Elçin Poyrazlar

18 yıllık *Dislike

11 Temmuz 2020 Cumartesi

Düşünün, 18 yaşındasınız. Hayatınız boyunca tek bir siyasi parti ve lider tarafından yönetilmişsiniz, okulda, ekranlarda ve sokakta aynı ideoloji sürekli karşınıza çıkıyor, böylesi bir ortamda birey olmaya, okumaya, bir meslek bulmaya, ayakta kalmaya çalışıyorsunuz. Geçen hafta sosyal medyada ses getiren ’OyMoyYok’ ve ’18yıllıkdislike’ etiketleri işte bu yeni kuşağın öfkesini bize en berrak haliyle aktardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversite sınavları öncesinde gençler için YouTube üzerinden video konferans düzenlerken öğrencilerin eleştirilerine maruz kalmış, bunun üstüne gençlerin yorum yapmaları engellenmişti.  Yanıt olarak Erdoğan’ın videosu 350 binden daha fazla ‘dislike’, yani ‘beğenmeme’ butonuna basılarak protesto edildi.

Daha yaşlı kuşakların apolitik, bencil ve tembel bulduğu bu yeni kuşağı aslında ne kadar tanıyoruz? 1990’ların ortalarından 2010’ların başları arasında doğan ve Z kuşağı olarak bilinen bu nesil ‘dijital yerliler’ olarak tanımlanıyor.

İnternet, akıllı telefon ve sosyal medya çağının tam ortasında dünyaya gelen Z kuşağı dünyayı geniş bir yelpazeden, anında, karşılaştırmalı izleyerek değerlendirebiliyorlar. Dünya nüfusun yüzde 32’sini oluşturan bu grup küresel anlamda en kalabalık kuşak. Bu önümüzdeki sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimlerin öncülüğünü Z kuşağı üstleneceğinin de bir işareti. 

Kötüleşmeyi görüyorlar

İngiltere’de Varkey Vakfı’nın 2017 yılında Z kuşağı üstüne yaptığı bir araştırma küresel boyutta bu kuşağın yüzde 68’inin genel olarak mutlu hissettiğini, yüzde 51’ine göre en büyük üç sorundan birinin para olduğunu ve yüzde 46’sının okul baskısı yaşadığını ortaya koydu.  Aynı araştırma Z kuşağının yüzde 89’unun kadın erkek eşitliğini, yüzde 66’sının kürtajın yasal olmasını, yüzde 63’ünün eşcinsel evliliğe onay verdiğini ve yüzde 74’ünün LGBT haklarını savunduğunu ortaya çıkardı. Z kuşağının yüzde 42’si dinin hayatlarında önemli rol oynadığını, yüzde 39’u ise hiç rolü olmadığını söylüyor.  Teknolojik gelişmelere inancı ve gelecek konusundaki iyimserliği yüzde 84 düzeyinde olan bu yeni kuşak, yüzde 83 oranında köktencilik, küresel terörizm ve savaşlardan korkuyor. Raporun ülkeler bölümünde Türkiye’de Z kuşağının yüzde 50 oranında mutlu olduğunu, ülkedeki durumun iyi olduğunu düşünenlerin sadece yüzde 28’de kaldığını ve yüzde 53’ünün de dünyanın giderek kötüleştiğine inandığını görüyoruz. 

Özgürlük yanlısı kuşak

Öte yandan raporun en sürprizli yanı Türkiye’deki gençliğin ifade özgürlüğü hakkındaki görüşleri. Bizim Z kuşağımızın yüzde 78’i, bir din ya da bir azınlığa hakaret bile sayılsa ifade özgürlüğünün savunulmasından yana. Bu, rapordaki diğer ülkelere kıyasla en yüksek oran. Milliyetçilik, din, köhne ideolojiler ve eskimiş siyasi hamlelere prim vermeyen, özgürlükçü, adalet ve eşitlik söylemlerine sadık, haksızlığa tepkisini anında koyan ve kendi hayat tarzını korumak isteyen bir kuşağın ayak seslerini duyuyor gibiyim. Onlar boş nasihat almak ve yönetilmek istemiyor. Getirecekleri önlenemez değişim dalgasına ayak uydurmanızı yoksa yollarından çekilmenizi istiyorlar. 



Yazarın Son Yazıları

Kanamak ya da kanamamak? 17 Eylül 2020
Tetiği çektim Yoongi 7 Eylül 2020
Rejim ve çocuklar 3 Eylül 2020
İpek... 26 Ağustos 2020
Sütyen 21 Ağustos 2020
Pembe Forma 10 Ağustos 2020
Öteki anneme veda 8 Ağustos 2020
O sırada siz… 4 Ağustos 2020
İyi ki Ayasofya var 12 Temmuz 2020
18 yıllık *Dislike 11 Temmuz 2020
‘Sembolik 2 bayan’ 5 Temmuz 2020
Korona mültecileri 27 Haziran 2020