Erdal Sağlam

‘İtibardan tasarruf’ tedbirlerde yer alacak mı?

09 Mart 2021 Salı

Küresel piyasalardaki gelişmeler, TL’nin yeniden değer kaybetmesine yol açıyor. Kasımdan bu yana piyasalarda kaydedilen iyileşmeyi kaybetmemek için Merkez Bankası bu ay da faiz artırmak zorunda kalabilir. Bugün açıklanması beklenen ekonomik reformların kapsamı ise hem ekonomik gidişat hem de yeni faiz artışları üzerinde etkili olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni ekonomi yönetimi atamalarıyla birlikte, ekonomi ve hukuk reformları yapılacağını açıklaması tüm ekonomi çevrelerinde memnuniyet yaratmıştı. Eski ekonomi bakanını ısrarla savunması, faiz söylemine devam etmesi, bu arada içeride polisiye tedbirlerin artırılıp milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının gündeme getirilmesi ise iyimser havayı dağıttı. Geçen hafta açıklanan hukuk reformlarında yeni bir şey bulunmaması, uygulamada demokrasiyle uyumlu olmayan polisiye tedbirler ve yargı kararları, “reformların içinin baştan boşaldığı” yorumlarını artırdı.

Şimdi sıra bugün açıklanacak ekonomik reformlara geldi. Şimdiye kadar yapılan açıklamalara bakacak olursak, Türkiye’de yabancıların yatırım yapmalarını özendirecek bürokratik ve idari düzenlemelerin reform kapsamında ağırlık taşıyacağı anlaşılıyor. Bunun yanında “mali disiplini kuvvetlendirme” başlığı altında 2. el otomobil başta olmak üzere, yeni vergilerin getirilmesi, bazı mevcut vergilerin artırılmasına yapılacak düzenlemelerde yer verilmesi bekleniyor.

Daha önce Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde hazırlanan taslaklarda kamu ihale düzenlemesinde, AKP iktidarı döneminde delik deşik hale getirilmiş hukuki düzenlemelerin yeniden elden geçirilip tanınan bazı istisnaların iptal edileceği, bir ölçüde eski sisteme dönüleceği bilgileri yer alıyordu. Ancak “sermaye transferinin bir aracı olarak kullanılan” bu istisnalarda fazla değişiklik olacağını beklemiyor, bazı göstermelik geriye dönüşlere düzenlemede yer verileceğini tahmin ediyoruz. Bunların en önemlisinin de yine yabancı sermayenin gelişini teşvik etmek için ihalelerdeki yabancı firma katılımlarına getirilen ayrımcı düzenlemeleri temizlemek olacağını sanıyoruz. 

Bir ara gündeme gelen düzenleyici kurumların bağımsızlığı için adımlar atılması konusunda da yine baştan beri iyimser değiliz. Çünkü iktidarın başından beri düzenleyici kurumlara, “Küresel uyum kurallarını Türkiye’ye uyarlayan, konulan kuralları denetleyen birer bağımsız kurum olarak ülkenin küresel rekabet gücünü artırmak” anlayışı yerine, “Siyasi iktidara mutlak bağımlı, birer bakanlık genel müdürlükleri gibi görme” eğiliminde olduğu çok açık. Bu nedenle bağımsız kurumlar konusunda da birkaç göstermelik madde yer alsa bile önemli bir değişiklik beklenmiyor. 

Peki, gerçekten “ekonomik reform” denilebilecek yapısal tedbirler, ülke ekonomisinin geleceğini belirleyecek kadar önemli ekonomik düzenlemelere, açıklamada yer verilecek mi? Şimdiye kadar sızan bilgilere bakarsak; böyle radikal, reform niteliğinde bir düzenleme beklenmiyor.

ALTYAPI PROJELERİ, SARAYLAR...

Halbuki piyasaların ve iş çevrelerinin bugün açıklanacak düzenlemeleri, gerçekten reform kapsamında görebilmeleri için çok daha radikal ve sembolik anlamı olan düzenlemelere yer verilmesi gerekiyor.

Bunlardan biri, Türkiye ekonomisinin geleceğini ipotek altına alan, geçiş ve hasta garantili büyük altyapı projelerinin mevcut yapısı. Bunlara yapılacak Hazine ödemeleri başta olmak üzere, tanınan ayrıcalıkların gözden geçirilmesi önemli bir reform sayılabilir. Ancak bu konuda bir umut gözükmüyor.

Hükümetin, önceliği olmayan altyapı yatırımlarını erteleme veya iptal etmesi de ekonomik gidişat açısından yararlı olacaktır. Pandemi sürecinde kaynak aktarılması gereken mağdur toplumsal kesimler çok artmasına rağmen, önceliği olmayan altyapı yatırımlarında ısrar edilmesi, ekonomik anlayışın değişmediğinin ispatı olacaktır. Örneğin “inadına yapıldığı” söylenen Kanal İstanbul projesinin iptal edilmesi ya da birkaç yıl ötelenmesi yönünde alınacak bir karar bile piyasalarda coşku yaratacaktır.

Yanı sıra kamuda yapılacağı söylenen tasarrufun devleti yönetenlere uygulanmaması halinde tedbirlerin inandırıcılığının azalması kaçınılmaz. Örneğin yoğun olarak gündeme gelen, son olarak KKTC’ye bile bu konuda ödenek ayrılan, Cumhurbaşkanlığı saraylarına yapılan harcamalar, çok sayıdaki özel makam uçaklarının varlığı, devam eden lüks taşıt alımları bu tasarruftan payını alacak mı? 

Yani “itibardan tasarruf olmaz” denilerek devam edilen, yöneticilerin aşırı harcamalarında tasarruf yapılıp yapılmayacağı, açıklanacak mali tedbirlerin inandırıcılığı açısından büyük öneme sahip olacak.

Aksi takdirde hukuk reformu gibi ekonomik reform açıklamasından beklenen olumlu algı oluşturulamaz. Aksi takdirde Batı ile ittifakın güçlendirilmesi ve buna bağlı yabancı sermayeyi ülkeye çekme niyeti hayata geçirilemez.

Aksi takdirde parasal tedbirler gerekli mali tedbirlerle desteklenemeyecek, Merkez Bankası enflasyonu istediği ölçüde ve zaman aralığında düşüremeyeceği için daha uzun süre ve yüksek oranda faiz artırmak zorunda kalacaktır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları