Boğaziçi direnişinde kim kimden yana? İki mektup

09 Şubat 2021 Salı

Boğaziçi’nde, öğrencilerin ve öğretim elemanlarının, Üniversitenin geleneklerine aykırı olarak atanan Rektörü protesto etmelerini iktidar, “Teröristlerin” işi olarak niteledi.

Çünkü bu direniş, kamuoyunda, iktidarın beklemediği oranda bir destek buldu.

Bunun üzerine, iktidar, hem barışçı ve demokratik olduğu için suç teşkil etmeyen protesto eylemlerini hem de bunlara verilen desteği engellemek için, yargıya “Terörist” suçlamasını işaret etti ve yargı derhal bu konuda tutuklamalara başladı.

Bu arada Cumhurbaşkanına öğrenciler adına yazılan açık mektubun Sosyal Medya’da yayımlanması nedeniyle öğrenci Beyza Buldağ tutuklandı.

Elbette, bütün dünyanın gözü önünde cereyan eden bu olaylar tarihe de geçiyor ve (önünde sonunda değil) eninde sonunda kimlerin haklı, kimlerin haksız olduğu “Türkiye’deki Demokrasi Serüveninin” önemli noktalarından biri olarak, sadece milli belgelerde değil, milletlerarası arşivlerde de kayda geçecek.

Sanıyorum, yukarıda sözünü ettiğim mektuba ek olarak bugünlerde yayımlanan iki mektup, kimlerin hangi tarafı savunduğunu göstererek olayın genel niteliği hakkında bir hayli fikir veriyor!

***

Birinci mektup, Alaattin Çakıcı’nın sosyal medya hesabından el yazısıyla yayımlandı:

Çakıcı sonuna imzasını attığı mektupta “terörist” öğrencilerin “Cumhur İttifakı’na zarar vermek” için rektör olarak atanan Melih Bulu’yu istifaya davet ettiğini savundu.

Mektubunun sonunda Çakıcı Melih Bulu’ya şöyle seslendi:

Lütfen istifa etmeyin, istifa ederseniz bu terörist öğrencilerin önünü açarsınız.

Bu kutlu ittifakta gedik açmaya hakkınız yok.

Arkanızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve aziz milletimizin olduğunu unutmayınız.

***

Bu mektubun sahibi Alaattin Çakıcı hakkında Wikipedia Ansiklopedisi’nin Alaattin Çakıcı maddesindeki bilgiler şöyle:

Gazeteci Hıncal Uluç’u yaralamaya azmettirmek davasında üç yıl dört ay hapis cezası verildi.

On beş kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan Karagümrük Spor Kulübü Lokali’ne yönelik 26 Mart 2000 tarihinde düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili davada, “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek” suçundan üç yıl dört ay, müessir fiile azmettirmekten de on dört yıl dokuz ay cezaya çarptırıldı. Yargıtay, çete suçundan verilen cezayı onarken müessir fiile azmettirme cezasında usul eksikliği buldu.

Borsacı Adil Öngen’in arabasının kurşunlanmasıyla ilgili olarak on yıl on ay cezaya çarptırıldı.

Uludağ’da 1995 yılında eski eşi Nuriye Uğur Kılıç’ın öldürülmesi olayında azmettirici olduğu iddiasıyla yargılandı ve 2006 yılında Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından önce ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Kılıç’ın Çakıcı’ya söylediği “Öcalan senden daha şerefli” sözü nedeni ile tahrik indirimi yaptı ve neticede Çakıcı’ya on dokuz yıl iki ay hapis cezası verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle on ay hapis cezası verildi.

10 Ekim 2020’de yeğeni Adem Çakıcı’yı öldürtmeye azmettirmeye teşebbüs suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Alaattin Çakıcı, 15 Nisan 2020 Tarihli ve 31100 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ilgili yasa değişikliği kapsamında hükümlü bulunduğu Sincan L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildi.

Tahliyesinde siyasal gücünü kullanmış olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kendisinin “Dava arkadaşı” olduğunu ilan ederek Çakıcı’ya destek verdi.

***

İkinci mektup 147 edebiyatçı ve yazar tarafından yayımlandı.

Bu mektupta şöyle deniliyordu:

En üst kamu otoritelerince kullanılan nefret söylemi, öğrencilerin terörist diye yaftalanması, hukuksuz gözaltılar ve polis şiddeti ülkemizin anayasal bir hukuk devleti olmaktan çoktandır uzaklaştığının yeni bir kanıtıdır.

Bizler, günlerdir direnenlerin ölü kelimelerin yükünü aldığını, dili canlandırdığını, tahakkümün pasını silip attığını, ülkenin önünde bin bir olasılıkla dolu yollar açtığını görüyoruz. Edebiyatçılar olarak bu şenliğe coşkuyla katılıyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin yanındayız. Zulme ve baskıya boyun eğmeyeceğiz. Aşağı bakmayacağız.

Bu bildiriyi imzalayanlar arasında:

Ahmet Ümit, Aslı Erdoğan, Ataol Behramoğlu, Atilla Dorsay, Ayfer Tunç, Ece Temelkuran, Elçin Poyrazlar, Elif Şafak, Eren Aysan, Erendiz Atasü, Ferhan Şensoy, Gün Zileli, Güray Öz, Haydar Ergülen, Hidayet Karakuş, İhsan Oktay Anar, İnci Asena, Irmak Zileli, Mehmet Yaşın, Murathan Mungan, Necmiye Alpay, Nevzat Çelik, Orhan Alkaya, Orhan Pamuk, Oya Baydar, Öner Yağcı, Pınar Öğünç, Tarık Günersel, Turgay Fişekçi, Yaşar Seyman, Yekta Kopan, Yiğit Bener, Zeynep Altıok, Zeynep Oral, Zülfü Livaneli vardı.

Görüldüğü gibi imzacılar arasında her görüşten her “mahalleden” ünlü yazarlar ve edebiyatçılar var!

Sanıyorum bu iki mektup, Boğaziçi Direnişi’ni destekleyenler ve ona karşı çıkanlar konusunda bilgi vermek açısından tarihsel bir öneme sahip!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları