‘Kifayetsiz Muhteris’ Müttefik

14 Eylül 2014 Pazar

Wall Street Journal gazetesinin dün yayımladığı “Ankara’daki Olmayan Müttefikimiz” başlıklı analizine bakıp da zannetmeyin ki, Türkiye’nin derdi “Batı’nın müttefiki olup olmamak”... Bir kısım yandaş medya, yarın öbür gün kuvvetle muhtemel ki “Yahudi gazetesi” etiketi eşliğinde Wall Street Journal’a bakıp Ankara’daki “antiemperyalist” ruhla ilgili sayıklamalar yapacak. Neyse ki biliyoruz, onların “antiemperyalizm” retoriklerinin arkasında sadece kendi “emperyal hayalleri” yatmakta. Hayır, Türkiye, “Batı karşıtı” yahut “antiemperyalist” cephede yer alan bir siyasi heyet tarafından yönetilmiyor. Bakmayın siz meydanlarda iç politikaya tüketim malzemesi sağlayan retoriğe; Saraybosna’dan Kahire’ye, Şam’dan Yemen’e uzanan ümmet söylemlerine... Türkiye, Batı’ya her dediğini yaptırabileceğini zanneden “kifayetsiz muhteris” diye tabir edilebilecek bir zihniyet tarafından yönetiliyor, o kadar...

***

Türkiye’yi yöneten siyasi heyetin, kendi çıkarları ve zihniyet dünyasının ihtiraslarını gerçekleştirebilmek emeliyle Ortadoğu’nun farklı din ve mezheplerden halklarının bombalanmasına ilkesel ve etik açıdan hiçbir itirazı bulunmuyor. Türkiye’nin komşusu olan bir ülkede dünyanın dört yanından devşirilmiş İslamcı militanların silah zoruyla “rejim değişikliğine” gidilmesine de, eğer kendi arzuları gerçekleşmiş olacaksa hiçbir itirazı yok. Bu bağlamda başka ülkelerin “egemenlik haklarının ihlal edilip edilmemesiyle” de bir sorunu yok.

***

Wall Street Journal’ın yorumundaki “Türkiye müttefik olmaktan çıktı” saptaması ise “kibir” filan değil, Batı’nın “real politik” okuması ve “tehdit algısının” tezahürü, o kadar... Resmi söylemde ABD yönetiminin bunu benimsemesini de beklemeyin. Lakin zihin kodlarının tezahürüdür.
Misal Amerikan yönetimi, dün “ılımlı muhalifler” fantezisiyle giriştiği Ortadoğu’da IŞİD gibi bir tehdit “yarattığını/ yaratıldığını”, bu tehdidin büyüyüp kendisini de hedef alacağını hissettiğinde bunu ortadan kaldırmaya girişiyor. Bu yolda yanında “kendilerinin yaratılmasında payı bulunsa dahi” sorunları yönetebilecek “müttefiklerini” görmek istiyor. Türkiye’nin sorunu bütün bunları yönetmeyi becerememesinde. Etrafındaki dünyayı, güç dengelerini okuyabilecek idrakten yoksun doktriner bir zihniyetin esiri olmasında.

***

Oysa beğenin yahut beğenmeyin, küresel düzenin “ılımlı İslam” macerası, Ortadoğu’nun dört bir yanında batağa saplandı. Küresel yatırımlara açık, rekabetçi tüketim toplumları umulurken (neoliberal düzene dair eleştiriler ayrı bir yazının konusu), muhatapları yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Mısır’da Müslüman Kardeşler aklının tezahürü “çoğunlukçu, sandıkçı demokrasiciliğin”, istikrarsızlık dışında bir şey üretemeyecek yeni türde bir otoriterliğe dönüşeceği anlaşılınca devrilip gitmesine kimse yüksek sesle itiraz etmedi. Kahire’deki askeri yönetime kimsenin itiraz etmemesi çıkar yol görülmediğinden. Bugün Türkiye ile birlikte Müslüman Kardeşler’i koruyup kolladığı için Katar’a Körfez monarşilerinin savaş açmasına itiraz eden kimsenin çıkmaması da öyle.

***

Bugün Türkiye, bölgedeki tek kalan müttefiki Katar ile birlikte uluslararası çapta yalnızlığa yelken açıyor. Amerikan Kongresi’nin komite oturumlarında “terör destekçisi ülke” diye etiketleniyor. Maalesef arkası gelecek. Uluslararası iklim bu. Müslüman Kardeşler zihniyeti diplomasinin çöpüne atıldı, sığmayan tek ülke Türkiye... O da şimdilik. Wall Street Journal’ın eleştirisini de “bir kifayetsiz muhteris müttefike hitaben” diye okuyun. İşin özü budur.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları