Erdal Sağlam

Bankalar için çalan alarm zilleri duyulmaya başlandı

08 Nisan 2021 Perşembe

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin dünkü grup toplantısında CHP’nin ekonomik eleştirilerine karşı savunma yaparken, bankacılık sisteminin ne kadar güçlü olduğuna değindi. Bu açıklamanın uluslararası kuruluşların bankacılık için alarm zillerini çalmaya başladığı döneme denk gelmesi dikkat çekiciydi.

Uluslararası değerlendirme kuruluşlarından Fitch, araştırma raporunda “Merkez Bankası’ndaki başkan değişiminden sonra Türk bankaları için refinansman riskinin arttığı”na dikkat çekti. Bankaların kısa dönem borçlarının arttığını hatırlatan Fitch, 2020 sonunda Türk bankalarının 2019’dan daha az dış borca sahip olduklarını ama kısa vadeli dış borç oranlarının 2019’a göre arttığını söyledi. TL’deki zayıflamanın ve enflasyonun devamı halinde dolarizasyonun artabileceğini kaydeden Fitch, güvendeki zayıflama ve şirketlerin nakit sıkıntılarının döviz mevduatlarında azalmaya ya da istikrarsızlığa yol açabileceğini söyledi. Kasım-mart arasındaki ortadoks ve şeffaf politikaların risk primlerini azalttığını, sermaye girişini artırdığını, refinansman risklerini azalttığını ve TL’ye değer kazandırdığını hatırlatan kuruluş, başkanın değişimi sonrası Türk bankaları için refinansman riskinin ve risk priminin yükseldiğini kaydetti. 2021’in ilk çeyreğinde bazı bankaların dış borçlarını artırdığını belirten Fitch, dış borçlanma maliyetinin artmasıyla birlikte Türk bankalarının döviz cinsinden ihraçlarının yakın vadede azalmasını beklediğini belirtti.

Fitch’in uyarısı bankalarla ilgili ilk uyarı değil. Ağbal’ın görevden alınmasının ardından sektörle ilgili analiz yayımlayan Reuters, Türkiye’deki bankaların yabancı para birimli tahvillerinin değer kaybetmesinin muhtemelen borçlanma maliyetlerini yükselteceğine işaret etmiş, kamu bankaları VakıfBank ve Ziraat Bankası’nın 2026 vadeli tahvil getirilerinin şubat ayında yüzde 5 seviyesindeyken yüzde 8’e yükseldiğini, İş Bankası’nın 2028 vadeli tahvillerinin de yüzde 6’dan yüzde 11’e çıktığını belirtmişti. Capital Economics’in hesaplamalarına göre Türkiye’deki bankaların önümüzdeki 12 ay içerisinde ödemesi gereken 89 milyar dolar tutarında borcu bulunduğu, bu rakamın ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 12.5’ine denk geldiği, nisan ve mayıs aylarında bu rakama 7 milyar dolar daha ekleneceği belirtilmişti.

Diğer kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s de başkanın değişiminin bankaların kredi notunu negatif etkileyeceğini, bu durumun borçlanma maliyetlerini artırıp bankaları kısa vadeli borçlanmaya yönelteceğini belirtmişti.

Özetle; bankaların nisan dahil önümüzdeki üç ayda yoğunlaşan sendikasyon kredilerinin zora gireceği anlaşılıyor. Konuya ilişkin konuştuğum bankacılar, zor bir dönem olacağını, sendikasyonların çevrilmesinde sıkıntı beklemediklerini ama borçlanma maliyetlerinin artmasının kaçınılmaz olacağını söylediler. Ağbal döneminde daha ucuz borçlanma için koşulların oluştuğunu, şimdi bu avantajın kaybolduğunu belirtirlerken, maliyet çok yüksek olursa geri ödemeden daha az borçlanma yoluna gidilebileceğini de kaydettiler.

BANKACILAR KARAMSAR

Naci Ağbal ve son olarak Ziraat Bankası Hüseyin Aydın’ın görevden alınmaları sonrası bankacıların karamsarlığının iyice arttığını gözlüyoruz. Dış borçlanma sıkıntılı ama asıl sıkıntıyı uygulanan yanlış ekonomi politikaları sonucu makroekonomik dengelerdeki bozulma ve uluslararası güven kaybında görüyorlar. Özkaynakların eridiği, özkaynak kârlılığının çok azaldığı, yönetimin faturayı bankalara çıkarma anlayışının devam ettiği bu dönemden çok tedirginler. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünkü konuşmasında, sektörün 2002 yılı sonunda yüzde 17.5 seviyesinde olan takipteki alacak oranının, bu yıl şubat ayında yüzde 4 seviyesine indiğini, aynı dönemler itibarıyla özkaynakların 23.3 milyar liradan 780 milyar liraya yükselmesini övünerek söyledi. Sektörün döviz pozisyon açığı olmadığı gibi, yaklaşık 6 milyar dolar fazlasının mevcut olduğunu da kaydetti.

Her şeyden önce 2001 reformlarının o dönemki biriken pisliği temizlediğini, şimdi yeniden aynı noktaya dönülmesinden korkulduğunu hatırlatmak gerek. Herkes biliyor ki BDDK’nin ötelediği batık kredi standartları nedeniyle asıl tabloyu 2021 Eylül bilançolarından sonra görmeye başlayacağız. Bankaların ihtiyat için ayırdıkları karşılıklar yüksek ama reformlarda söz edilmeyen batık sorunu önümüzdeki yıllarda çok sorun yaratacak.

Özkaynaklara gelince; 19 yıllık karşılaştırmanın TL bazında yapılamayacağı çok açık. Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın’ın, Bankalar Birliği Başkanı olarak yaptığı son konuşmada, “Ben göreve geldiğimde özkaynaklar 10 milyar dolardı, şimdi 8 milyar dolar” dediğini hatırlatmak bence yeterli.

Evet, sektörün döviz açığı yok, fazlası var ama bu durum iktidardan değil, ihtiyatlı davranan bankacılardan kaynaklanıyor. Albayrak dönemi kamu bankalarına el altından döviz sattırmak için yüksek döviz açıkları yaşatıldığını, Ağbal gelince açıkların kapatıldığını, henüz kimse unutmadı. İşin kötüsü; kamu bankaları yönetim değişikliklerinden sonra yeniden döviz açığı vermeye başladılar. 

Ekonomiyi istikrarsız kılan anlayış değişmedi.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları