağını... Babam tehdit ediyordu, ‘seni öldüreceğim’ diyordu anneme.

Meriç’in annesi Münevver Hanım, kızının ölümünü bekliyor gibi:

Kızımı orada bıraktım, babasının yanına. Evde bırakmayayım dedim. Ya eve gelirse... Boğarsa, vurursa... (...) Oraya gittim ki lokantada öldürmüş. Akşam kızımla oturduğumuzda ‘Anne çok korkuyorum, benim yanıma geldiği zaman Celal sinirden titriyordu’ demişti.

Göksu’nun kızı İpek, cinayet anını nasıl beklediklerini söylüyor:

Annem boşanmak istediğinde babam kabul etmedi. Öldüreceğim diye tehdit ediyordu. İkide bir geceleri geliyor, zile basıp kaçıyordu. Rahatsız ediyordu bizi. Elinde copla, silahla geliyor, öldürmekle tehdit ediyordu.

Seyhan’ın kızı Ilgın için gülmek bile aynı değil:

Sanki hiç gitmemiş, hiç öyle bir şey olmamış gibi. İnandıramadım kendimi. Halen de inanmıyor gibiyim. Bazen yüzünü hatırlamaya çalışıyorum, hatırlamıyorum... Çok zor. O zamanki gülüşüme benzemiyor şimdi gülsem bile. Hiçbir şey aynı değil! Hiçbir zaman eskisi gibi mutlu olamıyorum.

Babasının halen hapishane görüşüne giden Tuna’nın kızı sanki annesi için değil bütün cinayetler hakkında konuşuyormuş gibi:

Zaten ben biliyordum bu noktaya geleceğini, babamın annemi öldüreceğini biliyordum. Keşke daha önceden ayrılsaydılar, onların zaten geleceği yoktu.

Çocuklar babalarına karşı, annelerinin ölümünü anlatmak için mahkemeye çıkıyor. Ceyhan’ın, 14 yaşındayken annesinin cesedini kucağına alan oğlu Haluk anlatıyor:

Mahkemede ifade verdim. Son on dakikada girdim, en son ben konuştum. Babam bana baktı ters ters. Mahkemede ‘lafta babandır, şikâyetçi misin’ dediler. ‘Şikâyetçiyim’ dedim. Hatta ‘Erkeksen ben vurdum de!’ dediğini de söyledim.

Yakılan Göksu’nun son sözü

Kocası Erkan tarafından yakılan Göksu’nun, kızı tarafından aktarılan son sözleri bile, kadınların çilesinin bitmezliğini anlatmaya yetiyor:

İlçedeki hastaneye gittik. Ben gördüğümde hayattaydı. İstanbul’a götürecektik tedavi için. ‘Baban izin vermez gitmeme’ dedi. ‘Anne izin verir, biz izin aldık’ dedim. Bizi mahvetti! (Babasını kastediyor). (...) O para yüzünden olmuş, vermiyor diye. Annem de ‘Bu sefer vermeyeceğim, çocuğun okul kıyafetlerini alıp alışveriş yapacağım’ demiş. Hatta yapmış alışverişi, market fişlerini gördüm. Bu iş olmadan önce gündüz markete gitmiş. Ama nasip olmadı yemek...

O gece geçti mi geçmedi mi bilmiyorum; aslında hâlâ o geceyi yaşıyoruz” diyor 11 çocuklu Gediz’in arkasında bıraktıkları. En büyük oğlu Nedim, neden ağlayamadığını açıklıyor. Sanmayın ki “erkekler ağlamaz” sözünden:

Ağlamak için içim yanıyordu. Ama ben ağlayınca tüm kardeşlerim ağlıyordu. O yüzden sustum.

Eşinin şehit olmasının ardından yeniden evlendirilen Nilüfer’in kızı Emel, katledilen annesine kavuşmak için gün sayıyor:

Yurtta herkes sevgilisine kaçardı. Kimse ailesine gitmezdi. Ben her kaçtığımda annemin mezarına gidip intihar ediyordum. Gece yarılarına kadar mezarlıkta kalırdım, yatardım. (...) Saatlerce mezarlığın üstünde yatıyordum ki annemi hissedeyim.

Kadın cinayetleri önlenebilir

Akbaş’ın kitabı bize, ölüm anının, acıklı bir hikâyenin yalnızca sonu olduğunu anlatıyor. Zira tüm örnekler, cinayet anının adım adım geldiğini gösteriyor. Komşular, akrabalar, çocuklar; bıçağın, kurşunun, ateşin sesini bekliyor sadece. Her katlin ardından “önlenebilir miydi” sorusunun yanıtı “evet” diye veriliyor. Tüm mesele; yurttaşını, bir adamın bir evde kurduğu hapishaneden kurtaramayan devlette kilitleniyor.

Namusunu temizledi” diyenler sanmayın ki ölenin, öldürülenin çocuklarına annelik babalık yapıyor. Kimi zaman “katleden babanın evladı”, kimi zaman “ölse de suçlanmaktan kurtulamayan annenin çocuğu” sayılanlar; ömrü silinmiş bir hayatın içinde tek bir günü yaşıyor.

Bir kadın ölünce bir çığlık ölür. Bahçedeki çiçekler, okşanan saç ölür. Ergen bir umut, geç kalmış bir sevda ölür. On yıl önce, yirmi yıl sonra ölür. “Ben büyüyünce” ölür, “okulum bitince” ölür. “İyi ki doğdunlar”, “ya olmasaydınlar” ölür. Bir kadın ölünce ağacın dalları, tohumları, meyveleri ölür.

Kadınlar ateşi en yakınlarındakilerin yaktığı cehennemden kurtulduğu gün, naylon iplerde artık unutulmuş çocuk kıyafetleri olmayacak.

Yazarın Son Yazıları

Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025
‘Size miras kaldı’ sürprizinden çıkan örgüt

Koca ağaca bakıp dalındaki eksiği görüyorsan haksız değilsin.

Devamını Oku
25.09.2025
İçeridekilerin aileleri neler yaşıyor

Kendi gülünün dikenini çıkarmak kolaydır. Başkalarının acılarını anlamak ise uğraş ister.

Devamını Oku
22.09.2025
Netanyahu’nun Erdoğan’a salladığı parmak

Tek kişide hastalık dedikleri, milyonlarda ideoloji oluyor.

Devamını Oku
18.09.2025
Dananın kuyruğu kopacak derken...

Siz bu yazıyı okurken belki bütün kelimeleri eskimiş olacak.

Devamını Oku
15.09.2025
Erdoğan’ın CHP planı

Sen ardına dönüp bakmazken geçmiş bir gölge gibi seninle birlikte yürüyor.

Devamını Oku
11.09.2025
İBB operasyonunu başlatan AKP’li

Adli yıl açılışında İstanbul cumhuriyet başsavcısı gazetecilerle buluştu. İlginç bir ifade kullandı: “İBB operasyonunu ilk öğrenen kişi Murat Kapki oldu. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. O, malları kaçırmaya başlayınca biz de harekete geçtik.”

Devamını Oku
08.09.2025
‘Terörsüz Türkiye’nin kabağı

Dünya değişiyor ama senin çektiğin çile hep aynı kalıyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Başörtüsünü çıkaran Fethullahçı

İnsanın çektiği çilelerin sonucu tecrübeleridir.

Devamını Oku
01.09.2025