Sana helal bize haram, sana yasal bize yasak: Nükleer Silah
Çiğdem Bayraktar Ör
Son Köşe Yazıları

Sana helal bize haram, sana yasal bize yasak: Nükleer Silah

23.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Resmi anlatıya göre, 1968’de imzaya açılan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT), nükleer silahlanma yarışını sınırlamayı, nükleer enerjinin barışçıl kullanımını güvence altına almayı, bir daha Hiroşima ve Nagazaki benzeri felaketler yaşanmasını önlemeyi amaçlıyordu.

Ancak bu anlaşma, “nükleer ayrıcalık sistemi”nin, küresel düzenin güçlüleri lehine düzenlenen bir çifte standart belgesi. “Resmen” dünyayı “güçlüler ve güçlenmesi asla istenmeyenler” arasında iki gruba ayırıyor.

Anlaşmada, 1 Ocak 1967’den önce nükleer bir silah ya da patlayıcı araç yapıp patlatmış olan devletler yani nükleer silah denemesi yapmış ABD, SSCB, Birleşik Krallık, Fransa ve Çin; uluslararası sistem tarafından “nükleer silah sahibi devlet” olarak kabul edildi. Bu devletler “tanımlı hak” sahibi kılınırken, diğer devletler anlaşmada yazana uymak zorundaydı: nükleer silahlara ve tesislere sahip olmayacaklardı. Nükleer silah sahibi olmayan devletler bu silahları geliştirmeyecek, buna karşılık nükleer enerji barışçıl amaçlarla kullanılabilecekti. Ayrıca; Kanada, Almanya, Japonya, İtalya, İsveç ve Hollanda gibi sivil nükleer tesis programı olanların yanında Belçika, İsveç, Norveç, Avustralya gibi ülkelerde de araştırma reaktörü bulunuyordu.

Bu ülkeler dışında, yani dünyanın geri kalanında nükleer çalışma yasaktı. Nükleer silahı olmayanlar, hiçbir şekilde nükleer silah yapmayacak, nükleer silahların kontrolünü doğrudan veya dolaylı olarak devralmayacak, yapımı için herhangi bir yardım aramayacak, almayacaktı. Ne nükleer silahı olanlar silahlarını vereceklerdi ne de nükleer silahları olmayanlar onlardan bunları isteyeceklerdi.

Antlaşma, nükleer silahsızlanmanın müzakere edilmesini öngörüyordu. Fakat bu yükümlülük, bağlayıcı bir takvim ya da düzenleme içermiyor; “ayrıcalık” tanınmış ilk gruptaki devletlerin nükleer cephaneliklerini ortadan kaldırmasını da talep etmiyordu. Oysa nükleer silah sahibi devletler, aynı zamanda tarihin en büyük nükleer cephaneliklerini barındırıyorlar.

Nükleer tesislerin ve eylemlerin nasıl düzenleneceği detaylandırılmazken, nükleer silaha sahip olmayan ülkelerin olası faaliyetlerinin barışçıl amaç taşıyıp taşımadığı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimine tabi olacaktı.

İRAN’IN NÜKLEER FAALİYETLERİ

İran’ın nükleer programı yıllardır uluslararası siyasetin merkezinde. İran, NPT’ye taraf, tesisleri de denetime açık. 2015’te imzaladığı Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ile nükleer faaliyetlerine ciddi sınırlamalar, üst düzey denetimler getirildi. İran kısıtlamaları kabul ettiği halde, “geçinmeye gözü olmayan” Trump 2018’de anlaşmadan çekildi. Dahası, İran Savunma Bakanlığı’nın araştırma ve inovasyon biriminin başında bulunan, Netanyahu’nun işaret ettiği, programın kilit ismi, nükleer bilimci Muhsin Fahrizade suikastta hayatını kaybetti

Şubat 2026’da ABD ve İran arasında İsviçre’de gerçekleştirilen nükleer görüşmelerinde İran, yaptırımların kaldırılması karşılığında atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamaları kabul etmişti. ABD ise Tahran’ın faaliyetlerinin tamamen durdurulmasında, elindeki zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasında ısrarcıydı. Yanı sıra Obama döneminde, kısıtlamaları aşamalı kaldıran anlaşma yerine “süresiz” bir yaptırım isteniyordu.

ABD, kendi güvenliği için olduğunu söylese bile İsrail’i korumak asıl amaçtı.

İSRAİL’İN NÜKLEER FAALİYETLERİ

İsrail, 190 ülkenin imzacısı olduğu NPT’ye taraf değil ama bu ona ya da taraf olmayan bir başka ülkeye serbestçe nükleer tesis kurma hakkı vermez. Negev Çölü’ndeki gizli Dimona Nükleer Tesisi’ni ortaya çıkaran eski bir teknisyen, “vatan haini” sayılarak yıllarca tek kişilik hücrede tutuldu.

İsrail’in sözde kendini koruma içgüdüsüyle sürdürdüğü nükleer programı, uluslararası denetime tabi değil. Sadece ABD’nin raporlamasına izin veriyor. Tesiste tam olarak ne olduğu bilinmiyor. Basına yansıyan bilgiler çok yetersiz. Pek çok uluslararası araştırma kurumu, İsrail’in 90 kadar nükleer başlığa sahip olduğu değerlendirmesi yapıyor. Buna rağmen, uluslararası hukuk eşit uygulanmıyor. İsrail’in nükleer programı küresel diplomasi gündeminde hiç konuşulmuyor. Trump yönetimi, “İran’ın asla nükleer silahı olmayacak!” derken İsrail’deki Dimona Nükleer Tesisi’yle ilgili herhangi bir şeffaflıktan ya da kısıtlamadan söz etmiyor.

Elbette nükleer silahların yayılmasını engellemek, insanlık açısından çok önemli. Ancak gerçek bir nükleer silahsızlanma ancak kuralların tüm devletler için eşit şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. İnsanlık için tehlikeli olan nükleer silahları, bazı ülkeler nasıl elinde tutmaya devam edebiliyor? Nasıl bazılarına yasal olan, diğerlerine yasak oluyor?

İlgili Konular: #Nükleer #silah

Yazarın Son Yazıları

Sana helal bize haram, sana yasal bize yasak: Nükleer Silah

Sana helal bize haram, sana yasal bize yasak: Nükleer Silah

Devamını Oku
23.03.2026
18 Mart’tan Anafartalar’a: Çanakkale Mustafa Kemal’siz anlatılamaz

1915’te dünyanın en güçlü filosu, sanayileşmiş imparatorlukların çelik zırhlılarıyla Çanakkale Boğazı’na yüklendiğinde onlara komuta edenlerin amacı açıktı: Boğazlar aşılacak, İstanbul düşürülecek, Osmanlı galiplerce paylaşılacaktı.

Devamını Oku
18.03.2026
Gündemi büyüt, gerçeği küçült: Epstein’i unutturma savaşı

Gündemi büyüt, gerçeği küçült: Epstein’i unutturma savaşı

Devamını Oku
17.03.2026
İran, Irak’a benzemez

Condoleezza Rice, “Ortadoğu haritası değişecek” dediğinde yıl 2003’tü.

Devamını Oku
12.03.2026
Missouri’den İncirlik’e

5 Mart 1946. Winston Churcill bu defa ABD’den dünyaya seslenmiş, “Baltık’taki Stettin’den Adriyatik’teki Trieste’ye kadar Avrupa’nın üzerine bir “Demir Perde” indiğini söylemişti.

Devamını Oku
05.03.2026
Sömürgecinin mektubu

Sömürgecilik kaba kuvvetle başlamaz. Önce zihinle başlar.

Devamını Oku
28.02.2026
1993’ün faili, bugünün efendisi

Savaşın ve barışın aktörleri, yöntemleri değişir; tarafları aynı kalır.

Devamını Oku
23.02.2026
Bir demokrasi sorunu: Hizbut Tahrir

Köktendinci Hizbut Tahrir’in uzantısı “Köklü Değişim” grubu Ankara’nın dört bir yanına şeriat ve hilafet çağrıları içeren pankartlar astı.

Devamını Oku
11.02.2026
Gazi Kemal, şu feleğin işine bak!

İhraç edilen beş vatansever teğmenimizden biri İzzet Talip Akarsu hakkında Millî Savunma Bakanlığı yeni bir suç duyurusunda bulunmuş.

Devamını Oku
02.02.2026
Saçlarla sözde Kürdistan’ın sınırlarını örmek

Şimdilerde ‘heval’ dostu kadınlar saç örme videolarıyla YPG/SDG’ye yapılan operasyonlara dikkat çekmeye çalışıyor.

Devamını Oku
29.01.2026
‘Doktor, şimdi sıra sende’

Her şey duvarlara yazılan bu cümleyle başlamıştı: “Doktor, şimdi sıra sende.”

Devamını Oku
23.01.2026
Pudra şekeri

İslamcı basında CHP döneminde açılmış “Uyuşturucu Maddeler İnhisarı” kurulmasını eleştiren haberler kaleme alındığında, tarikatlarla örülü muhitlerinin, sözde dindar çocuklarının malum partileri henüz ortaya dökülmemişti.

Devamını Oku
21.01.2026
Varlık içinde yokluk mu? Çok tanıdık!

Petrolü var, kendi petrolüne hakim değil!

Devamını Oku
14.01.2026
İki yaldızlı ‘pek kötü'

Her şeyi tek tek yaşayamayız. Başkalarının deneyimleri de yaşama ilişkin geniş referanslardır.

Devamını Oku
05.01.2026
27 Aralık'ta, Aralık'ta yeniden "Temsil Heyeti"

​Tarihin kırılma anları vardır: Ulusların kendisine biçilen yazgıları, kaftanları, deli gömleklerini, kefenleri yırtıp attığı anlar.

Devamını Oku
30.12.2025
Sarıkamış Felaketinden sözde demokratik açılıma: Dondurulan devlet aklı

Tarihten çıkarılacak dersleri ancak bu derse girenler bilebilir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yeni bir tür: ‘Barrack-us’

“Devletler arasındaki çıkarları uzlaştırma sanatı” olarak tarif edilen diplomasiyle ülkeler arası diyalogun yapılandırılmasında; bir devletin kimi, nereye, ne zaman gönderdiği son derece önemlidir.

Devamını Oku
15.12.2025
“Lübnanlaşma”: Bir Ülke Nasıl Parçalanır?

“Lübnanlaşma”: Bir Ülke Nasıl Parçalanır?

Devamını Oku
03.12.2025
Levent Kırca olsaydı, o da dosyaları fırlatırdı

Fatih Altaylı’nın tutukluluğuna karar verildi. Hem de 4 yıl, 2 ay hapis cezası kesilerek… Neden? Cumhurbaşkanını tehdit etmekten. Vicdanları sızlatan, kanatan, herkesin tepkisini çekmesi gereken karar ve gerekçesi bu.

Devamını Oku
28.11.2025