Beş Petkim

18 Kasım 2018 Pazar

Ekonomide mutlak çözmemiz gereken sorun; dış ticaret açığı. Tarım ve sanayide yeterince üretmedikçe yurtdışından ithal ediyoruz. Bu ithalatın parasını ödemek için yine yurtdışından borçlanıyoruz. Aldığımız borç yatırıma değil ithalata gittikçe katlanarak büyüyor. Üstüne bir de faiz ödüyoruz. Türkiye’nin en büyük ithalatı petrokimya ürünlerinde. 2010-2017 arası sekiz senede petrokimya ürünleri ithalatına toplam 253 milyar dolar ödedik.

Petrokimya nedir?
Petrokimya fabrikaları ham petrolden üretilen naftayı alıp işler ve ortaya petrokimya ürünleri çıkarır. Plastikler ve sentetik kauçuklar; elyaf hammaddeleri; amonyum sülfat vb. gibi binlerce ürün; inşaat, havacılık, savunma sanayii, tıbbi malzeme, tarım, otomotiv, elektrik, elektronik, ambalaj sektörlerinin üretimlerinde hammadde olarak kullanılıyor. Sentetik elyaflar tekstil sektöründe kullanılıyor. Ayrıca ilaç, boya, deterjan, kozmetik gibi birçok sanayi dalının petrokimya ürünü talebi var.

Cumhuriyetin planlaması
1962 yılında yayımlanan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Türkiye’de petrokimya tesisi kurulmasının gerekliliğini saptadı ve 1965 yılında Petkim kuruldu. Planlı dönemin başında TPAO, Petrol Ofisi, TÜPRAŞ ve Petkim, tek şemsiye altında entegre kuruluşlardı. Daha sonra bu kuruluşların her biri önce bağımsız hale getirildi; bu ilk hataydı. Sonra TPAO dışındakiler özelleştirildi; bu da ikinci hata oldu. Petkim, 2008 yılında özelleştirildiğinde 1.2 milyon ton kapasiteye sahipti. 2017 yılında yıllık kapasitesi 1.6 milyon tona çıktı, yani aradan geçen yıllarda kapasitesi çok az arttı. Naylon altı monomeri, klor alkali, karbon karası gibi önemli ürünlerin üretimi ise özelleştirmeden sonra tamamen durduruldu!..

Rafineri ve petrokimya sektörü
Rafineri ham petrolü alıp damıtıyor. Bir ton petrolün 2017 alış fiyatı yaklaşık 410 dolar. Damıtma sonrası ortaya benzin, fueloil, motorin, jet yakıtı gibi ürünler çıkıyor. Bu ürünler dışında bir de atıklar var. Nafta onlardan birisi. Bu ürünü petrokimya sanayii alıp işliyor. Ortaya binlerce ara malı ve nihai tüketim malı çıkıyor. Naftanın tonu 440 dolar. Petrokimya sanayii işleyince ortaya tonu ortalama 1.300 dolar değerinde polietilen çıkıyor. O işleniyor. Ortaya tonu ortalama 2.500 dolar değerinde plastik mamuller çıkıyor. Sonuç; 1) Sektör müthiş kârlı. 2) Petrol rafinerisi ile petrokimya tesisinin aynı bölgede olması çok önemli.

Transatlantik
Türkiye’de plastik üretimi güçlü. Ama üretim yüzde 85’in üstünde dışarıya bağlı. Neden? Çünkü petrokimyadaki tek tesisimiz olan Petkim yetersiz. İç pazar ihtiyacının sadece yüzde 12’sini karşılayabiliyor.
Petrokimya, yüksek teknoloji ve büyük sermaye gerektiren bir sektör. Yatırım büyüdükçe maliyetler düşüyor, rekabet gücü yükseliyor. Küresel rekabet okyanus geçmeye benzer. Okyanusu, iç denizlerde faydalı olan takalarla geçemezsiniz, transatlantik gerekir. Türkiye, süratle beş Petkim büyüklüğünde dev bir petrokimya tesisi kurmak zorunda. Bu tesis sadece üretimi az olan petrokimya mamulleri değil, şu anda hiç üretemediğimiz sentetik kauçuklar, sentetik tekstil ürünleri ve termoset hammaddelerinin üretimini de yapacak biçimde planlanmalı. Tesis, yüksek teknoloji gerektirdiği için üretemediğimiz, örneğin katalizörlerin de üretimini sağlayacak Ar-Ge yatırımını da içermeli. Bu dev tesisin yaklaşık maliyeti 15 milyar dolar...
Hesaplananın üçte biri kadar araç geçen ve lüzumsuz olduğu böylece anlaşılan Osman Gazi ve 3. Köprü’nün toplam maliyeti kadar!..
Bu büyüklükte entegre tesis için kamu mutlaka büyük ortak olarak öncü olmalıdır. Bazı bölümlerine özel sektör ortak alınabilir. Bölge olarak; Star Rafinerisi’nin yakını. Yapı olarak; Petkim’i büyütmek, ortaklık yapısını değiştirmek biçiminde düşünülebilir...
Bu tesisin kuruluşu ciddi bir çalışma ve planlama istiyor. Kritik kararlar; 1) hammadde tedariki; 2) liyakatli personel; 3) kullanılacak teknoloji; 4) büyüklük ve kapasite.
1960’larda Petkim, TÜPRAŞ, Petrol Ofisi boşuna entegre olarak planlanmadı. Ama 1980’de planlama fikrinden vazgeçildi. AKP ise samimi davrandı… Planlama teşkilatı DPT’yi toptan kaldırdı!.. Hatta onunla da yetinmedi, DPT’yi dönüştürerek içine kattığı Kalkınma Bakanlığı’nı da kapattı!.. Hükümet planlama ve kalkınma deyince, kapatıyor...
Böyle ciddi bir iş, bu zihniyetle nasıl yapılır?.. Onu kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyorum...  


Yazarın Son Yazıları

Karagöz ile Hacivat 2 Aralık 2018
Osman Kavala olayı 27 Kasım 2018
Çizgi nedir? 25 Kasım 2018
Beş Petkim 18 Kasım 2018
Yoksulluğa acil çözüm 13 Kasım 2018
Halkın yoksulluğu 11 Kasım 2018
Ey Türk Gençliği 30 Ekim 2018
ABD ile yeni anlaşma 23 Ekim 2018
Büyük değişim 21 Ekim 2018
Güç savaşı 16 Ekim 2018