Feodal kültür, otoriter siyaset ve adalet

Feodal kültür, otoriter siyaset ve adalet

07.11.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Soru: Feodal kültür ve otoriter siyaset, siyasetin emrine alınan adaletle birleşince, toplum ve devlet ne olur?

Yanıt: Devlet de toplum da çağdaş niteliklerini kaybeder ve yeniden, bir reisin emrinde bir aşiret olur!

***

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu KCDP, Ekim 2021 Raporu’nu açıkladı:

Ekim ayında 18 kadın katledilmiş, 19 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetmiş.

Katledilen 18 kadından 6’sı boşanmayı istemek, barışmayı, evlenmeyi veya ilişkiyi reddetmek gibi bahanelerle öldürülmüş:

Ekim ayında öldürülen 18 kadının 11’i evli olduğu erkek, 3’ü birlikte olduğu erkek, 1’i oğlu, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 1’i akrabası tarafından katledilmiş.

Kadınların 13’ü evinde, 2’si arabada, 1’i sokak ortasında, 1’i işyerinde, 1’i avukatlık bürosunda, yani kadınların yüzde 72’si evlerinde öldürülmüş.

Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe, adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet sürmeye devam edecektir.

***

Kendisine şiddet uygulayan ve fuhuşa zorlayan eşini öldürdüğü için 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Çilem Doğan’ın cezası Yargıtay tarafından onandı.

Hapse girecek olan Çilem Doğan karara karşı “Siz 8 yaşındaki bir çocuğu ve bütün kadınları hapsettiniz. Erkek adaletten bir şey beklemedik, beklemiyoruz” dedi.

Çilem Doğan, Yargıtay tarafından cezası kesinleştirilene kadar 50 bin lira kefaletle serbest bırakılmıştı.

Şimdi yeniden hapse girecek.

Ece Piroğlu’nun haberine göre, Çilem Doğan’ın avukatlarından İsa Ayanoğlu şöyle demiş:

“Yerel mahkemenin kararı, açık ve yanlışları olan çok kötü bir karardı. Bu kararı Yargıtay 5’te 3 çoğunlukla onadı.

Kadına şiddet dosyalarında gördüğümüz o erkek egemen bakış açısını burada da görmüş olduk.

Kararın onanması, erkek şiddetini özendirici olmuştur.”

Avukat Ayanoğlu, karar düzeltme için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuracaklarını ayrıca Anayasa Mahkemesi’ne gitme imkânları olduğunu da belirterek tüm yolları deneyeceklerini söylemiş.

Avukat Ayşe Zilan ise “Çilem o gün eşini öldürmeseydi belki de kendisi ölecekti” demiş.

Sosyal medya hesabından mektup yayımlayan Çilem Doğan da “Biz kadınlar ‘kirpiğimiz yere düşmesin’ diye omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Kızım Mina Su, siz kadınlara emanet. Kadın mücadelesi kazanacak” demiş.

***

Başak Demirtaş, eşi Halkların Demokratik Partisi, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun beşinci yılında bir mesaj yayımladı ve özetle şöyle dedi:

“İki yıldır açık görüş yapamıyoruz.

Demokrasi ve hukuk yoksa, barış yoksa ekmek de olmuyor.

Düşünün ki, Selahattin ve arkadaşları haksız yere hapse konuldukları gece dolar 3 lira civarındaydı. Bugün, ülkedeki bütün hukuksuzlukların yol açtığı ekonomik çöküş nedeniyle dolar şu anda 9.5 lira civarında.

Sadece bu kadar da değil. Kutuplaşmayı derinleştirdiler. Komşuyu komşuya kötü gözle bakar hale getirdiler.

Her şeye rağmen, geçtiğimiz beş yıl boyunca umudumuzu hiç yitirmedik. Ne irademiz kırıldı ne inancımız.

Adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin çok uzak olmadığını biliyoruz.”

***

Dört yıldır hapiste olan ve tahliye kararından sonra, tahliye edilemeden tekrar hapsedilen Osman Kavala da bir mesajı yayımladı:

“Pazartesi günü Silivri Cezaevi’nde dördüncü yılım tamamlandı.

Bu süre içinde, sadece cezaevinde olduğum için kendi hayatımı yaşama imkânımı kaybetmekle kalmadım, hedef gösterildiğim ve kamuoyunda hakkımda ‘karanlık’ ve ‘kötü’ bir insan izlenimi yaratılmaya çalışıldığı için, kendi gerçekliğim de tahrif edildi.

Hayatımın dört yılını kaybettikten ve bir ‘memleket sorunu’ haline geldikten sonra, teselli bulabileceğim şey, yaşadıklarımın yargıdaki sorunlarla yüzleşilmesine katkıda bulunması ve benden sonra yargı karşısına çıkacak olanların daha adil bir muamele görmeleri ihtimalidir.”

***

Sevgili okurlarım, erkek egemen feodal kültür ile otoriter siyaset birlikte, bu siyasetin emrine sokulan yargı ile bütünleşince yukarıdaki gibi olaylar yaygınlaşıyor ve devlet de toplum da yüzyıllarca geriye giderek yeniden aşiret yapısına dönüşüyor.

Örgütlü suç liderlerinin hapisten çıkarılması, çocuklara taciz/tecavüz sanıklarının ve kadın katillerinin bir kısmının hak ettikleri cezalardan yakalarını sıyırması...

AİHM kararlarına rağmen tahliye edilmeyenlerin, ağır hastaların, hamile ve lohusalarla, bebeklerin hapiste kalması...

Ayrıca, cezaevleri dışında cezalandırılan KHK’lilerin de varlığı...

Ve bütün bunların kamuoyu vicdanını sızlatması...

Otoriter siyaset ile feodal kültür birlikteliğinin yargıyı ele geçirmesinin trajik sonuçlarıdır.

Bu yozlaşmanın çaresi “Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ne dayalı “Parlamenter Demokrasi”nin, güçlendirilmiş olarak yeniden kurulması ve işletilmesidir!

Yazarın Son Yazıları

CHP davası: Bir 'anayasa darbesi!'

Salı günü Özgür Özel’in yaptığı konuşma haklı olarak gündemin başına oturdu. “Haklı olarak” diyorum çünkü bu konuşma aslında bir “Anayasa Darbesi” açıklamasıydı: İktidarın yargı eliyle yaptığı bir “Anayasa Darbesi!”

Devamını Oku
19.03.2026
İddialar abartılı: Ya savunmalar?

Dün, Silivri’de, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu “Suç örgütü lideri” olarak suçlayan iddianameyle açılan davanın, ikinci hafta başındaki ilk (sözde) duruşması yapıldı ve medyaya yansıyan haberlere göre yaklaşık 7 dakika sürdü.

Devamını Oku
17.03.2026
CIA ajanı başkan olduğunda...

Bay N’nin gerçek yaşamöyküsü Brecht’in Hitler’i eleştirmek için yarattığı kurgusal tiyatro karakteri Arturo Ui’yi bile gölgede bırakır...

Devamını Oku
15.03.2026
İç cepheyi güçlendiren destan

İran’a da sıçrayan sıcak savaş, Türkiye’nin “Ortadoğu Bataklığı”na girmesinin ne denli sakıncalı olduğunu, İktidara bir kez daha anımsatmış görünüyor.

Devamını Oku
13.03.2026
Üçüncü darbe: 12 Mart

Bugün, ülkemizi bu karanlık döneme taşıyan “12 Mart 1971 Darbesi”nin 55. yıldönümü.

Devamını Oku
12.03.2026
Dava: İktidarın iletişim felaketi

Bir halk, bir iktidardan ne bekler?

Devamını Oku
10.03.2026
En korkunç yalan ve yalancı

Sizce en korkunç yalan hangisidir?

Devamını Oku
08.03.2026
Savaşa çare: 4 ülkede seçim!

Ortadoğu’daki savaşa ve bu savaşın ülkemize bulaşma olasılığına karşı tek çare, ABD, İsrail, İran ve Türkiye’deki seçimlerdir!

Devamını Oku
06.03.2026
Türkiye’ye füze düşerken, emperyalizmle savaş?

Bir İran füzesinin Türkiye’ye düştüğü sırada bir okurum soruyor: “ABD, İran’daki ‘Molla Diktatörlüğüne’ saldırdı.

Devamını Oku
05.03.2026
Savaşın tetikçisi ve asıl amacı

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı, “Büyük Ortadoğu Savaşı”nın günümüzdeki son aşamasıdır.

Devamını Oku
03.03.2026
Emperyalizm, Lumumba, Musaddık, Allende ve Atatürk

ABD ve İsrail, İran’a saldırıyı başlattı.

Devamını Oku
01.03.2026
Statü: Anzaklılaştırma bakanlığı

Ey Okur Bu yazı, son yıllardaki akıl almaz trajik olayların yaktığı beynimin ürettiği bir İRONİ yazısıdır.

Devamını Oku
27.02.2026
Laiklik sadece devletin değil toplumsal barışın da temelidir

“Siyaset” ya da “Politika”; biri Osmanlıcadan biri Batı dillerinden gelen aynı anlama sahip iki sözcüktür.

Devamını Oku
26.02.2026
En korkunç darbe yargı eliyle laikliğe karşı darbedir!

Çağdaş Demokratik Devlet, kültürel, mukaddes ırk ve inanç kimlikleri ne olursa olsun, bütün vatandaşlarına eşit muamele eden devlettir.

Devamını Oku
24.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da ‘vicdan’ları vardır (3)

Bu üç yazılık diziyi, Sosyal Psikolojik temellere dayanarak “Grup Baskısı” kavramı ve kimi zaman onunla çatışan “Bireysel Vicdan” hakkındaki bilgilere dayanarak yazdığımı açıklamalıyım...

Devamını Oku
22.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır! (2)

“Komisyon”un raporuna ilişkin “Vicdani” soruları da Pazar gününe bırakarak...

Devamını Oku
20.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır (1)

ÖNCE VİCDAN KAVRAMINI TANIMLAYALIM...

Devamını Oku
19.02.2026
Faşizmi siyaseten öldüren, onun ‘mutlak egemenliği’dir!

Tarih, Sosyoloji (Toplumbilim) ve Siyasal Bilim bize bütün Faşist Liderlerin ve Faşist Rejimlerin hem insanlık tarihinden hem insanlık değerlerinden, hem de kendi toplumsal ve kişisel gerçekliklerinden de kopmuş olduklarını gösterir.

Devamını Oku
17.02.2026
Adalet, bilim ve özgürlük, yok edilemez ki! (3)

Korku ne?

Devamını Oku
15.02.2026
Bilim karşıtlığı-2: Rasathane, güvercin ve katledilenler

Unutmayalım: Türkiye bugünlere cinayetlerle ve darbelerle getirildi ve YÖK de bir askeri darbe kurumudur!

Devamını Oku
13.02.2026
Üniversite çökertilirse gelecek kalmaz!

Son kabine değişikliği, seçimlere giderken ortamın daha gerileceğinin işareti olarak görülüyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Sami Selçuk: ‘Kaba güç ölümcüldür!’ (8)

Cumhurbaşkanı, Türkiye genelinde toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirtmiş.

Devamını Oku
10.02.2026
Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Devamını Oku
08.02.2026
Laik hukuk yoksa ne ‘süreç’ olur, ne ‘açılım’ ne de ‘barış’! (6)

DÜN 5 ŞUBAT LAİKLİK GÜNÜYDÜ!

Devamını Oku
06.02.2026
Hukuksuzluk en çok iktidara ve topluma zarar verir (5)

Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!

Devamını Oku
05.02.2026
Hukuksuzluk yapanlar hapisteyken... (4)

HUKUKSUZLUK, sadece devletin değil, toplumun da altını oyuyor: Adalet, güvenlik, ekonomi, iş hayatı, aile, günlük yaşam, ahlak, nezaket, terbiye, geleceğe umut, bütün değerler, kurallar, güvenceler yerle bir oluyor...

Devamını Oku
03.02.2026
Yemin, ahlak, hukuk, namus ve şeref (3)

Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.

Devamını Oku
01.02.2026
Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Devamını Oku
30.01.2026
Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi...

Devamını Oku
29.01.2026
Engellenen on parmak mucizesi

Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu’yu bir devrimci olarak anmak

Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.

Devamını Oku
25.01.2026
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı

ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.

Devamını Oku
23.01.2026
Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026